Tüsad’dan verem uyarısı: ”Göçmen sorunu nedeniyle daha dikkatli olunmalı”
- Expomed Eurasia33. Kez Kapılarını Açtı - 16 Nisan 2026
- Ses sağlığı için düzenli uyku… - 16 Nisan 2026
- IDEX İstanbul Uluslararası Dental Fuarı kapılarını açtı… - 15 Nisan 2026
Solunum Derneği TÜSAD’dan, verem uyarısı; ”Son 10 yılda hastalık sıklığında yıllık ortalama yüzde 5 oranında azalma görüldü. Ancak karşılaşılan göçmen sorunu nedeniyle tüberküloz konusunda uygulanan politikaya kararlı şekilde devam edilmeli.”
![]()
Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği’nce (TÜSAD), Verem Haftası nedeniyle yapılan açıklamada, önemli uyarılarda bulunuldu.
” Ülkemizde son 10 yılda hastalık sıklığında yıllık ortalama yüzde 5 oranında azalma görülmesine, Türkiye’de tüberküloz kontrolünün geldiği nokta yüz güldürücü olmasına rağmen, son yıllarda karşılaştığımız göçmen sorunu nedeniyle daha dikkatli olunması gerekiyor” denildi.
Dünyada here yıl 1.2 milyon kişi ölüyor
TÜSAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nazan Şen, tanısı konulmamış tüberküloz hastalarının en önemli bulaş kaynağı olduğunu belirterek, şunları kaydetti.
Bu nedenle tüberküloz hastalığından korunmada en etkili yol, bulaştırıcı olgulara hızla tanı konulup uygun tedavinin başlanmasıdır. Ülkemizde Tüberküloz Daire Başkanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre, 2017 yılında tüberküloz tanısı alan hasta sayısı 12 bin 46. Son 10 yılda hastalık sıklığında yıllık ortalama yüzde 5 oranında azalma görülüyor. Ancak dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye tüberküloz tanısı konuluyor ve 1.2 milyon kişi de bu hastalık nedeniyle ölüyor. Yaklaşık 1.7 milyon kişi de tüberküloz basili ile enfekte olup hastalık gelişme riski taşıyor.
Önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor
Doç. Dr. Nilgün Yılmaz Demirci de, veremin öksürme ve hapşırmayla ortama yayılan mikrobun, solunum yoluyla alınması sonucu oldukça kolay bir şekilde bulaşabildiğine işaret etti.
Gelinen noktada, dengesiz ve sağlıksız beslenme, ağır ve stresli yaşam koşulları, fazla alkol ve sigara kullanımı, madde bağımlılığı, kortizon ve diğer bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanımının yaygınlaşması, göçlerin yaygınlaşması, düzensiz tedavi alınması ve bunun neticesinde zor tedavi edilen dirençli tüberküloz vakalarının olabilmesi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.
Her yıl yüzde 5 azaldı ama…
Prof. Dr. Güntülü Ak da, hem resmi sağlık kurumların, hem de sivil toplum kuruluşlarının verdiği tüberküloz mücadelesinin, halkın da bilinçlenmesiyle etkili sonuçlar vermeye başladığına işaret etti.
Son 10 yıldır yeni vaka sayısında her yıl yüzde 5’lik bir azalma yaşanıyor. Yine son yıllarda tüberküloz hastasıyla temas eden kişilerin muayene edilmesi ve gereken kişilere koruyucu tedavi verilmesi daha etkin bir şekilde yapılıyor. Bu durum mücadelenin gücünü daha da artırıyor. Ülkemizde tüberküloz kontrolünün geldiği nokta yüz güldürücü olmakla birlikte son yıllarda karşılaştığımız göçmen sorunu nedeniyle daha dikkatli olunması gerekiyor.
Kararlı politikaya devam edilmeli
Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Tüberkülozu Sonlandırma Stratejisi” yürütüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Onur Turan da, şu değerlendirmeyi yaptı.
Türkiye’de bu doğrultuda “Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı”, tedavi açısından da güncellenerek uygulanmaya devam edilmekte. Türkiye’de de bu vizyon ve kararlılıkla tüberküloz tedavisinin temel ilkeleri, tüm dünyada olduğu gibi ilaçların doğrudan gözetimli tedavi ile düzenli kullanılması ve ilaçların yeterli süre kullanılması esaslarına dayanıyor. Dünya ve Türkiye genelinde tüberküloz görülme sıklığı azalmasına rağmen, ölümler devam ediyor. Bu nedenle ülkemizde tüberküloz konusunda uygulanan kararlı politika sürdürülmeli, bu hastalığa karşı sosyal ve toplumsal desteğe devam edilmeli.