Türkiye’de yaşlılık denince ilk akla gelen ”sakinlik” değil, ”hastalık ve ölüm”…

“Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırması,  yaşlı nüfusu artan ülkemizin yaşlılığa hazır olmadığını gösterdi. Yaşlanma ve yaşlı kavramlarıyla ilgili algı oldukça negatif.  Yaşlılık denince akla, ”sakinlik, mutlu olmak, deneyim, uğraşlarına zaman ayırmak” değil,  daha çok ” hastalık, sağlık sorunları, ölüm ve başkalarına bağımlı olma”  geliyor.  Özellikle geceleri eğlence hayatına katılma,  flört etme ve yalnız seyahatlere katılma,  hem yaşlı kadınlar için, hem de erkekler için uygun görülmüyor. Bakıma muhtaç kalmak ise, araştırmaya katılan tüm yaş gruplarının ortak endişesi.

AvivaSA’nın, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projesinin ilk adımı olarak, “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırması gerçekleştirildi. Araştırma,  Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğinde ve Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Arun danışmanlığında yapıldı. Türkiye temsili 12 ilde, yarısı 65 yaş altı, yarısı 65 yaş üstü toplam 2 bin 400 kişiyle yüz yüze anket ve 60 kişiyle derinlemesine görüşme yöntemiyle gerçekleştirildi. Araştırmada,  nüfusu gittikçe yaşlanan Türkiye’nin, yaşlanmaya hazır olmadığı ve oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahip olunduğu sonuçları dikkati çekti.

YAŞLILIK DENİNCE AKLA İLK GELENLER HEP NEGATİF

Araştırmaya göre, Türkiye’de yaşlanma ve yaşlı kavramlarıyla ilgili algı oldukça negatif. Katılımcılar, yaşlılık ve yaşlı dendiğinde aklına gelen kavramları sıralandığında, ortaya çıkan kavramların yarısından fazlası negatif.  Genelde hastalık, sağlık sorunları, ölüm, biyolojik kayıplar, ekonomik zorluklar ve başkalarına bağımlı olmak gibi kavramlar akla geliyor.  Yaşlılık denince akla gelen pozitif çağrışımlar ise sakinlik, aile, hayaller, mutlu olmak, saygınlık, deneyim, torun ve uğraşlarına zaman ayırmak.

YAŞLILAR SADECE KURSLARA KATILABİLİR

Yaşlılara toplum tarafından çizilen rollere bakıldığında da,  özellikle geceleri eğlence hayatına katılmak, tam zamanlı bir işte çalışmak, flört etmek, siyasete atılmak ve yalnız seyahatlere katılmak hem yaşlı kadınlar için,  hem de erkekler için uygun görülmüyor. Kurslara veya sertifika programlarına katılmak, diğerlerine göre görece daha uygun görülüyor. Yalnızca kurslara veya sertifika programlarına katılmak, yaşlı erkeklere göre  kadınlar için daha uygun bulunuyor.  Özellikle 35-49 yaş grubu, yaşlıları en çok tam zamanlı bir işte çalışmak için uygun görmüyor. 50 ve üzeri yaş grupları, yaşlıların bu tür işlerde yer alması konusunda daha katı. Yaşlı kadınlar için bu tür faaliyetlerin neredeyse tamamı, yaşlı erkeklere göre daha az uygun bulunuyor.  

TÜRKİYE YAŞLANMAYA HAZIR HİSSETMİYOR

AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca,  araştırmaya ilişkin şu görüşleri paylaştı.

Türkiye’de genç nüfus azalıyor, yani Türkiye yaşlanıyor. Araştırmalar, 2057’de Türkiye yetişkin nüfusunun yüzde 40’ının yaşlı nüfus olacağını gösteriyor. Araştırmamızın en yüksek sesle söylediği gerçek, “Türkiye yaşlanmaya hazır hissetmiyor” cümlesiyle özetlenebilir. Tüm yaş gruplarında genel olarak yaşlanmayla ilgili kaygıların yüksek olduğu ve yaşlanmaya hazır olunmadığı görüldü. Yaşlanma konusunda bilgili olduğuna ve ‘yaşlanmanın güzel bir şey olduğuna’ en çok katılan grup, 65 yaş ve üstü. Yaşlılığa en uzak grup ise yaşlanma konusunda bilgisi en az olan 35-49 yaş aralığı. Diğer yandan, ‘kendimi bu toplumda yaşımdan dolayı değersiz hissediyorum’ ifadesine en çok katılan grup da,  65 yaş ve üzeri çıktı. Ayrıca tüm yaş gruplarının ‘olduğumdan daha genç olmayı isterdim’ ifadesine katıldığı görüldü.

YAŞLANMAKTAN EN ÇOK ”35-49” YAŞ ARASI  KORKUYOR

Yaşama Dair Vakıf (YADA)’ın kurucu üyesi Ulaş Tol da,  araştırma sonuçlarına ilişkin bilgiler verdi.

”Yaşlanmaktan korkuyorum’’ ifadesine en çok katılan grubun, yaşlılığa en uzak grup olan 35-49 yaş aralığı olduğunu tespit ettik.  Yaş aldıkça bu korkunun azaldığını görüyoruz. En çok öne çıkan kaygılara baktığımızda, özellikle orta yaş grubunun çocuklarının geleceği için endişe duyduğunu, yaşlı nüfusun da buna paralel olarak torunlarının geleceği için kaygı duyduğunu belirledik.  Yaşlılığı tecrübe etmeye başlayan grubun, yalnız kalmaktan en çok endişe eden grup olduğu ortaya çıktı. Bakıma muhtaç kalmak ise tüm yaş gruplarının ortak endişesi.

EMEKLİLİKLE İLGİLİ PLANLAR SINIRLI

Türkiye’de 35 yaş üstü nüfusun yüzde 33’ünün emeklilerden oluştuğunu görüyoruz. 35 yaş üstü nüfusun üçte birinden fazlası gibi bir bölümünün emeklilerden oluşması, bu kesimin ne kadar önem verilmesi gereken bir toplumsal kesim olduğunu işaret ediyor.

Emeklilikle ilgili önemli bir diğer bulgumuz ise, herkesin bir an önce emekli olmak istediği ancak emeklilikle ilgili tahayyüllerinin sınırlı olduğu gerçeği. Emekli olabilecek yaştakilerin emekli olmaktan mutluluk duyacakları, emekli olma düşüncesinden heyecanlandıkları ve emeklilik yaşamında yeni şeyler öğrenmeyi planladıkları bulgulandı. Ancak başka verilerden çıkan tespitlere göre, aslında hayallerin, tahayyüllerin sınırlı olduğunu da gözlemledik. Örneğin derinlemesine görüşmelerde verilen yanıtlarda, bu planların çok fazla düşünülmemiş olduğu, ‘yeni şeyler arzusunun’ olduğu, ancak bu ‘yeni şeylerin’, “vakit sahibi olmak” dışında tanımsız olduğu gözlemlendi. 

“HER YAŞTA dolu dolu yaşa” portalı… 

Öte yandan toplumun yaşlanmaya hazırlığına rehber olmak ve toplumdaki negatif algıyı pozitife çevirmek amacıyla «HER YAŞTA dolu dolu yaşa» (www.heryasta.org) portalı hayata geçirildi. Portalın, kişilik testlerinin, anketlerin, listelerin, haberlerin bulunduğu bir bilgi ve tecrübe paylaşım ortamı olması amaçlanıyor. 

(Visited 19 times, 1 visits today)