Türkiye’de 2 milyon kişide kalp yetersizliği var
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Stres, zorlu yaşam koşulları ve sağlıksız beslenmeye kalp dayanmıyor. Türkiye’de 2 milyon kişide kalp yetersizliği var. Hastalık 40 yaşından sonra herkesi tehdit ediyor. Ayaklarda şişme, çabuk yorulma, aşırı kaygı ve nefes darlığı ile belirti veriyor. Koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, bazı ilaçların yan etkileri, virüslere bağlı kalp kası iltihabı, şeker hastalığı, aşırı şişmanlık, böbrek yetersizliği, kansızlık ve tiroid bezinin fazla ya da az çalışması da kalp yetersizliğine neden olabiliyor.
![]()
Kalp yetersizliği, kalbin kasılma gücünün azalmasına bağlı olabileceği gibi, esnekliğinin azalmasıyla da gelişebilir. Esnekliği azalan kalp yeterli oranda dolmaz ve yetmezlik meydana gelebilir. Koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, bazı ilaçların yan etkileri, virüslere bağlı kalp kası iltihabı, şeker hastalığı, aşırı şişmanlık, böbrek yetersizliği, kansızlık ve tiroid bezinin fazla ya da az çalışması da kalp yetersizliğine neden olabiliyor.
VM Medical Park Pendik Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Ekmekçi, hastalığın hızla yayıldığını ve dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
BAZEN KANSERDEN BİLE BETER…
”Yapılan araştırmalara göre ülkemizde 2 milyonun üzerinde insan kalp yetersizliği ile yaşamaktadır. Bu hastaların sağ kalım oranları gerekli tanı ve tedavileri alamadıkları durumlarda bazı kanser türlerinden bile daha kötüdür” diye ifade eden Doç Dr. Ekmekçi, kalp yetersizliğini tek başına bir hastalık olarak kabul etmenin doğru olmadığını kaydetti.
Doç. Dr. Ekmekçi, kalp yetersizliğinin çok farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan ve kalbi etkileyen tüm hastalıkların son basamağı olduğunu da belirterek, şöyle devam etti:
”Bütün kalp ve damar hastalarının ölümden önceki son durağıdır. Türkiye’de 35 yaş üzeri erişkin popülasyonunda aşikar kalp yetersizliği görülme oranı yüzde 2.9 olduğunu göstermiştir. Bu rakam, daha genç bir nüfusa sahip olmamıza karşın, batı toplumlarından yüksektir. Ülkemizde ortalama kalp yetersizliği yaşı 60 yaş olup batı toplumlarına göre neredeyse 10 yıl daha erken kalp yetersizliği ile karşılaştığımız söylenebilir.
ŞEKER VE HİPERTANSİYON TETİKLEYEBİLİR
Kalp yetersizliği yaşamı tehdit eden bir sağlık sorunudur. Koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, bazı ilaçların yan etkileri, virüslere bağlı kalp kası iltihabı, şeker hastalığı, aşırı şişmanlık, böbrek yetersizliği, kansızlık ve tiroid bezinin fazla ya da az çalışması da kalp yetersizliğine neden olabilir. Belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Nefes darlığı, yorgunluk, ödem, uyku bozuklukları, depresyon ve göğüs ağrısı gibi çeşitli fiziksel ve duygusal yakınmalar olabilir. Bu yakınmalar hastaların günlük fiziksel ve sosyal aktivitelerini sınırlamakta ve yaşam kalitesini bozar.”
PSİKOLOJİK DESTEK DE ÇOK ÖNEMLİ
Doç. Dr. Ekmekçi, kalp yetersizliği hastalarına refakat edenlerin bu durumdan en çok etkilenenler olduğunu da dile getirerek, ”Bu yüzden kalp yetersizliği olan hastalarda hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisini belirlemek için yaşam kalitesinin uygun bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Hastaların sağlık durumları, psikolojik faktörler, ekonomik durumları, sosyal faktörler ve sağlıkla ilgili davranış (ilaç tedavisine uyumsuzluk gibi) parametrelerinin yaşam kalitesini etkilediğini söyleyebiliriz” dedi.
GÜNCEL TEDAVİ YÖNTEMLERİ ÜMİT IŞIĞI DOĞURUYOR
Kalp yetersizliği tanısının kardiyologlar tarafından muayene, EKG, kan tetkikleri, ekokardiyografi, gerekirse koroner stent, kardiyak BT veya kardiyak MR ile rahatlıkla konulabildiğini de anlatan Doç. Dr. Ekmekçi, tedavinin hastalığın önlenmesi ile başladığını söyledi.
Doç. Dr. Ekmekçi, hastaya ilaç tedavisi, altta yatan nedenlerin tedavisi, gerekirse koroner stent, aritmi ve kapak hastalıkları tedavileri, gerekli hastalarda kalp pilleri, ICD ve KRT gibi özel tedaviler ve bazı hastalara kalp nakli ile kalp pompası uygulamaları yapılabildiğini de belirterek, ayrıca yan tedavi olsa da ilaçla tedavi kadar etkili kardiyak rehabilitasyon, bu hastalara psikoloji ve diyet destekleri de mutlaka tedavinin bir parçası olarak planlandığını sözlerine ekledi.
Nuray Özger