Doğuştan gelen tehlike: Damar tümörü
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Hemanjiom (Damar Tümörü), doğumdan itibaren ortaya çıkıyor ve tedavi edilmezse zamanla büyüyebiliyor. Hemanjiom, damarsal yapılardan oluşan, genellikle iyi huylu seyreden bir tümör olarak biliniyor. Hastalık, damarın içindeki kan basıncı ve damar geliştirici faktörlerin etkisiyle büyüme, yayılma eğilimi gösteriyor. Bu nedenle, habis özellikler göstermese de kanama eğiliminin olması ve bazı hastalarda karaciğer gibi hayati organlara yakın olması nedeni ile tehlikeli durumlar oluşturuyor ve tedavi edilmesi gerekiyor. Hemanjiosarkom ise kan damarı kaynaklı tümörlerin kötü huylu olanı.
![]()
Hemanjiomun doğumsal bir hastalık olması sebebi ile bebeklik döneminden itibaren görüldüğünü belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Kimi hemanjiomlar ilk yıllarda kendiliğinden gerileyip kaybolabilirken, bazıları hızlıca büyüyüp ilerleyebiliyor. Sıklıkla cilt damarlarında görülen tümörler olmakla birlikte, karaciğer gibi iç organlarda da bulunabiliyor. Bu nedenle hemanjiomlar tanısı konulması, yakından takip edilmesi ve ihtiyaç halinde uygun yöntemlerle tedavi edilmesi gereken tümörlerdir” dedi.
Hemanjiom Tanısı Nasıl Konur?
Doç. Dr. Cem Arıtürk, hastalığın belirtileri ve tanısının konması hakkında şunları söyledi:
“Hemanjiomlarda ilk şikayetler genellikle görsel ve estetik sorunlardır. Hastaların cildinin herhangi bir bölgesinde kırmızı-mor renkli, ciltten kabarık, yumak şeklinde damar yapıları görülür. Normal damar yapısından farklı olan bu tümörler, çok küçük travmalarla ya da kendiliğinden kanayabilirler. Başlangıçta küçük boyutlarda olan bu tümörler, zamanla büyüme eğilimi gösterebilirler.
Belirtiler gözlendiğinde yapılması gereken ilk tetkikin doppler ultrasonografi olduğunu dile getiren Doç Dr. Arıtürk, şöyle devam etti:
”Hemanjiomun hangi damardan köken aldığı, cilt altı, kas dokusundaki yayılımı ve organlarda da hemanjiom bulunup bulunmadığı mutlaka gözden geçirilmelidir. Bu nedenle MR veya BT anjiografi yöntemleri kullanılır. Konvansiyonel anjiografi özellikle doppler ultrasonografi tanısı konmuş hemanjiomların anatomik özelliklerini ortaya koymak ve tedavi etmek amacı ile kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.”
Hemanjiom Büyür mü?
Hemanjiomların doğumdan sonra, bebeğin de büyümesi ile büyüyebileceğinin altını çizen Dr. Cem Arıtürk, şunları dile getirdi:
“Bu büyüme “damar geliştirici” faktör olarak bilinen ve vücuttan salgılanan bir maddenin etkisi ile meydana gelir. Ancak “her hemanjiom büyür” gibi bir kural bulunmamaktadır. Bazı hemanjiomlar hayat boyu aynı boyutta kalabilirken kimi hemanjiomlar da zamanla küçülerek kaybolabilirler.
Hemanjiom tedavisi, hemanjiomun büyüklüğüne, yerleşimine, köken aldığı damarlara ve iç organlarda hemanjiom bulunup bulunmadığına göre değişir. Bununla birlikte sadece cilt ve kas dokularında bulunan hemanjiomlarda hastanın şikayetleri de tedavi seçimi konusunda önem taşımaktadır.
Büyüme göstermeyen, şikayete neden olmayan yüzeysel hemanjiomlar yıllık takiplerle kontrol edilebilir. Ancak şikayete neden olan, kas içinde de ilerleyen, iç organlarda bulunan hemanjiomlar tanı konduktan sonra tedavi edilmelidir.”