Kış hastalıklarına karşı 70 santim kuralına dikkat
- Expomed Eurasia33. Kez Kapılarını Açtı - 16 Nisan 2026
- Ses sağlığı için düzenli uyku… - 16 Nisan 2026
- IDEX İstanbul Uluslararası Dental Fuarı kapılarını açtı… - 15 Nisan 2026
Şu sıralar en sık duyduğumuz ses ”öksürük, aksırık ve hapşırık”… Çünkü kış mevsiminde her 5 kişiden birinde gribal enfeksiyon görülüyor. Bu ses aynı zamanda önlem alınmadığı takdirde bulaşıcı hastalıkların da yayılmasına neden oluyor. Korunmak için ilk yapacağımız şeylerden biri, sık sık elleri yıkamak. Bir diğeri ise öksüren, aksıran kişilere fazla yaklaşmamak. Uzmanlara göre, insanlarla temasta bulunduğumuz mesafenin 70 santim olmasına dikkat etmek.
![]()
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları, Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, kış mevsiminde her 5 kişiden birinde gribal enfeksiyon görüldüğüne, geri kalan kişilerin de buna bağlı diğer enfeksiyonlara yakalandığına işaret etti. Kış hastalıklarından korunmak için neler yapılabileceğine ilişkin önerilerde bulundu.
Elleri yıkamak ve her gün duş almak: Günlük yaşamda en kirlenen organlarımız ellerimiz. Tuvalete girmeden önce ve çıktıktan sonra, yemekten önce ve sonra, toplu taşıma araçlarından inip eve ya da ofise varınca, para ya da gazete gibi genel kullanıma açık nesnelere dokunduktan sonra mutlaka ellerimizi yıkamamız gerekiyor. Yapılan çalışmalar, iyi yıkanmış ellerin bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemede etkili olduğunu gösteriyor. Ayrıca, kışın daha az banyo yapmamız gerekmiyor. Eğer koşullar uygunsa, üşümüyorsak her gün duş yapmamız önemli.
![]()
Uykusuz kalmamak: Fiziksel olarak sağlıklı ve dinç olmamız için uykumuzu tam almamız gerekiyor. Bağışıklık sistemimiz uyku sırasında kendini yeniliyor. Bağışıklık sistemimizin kendini onarması için her gece en az 4-5 saat kesintisiz uyumamız şart.
Yakın temasta bulunmamak: Toplum olarak öpüşerek sarılarak selamlaşmaktan hoşlanıyoruz. Ancak bu durum özellikle kış mevsiminde hastalıkların bulaştığı kişi sayısını artırıyor. Dolayısıyla iletişim halindeyken mesafenin 70 cm olmasına özen göstermeliyiz. Böylece birbirimizi daha az hasta ederiz.
Karbonhidrata yüklenmemek: Bağırsağımızda bulunan dost bakteriler diye tabir ettiğimiz probiyotikler, prebiyotiklerle besleniyor. Prebiyotikleri de çeşitli meyve ve sebzelerden alıyoruz. Dolayısıyla bağırsaklarımızda yeteri kadar probiyotik olursa bağışıklık sistemimiz de gücünü koruyor. Kışın karbonhidrat ağırlıklı beslenmek bu sağlık zincirini koparıyor.
Her gün bir elma ya da onun hacmine yakın bir portakal ya da iki mandalina veya bir muz tüketilebilir. Ayrıca mutlaka sebze yemeği de olmalı. D, A, E ve B12 vitaminleri bağışıklık sistemimiz açısından önemli. Günde 150 gram yoğurt tüketimi, hem bu vitaminleri almamızı sağlar hem de protein, kalsiyum ve probiyotik ihtiyacımızı karşılar. Bir de bizim geleneksel beslenme alışkanlığımıza pek uygun olmasa da yulaf ezmesini tüketmenizi öneririm. Yulaf çok önemli bir prebiyotik kaynağı çünkü. Sabahları güne sıcak bir yulaf ezmesi ile başlamak da çok iyi olabilir.
Sigara içmemek:Özellikle kış mevsiminde sigara içmek bronşlarımızda bulunan silia adını verdiğimiz küçük kılcıkları felç ediyor. Bronşların havayla birlikte aldığımız mikropları, partikülleri dışarıya atma yeteneğini köreltiyor. Sigara içmek kişiyi enfeksiyona açık hale getiriyor.
Aşırı yorucu hareketler yapmamak: Hareketsiz kalmak kadar aşırı yorucu hareketler ve yoğun sportif faaliyetler de kışın sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor. Aşırı yorucu hareketler özellikle soğuk havada spor yapmak, ağzımızdan nefes almaya bağlı olarak ciğerlerimizi üşütmemize yol açabiliyor. Bu nedenle kışın sporu günde 20 dakika yürüyüş yapmakla sınırlı tutulmalı.
Tek kat giyinmemek: Tek kat giyinmek, ortamlar arası değişen hava sıcaklığına uyum göstermemizi önlüyor. Eğer kat kat giyinirsek, bir ortamdan diğerine geçerken üzerimizdekini çıkarıp, kendimizi mevcut ısıya uyduruyoruz. Bu da vücut sıcaklığımızı korumamızı sağlıyor.