30 yıl günde bir paket sigara içen ve 55 yaşını dolduran herkes akciğer tomografisi çektirmeli

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Özlem Sönmez, ”30 yıl günde bir paket sigara içen ve 55 yaşını dolduran herkes düşük doz akciğer tomografisi ile erken tanı amacıyla mutlaka taranmalıdır” dedi.

8. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde konuşan Doç. Dr. Özlem Sönmez, akciğer kanserinin hem ülkemizde hem dünyada, kansere bağlı yaşam kayıplarının ilk sebebi olduğunu belirterek, son istatistiklere göre, dünyada 1 yılda ortaya çıkan yeni akciğer kanseri vaka sayısının 2.09 milyon iken bu kansere bağlı yaşam kaybı sayısının 1.79 milyon olarak hesaplandığını anlattı. 

Ülkemizde her yıl 30 bin yeni akciğer kanseri vakası görüldüğünü kaydeden Doç. Dr. Özlem Sönmez, akciğer kanserinden korunmak için alınabilecek en önemli önlemin tütün ve tütün ürünlerinden uzak durmak olduğunu söyledi.

Akciğer kanserinin yüzde 90 oranında tütün veya diğer tütün ürünleri kullanımı nedeniyle geliştiğini ifade eden Doç. Dr. Özlem Sönmez, şöyle devam etti:

”Bu yüzden özellikle genç yaşlarda sigara içmeye başlayanlar, uzun süre sigara kullananlar, günlük sigara tüketimi yüksek olan kişilerin erken tanı için düzenli doktor kontrolünde olmaları önerilmektedir. Tüm bunlara rağmen eğer akciğer kanseriyle karşılaşırsak, biliniz ki dünyada tedavi imkanlarının en yüksek düzeyde olduğu ülkelerden birinde yaşamaktayız.

Akciğer kanserinin diğer bir önemli sebebi ise hava kirliliğidir. Hava kirliliği DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından kanserojen olarak kabul edilmiştir. Öksürük, öksürükle kan gelmesi, hırıltılı solunum, göğüs ve kemik ağrıları, akciğer enfeksiyonları, çomak parmak, sebepsiz kilo kaybı, solunum sıkıntısı, ses kısıklığı veya ses değişikliği, yutkunma güçlüğü akciğer kanseri belirtisi olabilir.

30 yıl günde bir paket sigara içen ve 55 yaşını dolduran herkes düşük doz akciğer tomografisi ile erken tanı amacıyla mutlaka taranmalıdır.”

Akciğer kanserinde yeni tedaviler

Akciğer kanserinin en yeni gelişmelerin olduğu ve en yeni tedavilerin kullanıldığı kanser türü olduğunu kaydeden Doç. Dr. Özlem Sönmez, şunları dile getirdi:

Tümörün genetik haritasının çıkarılması ile o kişideki kansere neden olan genetik değişiklik bulunabilmekte ve o geni etkisiz hale getiren en uygun tedavi verilmektedir. Bu ilaçlar halk arasında akıllı ilaçlar veya sihirli mermiler olarak biliniyor. Eskiden vücuda yayılmış ileri evre akciğer kanseri hastaları 1 yılın altında yaşarken bu ilaçları kullanabildiğimiz hastalar uzun yıllar aktif yaşamlarını sürdürebiliyor. Daha önce EGFR, ALK, ROS1 genetik bozulmalarına karşı geliştirilen ilaçlarla tedavi cevap oranlarının  yüzde 80’lere ulaştırıldığı çok merkezli klinik çalışmalarla gösterilmişti. 

Vücudun savunma sistemi hücreleri olan T hücreleri aktif olsa bile kanserli hücreden saldırısını frenleme yönünde bir sinyal alırsa, kanserli hücreyi öldürmüyor ve geri çekiliyor. Bu nedenle frenlenmeyi ortadan kaldıran ve “immun kontrol noktası inhibitörleri” olarak isimlendirilen ilaçlar geliştirildi. CTLA-4, PD-1, PD-L1 başta olmak üzere çok sayıda immün kontrol noktası molekülü tanımlandı. Bu ilaçlardan olan İpilumumab, pembrolizumab, nivolumab, atezolizumab, durvalumab’ın akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi ile birlikte veya tek başına akciğer kanseri tedavisinde etkinliği ve güvenilirliği çok sayıda çalışma ile gösterildi ve sonuçları saygın tıp dergilerinde yayınlandı. Bu ajanları hali hazırda hastalarımızın tedavisinde uygulamaktayız.

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanserinin tedavileri farklıdır. Tedavi hastalığın evresine göre de değişmektedir. Akciğer kanserinin tipi ve evresine göre cerrahi, ilaçla tedavi (kemoterapi, immunoonkolojik tedavi, hedefe yönelik tedavi) radyoterapi (ışın tedavisi) seçeneklerinin bazıları ya da hepsi hastanın ve hastalığın özelliğine göre farklı sıralamalarla uygulanmaktadır. Akciğer kanserinde her hastanın durumu birbirinden farklıdır. Hastalığın ve hastanın durumuna göre farklı tedavi seçeneklerinin tek başına veya birlikte kullanılması, farklı bölümlerden bu konuda uzmanlaşmış çok sayıda doktorun ortak çalışması ve hasta için en doğru tedavinin ortak kararla belirlenmesinin gerektirir. Bu şekilde en doğru ve güncel tedaviler gecikmeksizin uygulanabilir.”

(Visited 137 times, 1 visits today)