Bu göz hastalığının en büyük risk faktörü ”stres”…
- Uzun süre bilgisayar veya telefon ekranına bakmak gözde et büyümesi yapabilir - 18 Nisan 2026
- İSTAHED: ”Meningokok ve HPV aşıları ulusal takvime alınmalı” - 17 Nisan 2026
- Sessiz kalp krizi, bu grubu daha çok seviyor… - 17 Nisan 2026
Santral seröz koryoretinopati göz hastalığı, erkeklerde 3 kat daha fazla görülüyor. Ve en büyük risk faktörüne de yoğun stres ve kaygı oluşturuyor. Uzmanlara göre, hastalık kalıcı merkezi görüş kaybına neden olabiliyor.
![]()
Göz Hastalıkları Uzmanı Nur Acar Göçgil, yoğun kaygı ve stresin tetiklediği ve erkeklerde 3 kat daha faz görülen santral seröz koryoretinopati (SSKP) hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.
Özellikle erkeklerde…
Santral seröz koryoretinopati (SSKP) hastalığı, gözün merkezi bölgesindeki retina tabakasının altında sıvı birikimi ile karakterize olan bir göz hastalığı. Erkeklerde kadınlara göre 3 kat fazla görülüyor. Hastalığın gelişimi için en önemli risk faktörü stres. Yoğun stres veya kaygı durumları, bu hastalığın tetikleyicisi olabiliyor.
Özellikle erkeklerde, kortizol gibi stres hormonlarının seviyelerindeki değişiklikler, bazı durumlarda kortikosteroid ilaçların aşırı veya uzun süreli kullanımı ve aile geçmişi, bu hastalığın riskini artırabilecek genetik yatkınlığa işaret edebilir.
Nadiren iki gözü de etkileyebilir
Retina, göz içindeki ışığı algılayan ve görüntüleri beyne ileten tabakadır. SSKP genellikle tek bir gözü etkiler, ancak nadiren her iki gözü de etkileyebilir. Bu durum, görme kaybına ve merkezi görüşte bozulmaya neden olabilir.
Nasıl belirti veriyor?
Santral seröz koryoretinopati hastalığında belirtiler genellikle yavaş gelişip artıyor. En belirgin belirti, merkezi görüşte bulanıklık veya bozulmadır. Bu, küçük yazıları okuma, detayları görme veya net bir görüntü oluşturmak gibi görsel görevleri zorlaştırabilir. Renklerde solma veya renk değişiklikleri gibi renk algısında bozukluklar yaşanabilir. Metamorfopsi, yani görüntülerin şekil değiştirmiş gibi görünmesine neden olabilir. Örneğin, düz çizgiler kavisli veya dalgalı gibi görünebilir. Kontrast duyarlılığı kaybı oluşarak, farklı tonların veya renklerin net bir şekilde ayrılamamasına neden olabilir. Nesneler normalden farklı bir şekilde görünebilir, örneğin bazı bölümler daha büyük veya daha küçük görünebilir. SSK bazen hafif bir göz rahatsızlığı veya ağrısı ile de ilişkilendirilebilir.
Tedavisi nasıl yapılıyor?
Santral seröz koryoretinopati hastalığının tedavisi, semptomların şiddetine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebiliyor. Her hasta farklıdır ve tedavi planı kişiye ve gözün durumuna özel olarak belirlenmektedir.
Tanı genellikle göz muayenesi, oftalmoskopi ve optik koherens tomografi (OCT) gibi görüntüleme yöntemleriyle konulur.
Hafif veya kendiliğinden düzelen vakalarda, doktorunuz belirtileri izlemek ve göz muayeneleri düzenlemekle yetinebilir. Kortizon içeren bir ilaç kullanımı varsa bırakılması önerildi. SSKP’nin tetiklenmesi veya alevlenmesi sıkça stresle ilişkilendirilir. Stresi yönetmek ve azaltmak için relaksasyon teknikleri, meditasyon, yoga gibi yöntemler veya uzman doktora danışma önerilebilir. Diğer altta yatan sistemik hastalıklar veya kullanılan ilaçlar sorgulanır.
Erken dönemde, retina altındaki sıvının emilimini artırmak için ağızdan verilen ilaçlar bir süre verilebilir.
Retinadaki sıvı birikimine neden olan alan, tam sarı nokta merkezinde değilse argon lazer fotokoagülasyon tedavisi etkili olmaktadır, ancak hastalık sıklıkla merkezde olduğundan günümüzde bu tedaviye uygun hasta çok nadirdir.
Etkili yöntem halk arasında soğuk lazer diye de bilinen dozu veya süresi azaltılarak uygulanan fotodinamik tedavidir. Göz dolaşımını belirleyen filmler çekilerek sızıntı belirlenen alanlara, damardan etkin ilacı verilmesinden sonra uygulanan bir ışık tedavisidir.
Etkinliği gösterilmiş başka bir tedavi şekli de, bir diğer özel dalga boyundaki lazer ile retina dokusuna zarar vermeden retina altındaki hücreleri aktive ederek, sıvının emilmesini tetikleyen ışık tedavisidir.
Retina altında özellikle yeni damarlanma geliştiğinde, sıvı birikimini azaltmak ve bu damarları baskılamak amacıyla anti-vasküler endotelyal büyüme faktörünün (VEGF) göz içine enjeksiyon tedavisi etkilidir. AntiVEGF göz içi enjeksiyonu, retina altındaki sıvının çekilmesi için de kullanılabilir.