Kızamık Avrupa’da hızla yayılıyor
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl kızamık aşısı olmayan 2.6 milyon insan kızamık hastalığından ölüyor.
Çocuklarına aşı yaptırmayı reddeden ailelerin artmasıyla kızamık vakaları da çoğalmaya başlarken, ülkemizde de kızamıkla ilgili aşılama oranında 2018 yılında yüzde 96 ile eskiye oranla yüzde 4’lük bir düşüş gerçekleşti.
![]()
Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Nurhayat Bayazıt, son dönemlerde Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’da artan kızamık vakalarına ilişkin ailelere uyarılarda bulundu.
Doç. Dr. Nurhayat Bayazıt, “Kızamığa neden olan mikrop, bir çeşit virüs olduğu için bu hastalığa yakalanan kişileri tedavi etmenin imkanı yoktur. Korunmanın tek yolu kızamık aşısı olmaktır” dedi.
“AVRUPA, ‘AŞI YAPTIRMAMA’ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BEDELİNİ AĞIR ÖDEYEBİLİR”
Ülkemizde aşı olmayan hiçbir çocuğun kalmaması gerektiğini ifade eden Dr. Bayazıt, şunları dile getirdi:
“Ülkemizde kızamıkla ilgili aşılama oranı 2018 yılında yüzde 96 idi. Bazı şehirlerimizde bu oran yüzde 99’a kadar yükselmekte. Bu, aşılama adına büyük bir başarıdır, ancak yetmez. Aşı olmayan hiçbir çocuğumuz kalmamalıdır. Avrupa’da kızamık vakalarında 2017 yılına göre üç kat artış mevcut. Avrupa’da kızamık vakalarının artmasında, aldıkları göç yanında, özellikle son zamanlarda moda olan “çocuğuna aşı yaptırmama özgürlüğü”nün ciddi rol oynadığını düşünüyorum. Avrupa bunun bedelini çok ağır ödeyebilir. Kızamık gibi çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktan tek korunma yolu olan ‘aşıyı yaptırmama özgürlüğü’ diye, kimsenin bir lüksü olamaz. Bu, özgürlük değil, tam tersine, başka insanların hastalık kapmasına ve hatta ölmesine neden olarak, özgürlük ihlalidir.”
“KIZAMIK, YILLAR SONRA ÖLÜMLE SONUÇLANAN HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİR”
Kızamığın bulaşıcı bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Nurhayat Bayazıt, öksürük yoluyla dışarıya püskürtülen damlacıkların havada ya da yüzeylerde en az 2 saat canlı kaldığını belirtti.
Bayazıt, şöyle devam etti:
“Özellikle okul gibi kapalı ortamlarda eğer kişiler aşılı değilse, yüzde 90’nın üzerinde bir bulaşma olacaktır. Ayrıca makus damlacıklarının bulaştığı bir yüzeye dokunan başka bir kişinin eline ağzına götürmesi, burun veya gözlerini ovuşturmasıyla da bulaşması mümkün. Bu nedenle çoçukların mutlaka aşı olması gerekmektedir.
Çünkü; Bu kadar kolayca bulaşan kızamık, ölümcül bir hastalıktır. Kızamık hastalığı geçiren küçük çocuklar, 40 dereceye kadar yükselen ateş nedeniyle havale geçirmekte, akciğerleri etkilenerek zatürre olabilmekte ya da aradan yıllar geçtikten sonra amansız bir hastalık olan ve sonu mutlak ölümle biten beyin tutulumu olabilmektedir. Kızamık hastalığının ciddiyeti mutlaka toplumumuz tarafından kavranmalıdır. Bu konuda farkındalık oluşması hayati önem taşımaktadır. Anne babaların aşı ile ilgili tereddütleri olursa, lütfen kulaktan dolma bilgilere itibar etmesinler ve bir çocuk uzmanı ya da enfeksiyon hastalıkları uzmanına danışarak gerçek bilgiye ulaşsınlar.”
“TEK YOK KIZAMIK AŞISI OLMAK”
Kızamık hastalığının hem ağır seyreden hem de ölümle sonuçlanabilen bir hastalık olduğunu söyleyen Nurhayat Bayazıt, kızamık aşısının gerekli olduğunu belirtti.
Doç. Dr. Nurhayat Bayazıt, şunları söyledi;
“Kızamık hastalığına yakalanan kişi de yüksek ateş, halsizlik, tüm vücutta kırmızı döküntüler, burun akıntısı ve konjoktivit belirtiler olur. Uzun dönemde ise akciğerler, göz ve beyinde ciddi hasarlara sebep olur. Özellikle bebekler, gebeler, yeterince vitamin alamayan iyi beslenmemiş kişiler, çok yaşlılar ve kanser hastları kızamık hastalığını daha ağır geçirme eğilimindeler. Kızamığa neden olan mikrop, bir çeşit virüs olduğu için bu hastalığa yakalanan kişileri tedavi etmenin imkanı yoktur. Korunmanın tek yolu kızamık aşısı olmaktır.”
“YETİŞKİNLER DE DİKKATLİ OLMALI”
Kızamık konusunda yetişkinlerin de dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Nurhayat Bayazıt, “Kızamık aşılanması çocuklar kadar erişkinler için de çok büyük öneme sahiptir. Sağlık Bakanlığı, özellikle 1980-1991 yılları arasında doğan kişilerin birer ay arayla iki doz kızamık aşısı olması gerektiğini vurgulamaktadır. Aşı; KKK (Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak) şeklinde üçlü olarak uygulanmaktadır. Eğer bahsi geçen yetişkinlerin elinde önceden KKK aşısı olduklarına dair belge ya da kızamığa karşı bağışık olduklarını gösteren laboratuvar tetkiki varsa, aşı olmalarına gerek yoktur. KKK aşısı olmamış tüm erişkinlere, eğer talep ederlerse, aile hekimleri bir ay arayla 2 doz olarak aşıyı ücretsiz olarak uygulamaktadır” dedi.