Uzmanlardan, ”aşı tartışılacak bir konu değil” uyarısı

”Şükran duyulması gereken 10 buluştan biri” olarak tanımlanan aşı, son yıllarda tartışma konusu olmaya başladı. Aşı reddiyle sonuçlanmış vaka sayısı artış gösterdi.  Dünya Sağlık Örgütü, 2019 yılında bizi bekleyen 10 büyük tehlikenin başına aşı kararsızlığını koydu. Uzmanlar, aşının tartışılacak bir konu olmadığı, bu konuda her söylenene itibar etmemek gerektiği uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından  Nisan ayının son haftası olarak belirlenen Aşı Haftası  kapsamında,  İstanbul’da düzenlenen toplantıda  aşı, aşılamanın önemi  ve giderek artan aşı reddi konusu ele alındı. GSK Türkiye’nin katkılarıyla düzenlenen toplantıda uzmanlar, topluma önemli uyarılarda bulundu.

TOPLUMU BEKLEYEN EN BÜYÜK 10 TEHLİKEDEN BİRİ…

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet  Ceyhan,  hastalıklardan korunmada en etkili yöntemin aşı olduğuna dikkati çekerek,  şunları söyledi.

Geçen yıllar içinde şu anlaşıldı, hiç bir tedavi veya tanı yöntemiyle, hatta sanayi devriminden bu yana bütün teknolojileri düşündüğünüzde hiç bir tanesi insan sağlığına aşı kadar olumlu etki etmemiş.  Aşı, şükran duymamız gereken 10 buluştan biri. Çünkü aşıyla insan ömrünü uzatıyorsunuz. Aşıyla milyonları öldüren bir çok hastalık ortadan kalktı.
Dünya Sağlık Örgütü, 2019 yılında bizi bekleyen 10 büyük tehlikenin başına da aşı kararsızlığını koydu. Bazen kişiyi ikna edebiliyorsunuz. Ancak aşı reddiyle sonuçlanmış vaka sayısı giderek artıyor. Geçen yıla kadar bu konu kendi haline bırakılmıştı. Ancak artık devletler bu konuya el atmaya başladı. 

AŞI NE OTİZME, NE DE ALZHEİMERE YOL AÇAR

Aşı ne otizme, ne alzheimere,  ne de civa zehirlenmesine yol açar. Dünyada hiçbir ot,  hiç bir probiyotik, hiç bir besin maddesi vücuda mikrop girmesini önlemez. Bunu engelleyebilen tek uygulama aşılamadır. Grip, portakal yiyene de bulaşır, yemeyene de bulaşır. Yok bu ottu, şu ottu bunlara itibar etmeyin.

TAAMMÜDEN ADAM ÖLDÜRMEKTEN FARKI YOK 

Bilim dünyasında aşıya karşı olmak diye bir şey yok.  3-5 kişi tamamen kötü niyetle konuşuyor. Aşı başka konulara benzemez. Ölümlere yol açabilecek bir konudur. Aşı tartışılacak bir konu değil, özellikle çocukluk dönemi aşıları. Adamların yaptığının taammüden adam öldürmekten farkı yok.  Zorunlu aşı yasası çok istediğimiz bir konu değil. İdeal olan insanları ikna etmek. Aşı karşıtı olanların ortak özelliği,  hiç birinin uzmanlığı enfeksiyon hastalıkları  ya da halk sağlığı uzmanlığı değil. Bir de hepsi istisnasız çocuklarına aşı yaptırmış.  ”Her aşı alınıp Türk insanında deneniyor” deniyor. Henüz bakanlık programında yer almayan 3 tane aşı var. 

AŞIYA KARŞI OLMAK ÇOCUKLARI SEVMEMEK DEMEK  

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Hacımustafaoğlu da, şu bilgileri verdi.

Doğumdan itibaren çocuklar mikroplara karşı deneyimsizdir. Dolayısıyla mikroplar çocuklarda daha fazla öldürür ve sakat bırakır. Bu yüzden özellikle çocuklarımızı aşılayalım, bir değil birkaç kez. Aşıyı çocuklarımız ölmesin, sakat kalmasın diye yapıyoruz. Aşıların da tabii ki yan etkisi var ancak en az yan etkisi olan en güvenilir uygulamadır.  Aşı demek, en ucuz maliyette, en büyük sağlık getirisi demek. Başka hiçbir ilaç veya uygulamada bu kadar az maliyetle, bu kadar yaygın ve geniş sağlık getirisi olamaz. Bu nedenle aşıya karşı olmak çocuklarımızı sevmemek demek.

AŞI KONUSUNDA BİR TARAFTA SAFSATA, BİR TARAFTA GERÇEKLİK VAR

Dünyada binlerce aşı var. Biz her aşıyı getirip hemen yapalım demiyoruz. Ama kanıta, bilime dayalı, etkinliği ve yan etkisinin az olduğu kesin gösterilmiş aşıların yapılmasını tavsiye ediyoruz.  O yüzden aşıya karşı olan insanların söylemlerini dikkate alırken, onların bu konudaki birikimlerini, bilgilerini, hasta görüp görmediklerini, aşıyla korunabilen hastalıklarla karşılaşıp karşılaşmadıklarını dikkate alıp değerlendirmek lazım. Her söze itibar etmemek lazım.
Aşı konusunda iki görüş yok, tek görüş var. Bir tarafta safsata, bir tarafta gerçeklik var.

DOĞAL YAŞAMLA AŞILAMA KARIŞTIRILIYOR 

Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Akın da, şu uyarılarda bulundu.

Aşılar bu coğrafyada yaşayan insanlar için yabancı  değil. Türkiye, cumhuriyetten önce aşıyla tanışmış ve benimsemiştir.
Şu an aşıyı ithal ediyoruz ancak 80’lere kadar aşıları üretiyorduk. 2011 yılında ergen ve erişkin aşılamayı tartışırken, birden  ”aşı olmayın, doğal yaşayın”a geldik. Doğal yaşamla aşılama karıştırılıyor. Bulaşıcı hastalıklar görülmeyince gevşeme, rahatlama oldu.  ” Nasılsa artık hastalık yok , çocuğuma bir şey olmaz” gibi. 

ZENGİNLİK BULAŞICI HASTALIKLARDA FARK ETMEZ

Ama unutmayın ki, aşı bir tampon gibidir. Bulaşmayı önler. Bireysel aşı olmak yetmiyor. Belli bir yüzde de aşı yapmamız lazım. Bu oran kızamık için yüzde 95-97 civarında. Eğer siz yüzde 80’lerde yaparsanız,  zengin semti dediğiniz mahallelerin ortasında bile kızamık salgını yaşarsanız. Zenginlik bulaşıcı hastalıklarda fark etmez. En adaletli kavram bulaşıcı hastalıklardır. Hanginiz musluklarınızdan akan suyun mikroplu olmasını isterseniz, ”Mikroplu su içeyim de bağışıklık kazanayım” diye.  

(Visited 113 times, 1 visits today)