Sağlıktaki ilerlemeler devrim niteliğinde

 İstinye Üniversitesi (İSÜ) Rektör Yardımcısı  Prof. Dr. Erdal Karaöz: “İSÜ olarak, yaptığımız çalışmalar sayesinde kök hücrelerin kullanımı artacak ve birçok hastalığın tedavisi mümkün olacak. 3D teknolojisi sayesinde, hayvan ve insan denekleri kullanmaktan kurtulma şansımız var”

Araştırma üniversitesi vizyonuyla, 21. Yüzyıl Anadolu Vakfı tarafından 2015 yılında kurulan ve “Medical Park” ve “LİV Hospital” hastanelerini bünyesinde bulunduran MLP Care grubunun çeyrek asırlık bilgi ve birikimi üzerine yükselen İstinye Üniversitesi (İSÜ); 3 yıl gibi kısa bir sürede, geleceğin bilimi ve meslekleri kabul edilen, “kök hücre”, “3D tıp-yapay organ”, “kanser çalışmaları” ve “yapay zeka” alanlarındaki özgün çalışmalarını kamuoyu ile paylaştı.

Toplantıya, İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, Kök Hücre ve Doku Mühendisliği (İSÜKÖK) yöneticisi ve İSÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erdal Karaöz, İSÜ Nörolojik Bilimler Araştırma ve Uygulama merkezi (İSÜCAN) yöneticisi ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sacit Karamürsel ve İstinye Üniversitesi Moleküler Kanser Araştırma ve Uygulama Merkezi (İSÜMKAM) yöneticisi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Engin Ulukaya katıldı.

Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında

Toplantının açılış konuşmasında üniversite Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, 4 yıllık bir üniversite olmalarına rağmen, kurum kültürünün Medikal Park ve Liv Hospital değerlerini üretmiş “MLP Care Grubu”nun çeyrek asırlık geçmişine dayandıklarının altını çizerek; “Sağlık geçmişi olan köklü bir eğitim kurumu kabul edilebiliriz, sağlıkla ilgili tüm bölümlerimiz var ama kendini sağlık eğitimi ile sınırlayan bir eğitim kurumu asla değiliz. Biz tam anlamıyla bir üniversiteyiz. Sosyal bilimlerden, ekonomiye; mühendislikten, mimarlığa birçok alanda lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi veriyoruz. Çok yakın zamanda Times Higher Education tarafından hazırlanan topluma etki endeksinde dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına girdiğimizin müjdesini de vermek istiyorum. 4 yıl gibi kısa bir zamanda böyle bir başarıya ulaşmaktan haklı bir gurur duyuyoruz” dedi.

3D teknolojisi sayesinde, hayvan ve insan denekleri kullanmaktan kurtulma şansımız var

İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erdal Karaöz, bilgi üreten bir üniversite olma kararıyla yola çıktıklarını vurgulayarak, yöneticisi olduğu Kök Hücre ve Doku Mühendisliği (İSÜKÖK) araştırma ve uygulama merkezinde yürütülen projeler hakkında bilgi verdi.

Dünyanın önde gelen üniversitelerinde görev almış araştırmacıları üniversite bünyesinde bir araya getirerek dünya çapında araştırmalar yaptıklarını belirten Karaöz öne çıkan projelerle ilgili şu bilgileri verdi:

“Farklı canlılardan alınan dokuların, o canlıya ait hücrelerden arındırıldıktan sonra, insan deri ve kök hücrelerine ekilerek insan derisine dönüştürülmesi olarak tanımlanabilecek, ‘Desellülerize Matriksten Yapay Deri Elde Etme’ yöntemiyle; kişinin kendi deri hücrelerini, Parkinson hastalığının tedavisi için dopamin üreten nöronlara dönüştürme yöntemine kadar çok farklı çalışmalar yapıyoruz İSÜKÖK’te. TÜBİTAK tarafından desteklenen ‘yapay deride hastalık modellemeleri’ çalışması ile UV ışınların etkisi ile ortaya çıkan cilt kanseri gibi hastalıkların ve diğer kimyasalların denenebileceği ‘3B biyo yazıcılarda üretilen yapay deri modelleri’ni çalışıyoruz. Bu projede 3D teknolojisi sayesinde, insan veya hayvan deneklerin kullanılmasının önüne geçeceğiz. İnsan derisini 3B olarak oluşturduktan sonra, UV ışınlardan başlayarak çeşitli etkenlerin nasıl hastalık oluşturduğunu, deney hayvanı veya insan kullanmadan incelemeyi amaçlıyoruz.”

