Pandeminin ardından sporu abartanlar sakatlanma riskiyle karşı karşıya

Pandemi kısıtlamalarıyla geçen 2 yıllık sürede hareketsiz kalan bir kesim ”pandemi bitti” diye spora yöneldi.

Ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Gökay Görmeli, pandemi döneminde evde bilinçsizce spor yapanlarla, ”pandemi bitti” diye gaza gelip sporu abartanların sakatlanma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Gökay Görmeli, pandemi sürecinde 2 yıl boyunca hareketsiz kalanların 2 yıllık kayıp zamanı hemen geri almak için harekete geçtiğini anlattı.

Prof. Dr. Görmeli, evde bilinçsizce spor yapanlarla, yetkin olmayan spor hocalarıyla çalışanların ve gaza gelip sporu abartanların sakatlanma riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

Sporda da hayatta olduğu gibi dengenin önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Görmeli, her yaşa uygun hareket ve sporun olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Görmeli, ”Herkes bir ay içerisinde sıkılaşmayı, kilo vermeyi ya da vücut yapmayı istiyor. Şu anda herkes koşuyor, günde 20 bin adım atıyor, spor salonlarına gidiyor. Ama bunun da bir dengede olması önemli. Yine hafta içinde hareketsiz kalan birçok kişi var biz bunlara ‘Hafta sonu savaşçısı’ diyoruz. Hafta sonunda o hareketsizliğin acısını çıkarıyor ve kendini sakatlıyor. Gaza gelen sakatlanıyor” dedi.

Her gün üst üste spor yapmanın vücudu yoracağını kaydeden Prof. Dr. Görmeli, aynı kas gruplarına 2 gün üst üste yüklenmemek gerektiğinin de altını çizdi.

Prof. Dr. Görmeli, yürüyüş yapmanın bir spor değil aktivite olduğuna işaret ederek,  şunları dile getirdi:

“Her gün yürüyebilirsiniz ama uygun bir ayakkabı ile. Kendinizi spor yapmak için spor salonlarına kapatmayın. Her yer spor salonu. Ne yapıyorsanız onu düzenli bir şekilde yapın. Spor salonunda çalışıyorsanız her gün üst üste aynı kas gruplarını çalıştırmak vücudu yorar bir gün bacak çalışıyorsanız bir gün kol çalışın. Kilo vermek için spor tek başına yeterli değil. Tek başınıza kilo vermek istediğinizde kendinizi zorlayacağınız için sakatlanma riskiniz yüksek. Şu anda spor patlama trendinde ama bilinçsiz yapıldığında yarardan çok zarar verir bunu unutmayın.”

Aşırı diyet ve aşırı spor depremde enkaz altında kalma etkisi yaratıyor

Prof. Dr. Görmeli, aşırı diyet ve aşırı spor yapanlarda vücudun olumsuz tepki verdiğine de dikkat çekerek, ”Aşırı diyet ve aşırı spor yaparak kısa sürede kilo verenlerde ‘crush sendromu’na benzer etkiler görülüyor. Vücut depremde enkaz altında kalmış gibi sonuçlar görülüyor” dedi.

Su diyeti hızlı kas yıkımına neden oluyor

Son dönemde popüler olan ”su diyeti”ne de vurgu yapan Prof. Dr. Görmeli,  su diyetinin de hızlı kas yıkımına neden olduğunu kaydetti.

Kambur bir nesil geliyor

Prof. Dr. Görmeli, cep telefonu, tablet ve bilgisayar kullanımında geçen uzun sürelerin özellikle gençlerde ağrılara, fibromiyaljiye hatta kamburluğa neden olduğunu da ifade etti.

Pandeminin yarattığı stres fizyolojik yaşımızı ilerletti

Prof. Dr. Görmeli, şunları anlattı:

”Pandeminin ilk döneminde hasta olma korkusuyla aylarca çok büyük bir stres yaşadık. Sadece bu stresin bile pek çok kişinin fizyolojik yaşında ilerlemeye sebep olduğunu düşünüyorum.

