Dünya MS Günü’nde anlamlı mesaj: “Hareket et, hayata bağlan!”
- Dünya MS Günü’nde anlamlı mesaj: “Hareket et, hayata bağlan!” - 4 Haziran 2026
- Ter Değil, Bakteriler Kokuya Neden Oluyor! - 4 Haziran 2026
- GLP-1 ilaçları meme kanseri riskini yüzde 30’a kadar düşürebiliyor - 4 Haziran 2026
Türkiye Multiple Skleroz Derneği ve Merck Türkiye iş birliğiyle Dünya MS Günü kapsamında İstanbul Ataşehir’de düzenlenen farkındalık etkinliğinde, Multipl Skleroz (MS) ile yaşayan bireyler için hareketin ve düzenli fiziksel aktivitenin önemi uzman hekimlerin katılımıyla ele alındı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen spinning aktivitesiyle hareketin dönüştürücü gücüne dikkat çekilirken, uzmanlar erken tanı, düzenli tedavi ve aktif yaşamın MS yönetimindeki kritik rolünü vurguladı.
![]()
Merkezi sinir sistemini etkileyen kronik ve otoimmün bir hastalık olan Multipl Skleroz (MS), dünya genelinde yaklaşık 3,5 milyon kişiyi etkilerken, Türkiye’de 70 binden fazla birey bu hastalıkla yaşamını sürdürüyor. Özellikle 20-40 yaş aralığındaki genç erişkinlerde ve kadınlarda daha sık görülen MS, fiziksel belirtilerin yanı sıra psikolojik ve sosyal yaşam üzerinde de önemli etkiler oluşturabiliyor.
Dünya MS Günü kapsamında düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü İzmir Katip Çelebi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Beckmann üstlendi. Programda Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Şen, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Haluk Gümüş ve İzmir Katip Çelebi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Cihat Uzunköprü konuşmacı olarak yer aldı.
“MS’te erken tanı ve erken tedavi hayat değiştiriyor”
Etkinliğin açılışında konuşan Prof. Dr. Yeşim Beckmann, MS’in merkezi sinir sisteminin kronik, otoimmün ve iltihabi bir hastalığı olduğunu belirterek, erken tanının önemine dikkat çekti.
MS’in tedavi edilmediği takdirde fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan ciddi kayıplara yol açabileceğini ifade eden Beckmann, şunları söyledi:
“Tüm dünyada yaklaşık 3,5 milyon, ülkemizde ise 80 bine yakın MS’li birey olduğunu biliyoruz. Daha çok 20 ile 40 yaş arasındaki genç erişkinlerde görülen bu hastalık, kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Bu nedenle hastalıktaki temel ilkemiz erken tanı ve erken tedavidir. Bunu sağladığımız takdirde hastalarımızın yaşadığı zorlukların büyük ölçüde önüne geçebiliyor ve hastalığı kontrol altına alabiliyoruz.”
MS tedavisinde ilaçların yanı sıra hareket ve egzersizin de önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Beckmann, “Düzenli fiziksel aktiviteyi yaşamın bir parçası haline getirmek, sosyal hayattan kopmamak ve aktif kalmak, MS ile yaşayan bireylerin yaşam kalitesini destekleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor.” dedi.
MS belirtileri her hastada farklı görülebiliyor
“MS’de İlk Pedal: Hastalar Hangi Semptomlarla Yola Çıkıyor?” başlıklı sunumunda konuşan Doç. Dr. Sedat Şen, MS’in belirtilerinin çok farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini ve bu nedenle “büyük taklitçi” olarak tanımlandığını söyledi.
MS’in bağışıklık sistemindeki bozukluk nedeniyle beyin ve omurilikte hasara yol açtığını belirten Şen, şöyle konuştu:
“Optik sinir etkilenirse bulanık görme ortaya çıkabiliyor. Beynin duyu merkezleri etkilenirse vücudun bir tarafında uyuşma ve his kaybı görülebiliyor. Motor bölgeler tutulduğunda güçsüzlük ortaya çıkabiliyor. Omurilik tutulumu olduğunda ise yürüme sorunları, mesane ve bağırsak problemleri görülebiliyor. Bu nedenle MS’e ‘büyük taklitçi’ deniliyor. Çünkü sinir sisteminin herhangi bir bölümünü etkileyebildiği için çok farklı belirtilerle karşımıza çıkabiliyor.”
