Bu baklagili, 2 yaşına kadar çocuğunuza vermeyin…
- Gebelik şekeri bebekler için tehlikeli mi? - 22 Ocak 2026
- Donuk omuz kadınlarda neden sık görülüyor? - 21 Ocak 2026
- Tohum Otizm Vakfı’nın Yeni Genel Müdürü Seda Köknel oldu - 20 Ocak 2026
Kuru baklagiller, çocuklar için sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası. Ancak uzmanlar, bazı baklagillerin özellikle 2 yaşından küçük bebeklere verilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.
![]()
İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, baklanın, 2 yaşından küçük bebekler için kesinlikle kaçınılması gereken baklagiller arasında yer aldığına işaret etti.
”Favizm adı verilen bir hastalığın tetikleyicisi olabilir”
Bakla, 2 yaşından küçük bebekler için kesinlikle kaçınılması gereken baklagiller arasındadır. Bakla, favizm adı verilen bir hastalığın tetikleyicisi olabilir. Favizm, glukoz 6 fosfat dehidrogenaz (G6PD) adlı enzimin eksikliği nedeniyle ortaya çıkmaktadır. G6PD eksikliği, özellikle 2 yaş altı bebeklerde yaygın olarak görülür ve bakla tüketimi, kırmızı kan hücrelerinin aniden parçalanmasına yol açarak, ciddi kansızlık nedeni olabilir. Favizm durumunda hayatı tehdit edebilecek bir anemiyle karşılaşılmaktadır.
Soya fasulyesi…
Soya fasulyesi de içeriğindeki östrojen ön maddeleri sebebiyle çocukluk çağında tüketimi
sınırlandırılması ve aşırıya kaçılmaması gereken bir besindir.
2 yaşından sonra…
Tüm baklagil türlerini, 2 yaşından sonra yaşına göre önerilen miktarlarda çocukların tüketmesi gereklidir. Kuru baklagiller, çocuklar için sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası olup, aynı zamanda beslenme ile ilişkilendirilen birçok kronik hastalığın önlenmesinde koruyucu rol oynamaktadır. Bu koruyucu etkiler; düşük doymuş yağ asidi içeriği, kan şekerini yavaş yükseltici özelliği, prebiyotik olması, yüksek lif içermesi ve zengin fitokimyasal bileşenlere sahip olmasıdır. Düzenli kuru baklagil tüketiminin obezite, kardiyovasküler hastalıklar ve kolorektal kanser gibi sağlık sorunlarının riskini düşürdüğü çalışmalarla ortaya konmuştur. Aynı zamanda prebiyotik özellikleri ile bağırsaklardaki probiyotiklerin varlığını ve çoğalmasını teşvik ederek, sindirim sistemi sağlığının korunmasına katkı sağlar.