Pandemi yavaş yavaş kontrol altına alındıkça ilk etaptaki hareketsizlik belli sorunları ortaya çıkarmaya başladı. İşte bu süreçten sonra dört duvar arasında kalsak bile spor yapabileceğimizi fark ettik. Online spor programları ve aktivitelerle hareketimizi sağlayıp her yerin, her alanın spor salonuna gitmeden de spor yapılabilecek alan olduğunu anladık.

7’den 70’e herkesin ortak şikayeti; ağrı

Özellikle 65 yaş üstündeki grup, ucu açık bir eve kapanma süreci yaşadı ve hareket etmekten giderek uzaklaştılar. Beraberinde pek çok ek sorun yaşadılar. Eklem ağrıları ve obezite artmaya başladı. Hareketsizlik sebebiyle oluşan kas tembelliğini tedavi etmek de normal dönemde yaptığımız tedaviden daha yavaş ilerlemeye neden oldu.

Her geçen gün artan ekrana bakma süresi, mevcut ağrılarımızı daha da artırdı. Duruşa bağlı ağrılar çok küçük yaşlara kaydı. Sırt, bel ve tüm vücut ağrıları arttı. 15 yaşındaki çocuklarda bile yetişkinlerde görülen ağrıları görmeye başladık. 

Yaşlılığa karşı mücadele yaşam tarzı olarak benimsenmeli

Yaşlanmayı durdurmak, aslında bir yaşam şekli olmalı. Bunun için çocukluktan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması çok önemli, çünkü sonradan değiştirmek çok zor. Ama yine de yaşlanma belirtilerinin hissedildiği ve bir şeylerin değiştirilmesi yönünde adım atılan yaşlar, 30’lu yaşların sonu 40’lı yaşların başı oluyor. 

Kas kütlesini artırmanın faydaları

Kaslar eklemleri desteklemezse eklem ağrıları ve dejenerasyon ortaya çıkıyor. Kas – iskelet sisteminde yaşlanma belirtileri en çok yük taşıyan bölgelerde ortaya çıkıyor. Özellikle dizlerimiz ve bel kısmı çok ciddi etkileniyor. Bu bölgelerde kas gücü çok da yeterli olmuyor. Vücudun en ciddi ağırlığını bu bölgeler çekiyor. Sonrasında kalçalar, ayaklar ve ayak bileği geliyor. Vücudumuzu, iskeleti oluşturan hemen her nokta zamanla eskimeye başlıyor. Postür bozukluğuna bağlı ve yük taşımaya bağlı diz ağrıları ülkemizde ön planda. Yapısal olarak diz ağrılarının çok sık rastlandığı bir toplumuz. Çünkü az hareket ediyoruz. Belli bir yaştan sonra kas kütlemizi korumuyoruz, kilomuza dikkat etmiyoruz.

Sadece 1 kilo vermek dahi dizlerdeki yükü 4-6 kat azaltır

Obezite sorunu yaygınlaştıkça dizlere binen yük de arttı. Burada binen yük nedeniyle gençlerde de kıkırdak hasarı, menisküs hasarı, bağ yırtıkları gibi sakatlanmalara daha fazla yol açtı.

Kas kütlesini artırıp, yağ kütlesini azaltıp kilo kontrolü sağladığınızda eklemlerinizde kiloyla verebileceğiniz zararı en aza indirmiş olursunuz. Fazladan bir kilo attığınızda ya da kaslarınızı artırdığınızda eklemlerinizi korumanın yanında dizlerden 4-6 kat yükü atmış oluyorsunuz. Bu da size eklem ve kas sağlığı ile birlikte metabolik sağlığınızı da korumak için büyük bir fayda sağlıyor.

Oturmak, omurgaya en fazla yük bindiren pozisyonlardan biri. Bu nedenle masa başı çalışanlarının omurga sağlığı için önlem alması gerekir.