Yaptığımız çalışmalar sayesinde kök hücrelerin kullanımı artacak ve birçok hastalığın tedavisi mümkün olacak

Karaöz, konuşmasında üniversitenin diğer özgün çalışmalarında da bahsederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Kök hücrelerin genetik yapısının değiştirilmesi çalışmalarımız gerçekten son derece hayati. Vücudumuzda birçok organda kök hücreler bulunuyor. Bu hücreler hastalık ya da yaralanma durumlarında bulundukları yerden çıkarak zarar gören hücreleri tamir edebilme yeteneğine sahip. Günümüzde hastalara uygulanan kök hücre tedavileri sayesinde, hem kalıtsal hem de sonradan ortaya çıkan hastalıklarda önemli gelişmeler ve iyileşmeler görülüyor. Ancak hala bu hücrelerin vücudun bağışıklık sistemi tarafından yok edilmesi ya da hastaya verildikten sonra tamir edeceği hücreleri bulmasında sorunlar yaşanıyor. İşte amacımız, yapacağımız kök hücre araştırmalarında bu hücrelerin genetik yapısını değiştirerek kullanımını kolaylaştırmak, bağışıklık sistemi tarafından yok edilmelerini önlemek ve gidecekleri yeri daha hızlı ve etkili bir şekilde bulabilmelerini sağlamak. Bu sayede kök hücrelerin kullanımı artacak ve birçok hastalığın tedavisi mümkün olacaktır.”

Kanser tedavisinde hastaya özgü mutasyon tespiti ve ilaç seçimi dönemi başlıyor

İSÜ’deki, ABD ve AB patenti alınmış özgün kanser ilacı bileşiği hakkında güncel bilgileri paylaşarak sözlerine başlayan İstinye Üniversitesi Moleküler Kanser Araştırma ve Uygulama Merkezi (İSÜMKAM) yöneticisi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Engin Ulukaya, tamamen yerli ve milli olarak sentezlenmiş özgün kanser ilacı bileşiği çalışmasında, büyük hayvan çalışmasının ardından insan deneği aşamasına gelecekleri müjdesini vererek; “İnsana en yakın en az iki büyük hayvan üzerinde deney yapmak gerekiyor. Ardından insan deneyleri yapılacak. Bu aşamaya gelen ilk bileşiği bulduk ancak özgün bir ilaç ortaya çıkarmak çok pahalı bir iş. 1 milyar dolar harcarsanız 10 milyar dolar olarak karşılığını alabilirsiniz.” dedi.Ayrıca, halen finansal destek aradıklarını da dile getiren Prof. Dr. Ulukaya, kanser tedavisinde hastaya özgü mutasyon tespiti ve ilaç seçimi araştırmalarına değinerek kişiselleştirilmiş kanser tedavi yöntemlerinin önemini vurguladı. Bu konuda dünya devi Eurofins Laboratuvarları ile işbirliği protokolünün imzalandığını ve tüm İSÜ hastaneleriyle birlikte Medical Park ve Liv Hospital hastanelerinde hizmete girdiğini de belirtti.

Kanser kök hücresini öldürürseniz 10 Nobel alırsınız

Üniversitedeki “Kanser Kök Hücre” çalışmalarından da bahseden Ulukaya, “kanser kök hücresini öldürürseniz 10 Nobel alırsınız” sözleriyle bu alanın değerini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

“Kanser kök hücresini yok edemediğimiz için hastalık karşısında hala zayıfız, bu yüzden nüksediyor hastalık. Ve kanseri başlatan da bu hücre, onu öldürecek ilaç üzerinde çalışıyoruz. Üniversite olarak kanserli hücreyi bulan tamamen yerli bir bileşiği Koç Üniversitesi ile iş birliği içinde ürettik. Bu bileşik hücre kültürü çalışmasından başarıyla geçti. Dolayısıyla, şu an deney hayvanı aşamasına geldik. Bu aşamayı da başarıyla geçtiğimiz takdirde, meme kanseri cerrahisinde kullanım potansiyeli olan global bir ürün olarak patent başvurumuzu yapacağız.”

Ülkemize kanser ilacı hediye etmek istiyoruz

Ulukaya, kanser ilacı üretmenin çok büyük maliyetleri olduğunu ancak bunun karşılığını da fazlasıyla alındığının altını çizerek “Ülkemize bir kanser ilacı hediye ederek hem kaynak oluşturmak hem de dünya çapında gurur kazandırmak istiyoruz.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Yapay organ sinir sistemi ile haberleşebilmeli

Nörolojik Bilimler Araştırma Uygulama Merkezi (İSÜCAN) yöneticisi ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sacit Karamürsel ise, İSÜCAN çalışmaları hakkında bilgiler verdiği konuşmasında özetle şunları söyledi: “Epilepsi hastalarında beyinde haritalama yapıp çeşitli beyin yapılarından kayıtlar alıyoruz. Organ nakli yapıldığında bu organın sinir sistemi ile haberleşebilmesi gerekiyor. Beyinle organlar arasındaki bağlantıyı sağlamak için önemli çalışmalar yapıyoruz. Ameliyat sırasında sinir sistemini monitörize ederek veri topluyoruz. Sinir sistemi organlarla nasıl etkileşim yapabiliyor; bir anlamda haberleşme nasıl sağlanıyor, bunu araştırıyoruz. Özellikle konsantrasyon gerektiren mesleklerde çalışan sağlıklı kişilerin beyin konsantrasyonu konusunda da çalışmalarımız var.”lerlemesine katkıda bulunmayı hedefliyor.

(Visited 14 times, 1 visits today)