Belirtilerin doğru değerlendirilmesinin erken tanı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Şen, “Semptomları bilen bireyler daha erken sağlık kuruluşlarına başvurabiliyor. Bu da erken tedavi şansını artırıyor ve kalıcı engellilik riskini azaltıyor.” ifadelerini kullandı.
“Egzersiz en az ilaç tedavileri kadar önemli”
MS’in yalnızca fiziksel değil sosyal yönü de bulunan bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Haluk Gümüş, hastaların ve ailelerinin tanı sonrasında ciddi desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Doğru tanının hastalık yönetimindeki ilk adım olduğuna işaret eden Gümüş, şunları kaydetti:
“Erken dönemde teşhis koyduğumuz zaman hem hastanın kendisi hem de yakınları ciddi bir destek ihtiyacı hissediyor. Biz hekimler olarak hastanın yanında olduğumuzu ve hastalığın seyri konusunda gerekli bilgi ve deneyime sahip olduğumuzu aktarmalıyız. Doğru teşhis burada ilk adımdır.”
MS tedavisinde ilaçların önemli olduğunu ancak yaşam tarzı düzenlemelerinin de büyük katkı sağladığını belirten Gümüş, şu değerlendirmede bulundu:
“İlaç tedavileri bizim için temel tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Ancak egzersiz ve fiziksel terapiler bu hastalıkta en az ilaçlar kadar etkin. Bu nedenle hastalarımıza mutlaka düzenli hareket etmelerini, yaşam tarzlarını buna göre şekillendirmelerini öneriyoruz. Daha çok genç kadınları etkileyen bir hastalık olduğu için hem hastaların hem de yakınlarının ciddi desteğe ihtiyacı oluyor.”
“MS artık eskisine göre çok daha iyi yönetilebiliyor”
“MS Tedavisinde İleri Vites: Bugün Neredeyiz?” başlıklı sunumunda konuşan Doç. Dr. Cihat Uzunköprü ise son yıllarda tedavi alanında yaşanan gelişmelere dikkat çekti.
2008 yılında göreve başladığında MS tedavi seçeneklerinin oldukça sınırlı olduğunu hatırlatan Uzunköprü, günümüzde çok daha etkili tedavilere ulaşılabildiğini belirtti.
“Eskiden elimizde çok az tedavi seçeneği vardı. Bugün ise oldukça fazla ve etkili tedavi alternatifine sahibiz. Geçmişte tekerlekli sandalyeye bağımlı kalan hasta sayısı daha yüksekti. Ancak günümüzde erken dönemde başlanan etkili tedaviler sayesinde bu oranların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz.”
Tedavinin kişiye özel planlanmasının önemine değinen Uzunköprü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tanı koyduktan sonra mümkün olduğunca hızlı şekilde hastaya uygun etkili tedaviyi başlatmayı hedefliyoruz. Bu sayede hem hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor hem de bireylerin günlük yaşamlarını daha rahat sürdürmelerine katkı sağlayabiliyoruz. Gelecekte kullanıma girecek yeni tedaviler konusunda da oldukça umutluyuz.”
Uzmanlardan ortak mesaj: “MS’le yaşamda hareketten vazgeçmeyin”
Etkinlikte gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde uzmanlar, MS’in bulaşıcı bir hastalık olmadığını, hastaların evlenebileceğini, çocuk sahibi olabileceğini ve aktif bir yaşam sürdürebileceğini vurguladı. Ayrıca sigaranın bırakılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve düzenli egzersizin hastalık yönetiminde önemli rol oynadığı belirtildi.
Programın sonunda katılımcılar spinning etkinliğine katılarak hareketin fiziksel ve psikolojik etkilerini deneyimledi. Dünya MS Günü kapsamında verilen ortak mesaj ise netti: MS ile yaşayan bireyler için aktif kalmak, hareket etmek ve sosyal yaşamın içinde yer almak hastalıkla mücadelede en güçlü desteklerden biri olmaya devam ediyor.