Duruş bozukluğu yaşam kalitesini olumsuz etkiler

Vücudun bir dengesi, korumamız gereken bir duruş açısı, kas – eklem dengesi var. Yaşlılarda gördüğümüz duruş bozukluklarını artık gençlerde de görmeye başladık. İster istemez ekran karşısında başımızı ve vücudumuzu öne doğru çıkarıyoruz. Kaslar olması gerektiği pozisyonu kaybediyor. Özellikle ekran karşısında, masa başında ve cep telefonlarıyla bu kadar çok vakit geçirmek vücudumuza uygun bir duruş değil. Kafayı ileride tutan bu duruş, bir süre sonra boyun kaslarında gerilim yaratıyor ve ağrılar, ağrılara bağlı uykusuzluk, ciddi fonksiyon kaybı, masa başı çalışırken konsantre olamama gibi günlük yaşamımızı olumsuz etkileyen sorunlar başlıyor.

Postürdeki anormallikler sportif performansı düşürür

Postürdeki anomaliler vücudumuzdaki her şeyi etkiliyor. Dik durmak ve kendimizi böyle eğitmemiz lazım zira sonradan değiştirmek çok zor. Gerektiğinde postür analizi yapılmalı. Düzgün postür eğitimleri ve düzenli egzersizlerle sırt kasları ve omurganın çevresindeki kaslar güçlendirilebilir. Yaz ve kış aylarında yer çekimini en aza indirgeyip, eklemlere yükü azaltıp omurgayı koruyan en faydalı spor yüzmedir. Omurga sağlığı için pilatesi de öneriyoruz. Açık havada yapılacak yürüyüşler ve bisiklete binmek için bu aylar mutlaka değerlendirilmeli.

En önemlisi; çocukları spordan uzak tutmamak, benimsediği bir dalda ilerlemesini sağlamak lazım. Her spor dalı, disiplinli vücut kas kütlesi için yeterli olacaktır. Postür bozukluğu bir yandan sportif performansı da olumsuz etkiliyor. Çocuk spor yaptığında performansını artırmak için postürünü korumak zorunda olduğunun bilincine varıyor. 

Postür analizi kimler için gerekli?

Pek bilinmese de birçok ağrının temelinde postür bozukluğu yatıyor. Duruş bozukluğuna bağlı kas zayıflıkları olabiliyor. Postür bozukluğu sonrasında o kasın isyan etmesi sonucu, ağrılar ortaya çıkıyor. Ağrı alarm olarak kabul edildiğinden düzenli spor yapan kişilerde hem basış bozukluğu hem de postürel bozukluk olmaması gerekiyor. Aksi takdirde sporcunun performansı olumsuz etkilenebiliyor. Düzgün postür ve düzgün ağırlık merkeziyle kişinin yaptığı hareketler bile değişiyor. Yapabilecekleri ve sportif performansı artıyor. Her yaş grubuna bu analizi vücudunu tanımak için öneriyoruz. Postür analizinin herhangi bir yaş sınırlaması yok. Özellikle ağrı şikayeti olanlara mutlaka yapılmasını tavsiye ediyoruz.

Omuz seviyesinin, kalça seviyesinin ve boynun belli bir açıda olması lazım. Eğer olması gereken açıda değilse belli egzersizlerle desteklenmesi ve düzeltmeye çalışılması gerekir. Vücut omurga eğriliği ya da bu duruş bozukluğuna alıştığı zaman bir süre sonra kemikler de erimeye başlayınca duruş bozukluğu kalıcı hale gelir.

Hareket iyi hissettirir, iyileştirir

Egzersiz sonrasında salgılanan endorfin, dopamin ve serotonin gibi hormonlar sayesinde kendimizi iyi hissederiz. Endorfinler hafif bir ağrı kesici görevi görürken, serotonin antidepresan etkisi gösterir. Bu nedenle diyoruz ki; egzersiz iyi hissettirir, gülümsetir. Gülümsedikçe daha da fazla mutluluk hormonu salgılarız.

Her konuda olduğu gibi egzersizi de düzenli ve sürekli yaptığımız takdirde vücudumuz kendi içinde belirlediği düzende sistematik bir şekilde devam eder. Her gün 10 – 15 dakika yürümek bile bu düzenin sürekliliği için önemlidir.

Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Görmeli de, sakatlanmalarda ameliyatsız çözümlere işaret etti.

(Visited 20 times, 1 visits today)