Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’den obezite tedavisi için heyecan uyandıran çalışma 

Direktörlüğünü Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil‘in üstlendiği ve Harvard Üniversitesi bünyesinde genetik ve kompleks hastalıklar üzerine araştırmalar yapan Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi, bilim dünyasında heyecan uyandıran yeni bir çalışmaya imza attı.

Cell Metabolism dergisinde yayımlanan çalışmaya göre; obezitede karaciğer hücreleri arasında anormal olarak yayılan stres sinyallerinin durdurulması organ işlevini koruyor ve hastalıkları engelliyor.

Direktörlüğünü Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in üstlendiği ve Harvard Üniversitesi bünyesinde genetik ve kompleks hastalıklar üzerine araştırmalar yapan Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi, bilim dünyasında heyecan uyandıran yeni bir çalışmaya imza attı.

Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi ekibinin, “obezitede endoplazmik retikulum stresi etkileri ve fonksiyon kaybı” üzerine yaptığı çalışma, hem hücreler arası iletişimin metabolizmanın kontrolü için ne kadar önemli olduğunu, hem de bu iletişim ağındaki bozulmaların düzeltilmesi ile basit fakat etkin yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceğini ortaya koydu.

Hücredeki stresin nasıl yayıldığı ve altındaki moleküler mekanizmalar açıklığa kavuşuyor

Lipid ve protein sentezi ve salınımı gibi hücrelerden hayati fonksiyonları gerçekleştiren bir organel olan endoplazmik retikulumun, hücre ve vücut içindeki metabolik fonksiyonu, Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nde yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılmış yeni bir yaklaşım.

Endoplazmik retikulumda oluşan stres ve fonksiyon bozuklukları metabolik ve dejeneratif nörodejeneratif hastalıklarda önemli bir role sahip ve pek çok grup bu hedefi kullanarak uygulama ve tedavi olanaklarını araştırıyor.

Obezitede endoplazmik retikulum stresi etkileri ve fonksiyon kaybı üzerine Cell Metabolism dergisinde yayımlanan çalışmaya göre; endoplazmik retikulum stresi (ERS), obezite ile ilişkili insülin direnci ve karaciğer yağlanması için patofizyolojik bir role sahip.

Bu  çalışmada, hücre içerisinde meydana gelen stresin, bir hücreden diğerine yayılım göstererek tüm organın fonksiyonlarını nasıl bozduğu ve bunun altında yatan moleküler mekanizmaları açıklığa kavuşuyor.

Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi tarafından yapılan bu çalışma, karaciğer dokusunda gereğinden fazla ve zararlı bir iletişim ağının tüm sistemi zora sokup, organ fonksiyonunu bozduğunu gösteriyor.

Bunun altında yatan mekanizmaları araştırırken de, komşu iki hücre arasında yer alan geçit bağlantılarının (gap junctions) önem taşıdığını ve obezite sırasında bu bağlantı bölgelerinde kanal görevi yapan “konneksin” ailesinden bir proteinin bozukluğuna dikkat çekiyor.

Yapılan çalışmaya göre, ER stresi ve obezite karaciğerin ana parankim hücresi olan hepatositlerde konneksin ailesinden Cx43 isimli kanal proteininin hem ifadesinde hem de faaliyetinde şiddetli bir yükselmeye sebep oluyor ve bu kanal aracılığı ile bir hücrede başlayan stres, komşu hücrelere uygunsuz bir hız ve şiddet ile yayılarak fonksiyon bozukluğu ortaya çıkarıyor.

Özel bir genetik model geliştirdiler

Bu moleküler ağın ortaya çıkarılmasını takiben, araştırmacılar tüm vücutta bu mekanizmanın önemini ortaya çıkarmak için farelerde Cx43 kanalını sadece karaciğerde kapatacak özel bir genetik model geliştirdi.

Bu çalışmalar, Cx43 kanalı kapalı olduğunda hem hücreler arası stres yayılımının durduğunu, hem de şişmanlığa bağlı insülin direnci ve karaciğer yağlanmasının engellendiğini ve tüm vücutta şeker metabolizmasının normal kaldığını gösterdi.

Sonuç olarak, obezitede normal hücreler arasında bağlantı görevi yapan Cx43 kanalındaki anormal artış, metabolik stres yayılımı aracılığı ile organ fonksiyonunu bozarak metabolik hastalığı tetikliyor, karaciğer yağlanmasına eğilim artıyor ve tüm vücut şeker metabolizması da olumsuz etkileniyor.

(Visited 27 times, 1 visits today)