Tiroit nodülünüz ”yalancı” olabilir…
- Nedensiz diş sallanmasının ”nedeni” ağız kanseri olabilir… - 17 Nisan 2026
- Expomed Eurasia33. Kez Kapılarını Açtı - 16 Nisan 2026
- Ses sağlığı için düzenli uyku… - 16 Nisan 2026
Uzmanlara göre, gerçek sandığınız tiroit nodülünüz yalancı olabilir. Özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda görülen yalancı nodülün ortaya çıkmasındaki en büyük etken, haşimoto hastalığı. Belirti vermiyor, ultrasonda tesadüfen yakalanıyor. Ancak gerçek nodülle karıştırılması hem yanlış tanıya, hem de cerrahi müdahaleye zemin hazırlayabiliyor.
![]()
Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, tiroit ultrasonlarında sıkça görülen ancak çoğu kişinin adını bile duymadığı ”yalancı nodüller”in, gereksiz biyopsi ve hatta yanlış ameliyatlara yol açabildiğine işaret etti.
En sık 40 yaş üstü kadınlarda görülüyor…
Tiroit hastalıkları toplumda çok sık karşılaşılan bir sorun olmasına karşın birçok kişi yalancı nodül tanımını bilmiyor. Yalancı nodüllerin yaygınlığı tiroit hastalıklarıyla, özellikle de tiroit iltihaplarıyla yakın ilişkili. Ve bu yapıları en sık 40 yaş üzerindeki kadınlarda görüyoruz. Kadın cinsiyeti ve 40 yaş üzeri grup, yalancı nodüllerin en yaygın olduğu yaş ve cinsiyet grubudur.
Oluşumlarında en büyük etken haşimoto…
Bu oluşumların ortaya çıkmasındaki en büyük etken haşimoto hastalığıdır. Haşimoto tiroit bezinin iltihabıdır ve 40 yaş üzerindeki kadınlarda çok sık görülür. İltihap hücreleri bir bölgede kümelenerek bir kitlesel yapı oluşturuyorlar ve bu yapılar ultrasonda yalancı nodül imajının oluşmasına neden oluyor. İşte haşimoto gibi iltihabi hastalıklarda yalancı nodüllerin sık görülmesinin nedeni de budur.
Gerçek nodül ile yalancı nodül arasındaki kritik fark…
Gerçek nodül, tiroit bezinin içinde sınırları belirgin, tiroit dokusundan net şekilde ayırt edilen yapılardır. Yalancı nodül ise kapsülü olmayan, gerçek sınırları belirgin olmayan, ultrason sırasında nodül görüntüsü veren ama aslında gerçek nodül olmayan oluşumlardır.
Belirti vermez…
Yalancı nodüller tıpkı gerçek nodüller gibi çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Hiçbir bulgu vermedikleri için de sıklıkla rastlantısal olarak tespit edilirler. Haşimoto sebebiyle ya da diğer tiroid bezi hastalıklarında yapılan ultrasonlarda tesadüfen yalancı nodülleri tespit ediyoruz.
Kesinlikle biyopsi yapılmaz…
Yalancı nodüllere kesinlikle biyopsi yapılmaz. Bakın ‘biyopsiye gerek yoktur’ demiyorum ‘kesinlikle biyopsi yapılmamalıdır’ diyorum. Burası çok önemli! Çünkü biyopsi yapıldığında iltihap hücreleri mikroskop altında tümör hücrelerine çok benzediği için patolog bunu kanser riskli olarak yorumlayabiliyor. Ve yapılmaması gereken bir biyopsi hastayı ameliyathane kapısına kadar getirebiliyor, ne yazık ki. Dolayısıyla yalancı nodüllerin doğru teşhisi kritik düzeyde önemli bir konu. Yanlış tanıyla birlikte gerçekleştirilen ameliyat da hasta açısından yüksek risk barındırıyor.
Tedavi nodülün kendisine değil haşimatoya yönelik olmalı…
Şu nokta çok önemli; yalancı nodülü olan bir hastada amaç yalancı nodülü tedavi etmek değildir. Amaç, buna sebep olan altta yatan hastalığı yani tiroit iltihabını tedavi etmek olmalıdır. Hekim haşimoto hastalığına odaklanmalı. Haşimoto kronik ve tedavisi zor hatta birçok zaman imkansız olan bir hastalıktır; iyileşmeyebilir ama yönetilebilir.