Miyomlar alınmalı mı, alınmamalı mı?
- Sadece baharda değil yıl boyu süren göz alerjileri de var… - 19 Nisan 2026
- Ece Sanat Art Gallery müzayedesinden Kansersiz Yaşam Derneği’ne destek… - 19 Nisan 2026
- Diş ipi dolgu veya kaplamalara zarar verir mi? - 18 Nisan 2026
Kadınlık çağının iyi huylu tümörleri olarak kabul edilen miyomlar, 15-45 yaş aralığında daha sık görülüyor. Büyük kısmı belirti vermiyor. Hamilelik döneminde, yerleşim yerine bağlı olarak erken doğum riskini artırabileceği gibi gebeliği de olumsuz yönde etkileyebiliyor. Miyomlar bazen tedavi gerektirmiyor ve sadece takip yeterli oluyor. Ancak bazı durumlarda ortaya çıkan riskler, cerrahi ya da cerrahi dışı tedavileri gündeme getiriyor.
![]()
Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Dede, miyomlar ve tedavisi hakkında şunları anlattı.
Nedeni tam olarak bilinmese de…
Kadınlık çağının iyi huylu tümörleri olarak kabul edilen miyomlar, özellikle kadınlık hormonlarına hassastırlar. Dolayısıyla östrojen, miyomların ortaya çıkmasını ve büyümesini tetikleyen bir unsur. Bu nedenle 15-45 yaş aralığında daha sık görülürler. Kadının menopoz dönemine girmesiyle birlikte miyomların da kaybolacak kadar küçülmeleri beklenir. Yani miyomların nedeni tam olarak bilinmese de, genetik yatkınlık ve özellikle östrojen hormonuyla ilişkili olduğu düşünülüyor.
Büyük kısmı belirti vermez
Kadınlarda sık görülen sorunlardan biri olan miyomlar, özellikle rahmin kas tabakasından gelişen ve genellikle iyi huylu seyreden tümörlerdir. Büyük bir kısmı belirti vermediği için, doktora gidildiğinde veya tetkikler esnasında tesadüfen fark edilir. Örneğin, gebelikten korunmak veya gebelik kontrolleri için muayeneye gidildiğinde ya da komşu organların görüntülenmesi esnasında tespit edilmesi sıkça karşılaşılan bir durum.
Hamilelik ve miyom
Hamilelik döneminde miyomların yerleşim yerine bağlı olarak erken doğum riskini artırabileceği ve gebeliği olumsuz yönde etkileyebileceği unutulmamalıdır. Hamileliğin 12’inci haftasına kadar östrojen artışı nedeniyle miyomlar hızlı bir büyüme sergilerken, bu büyüme 12’inci haftadan sonra durma eğilimine girer. Tedavi ise lohusalık bitiminde,hasta değerlendirilerek yönetilebilir.
Bu belirtilere dikkat
Kadının adet döngüsünde olağan dışı değişiklikler (adet süresinin uzaması ve kanama miktarının artması gibi)
asık bölgesinde basınç hissi
Bağırsaklarla ilgili huzursuzluklar (kabızlık gibi)
İdrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma ya da idrar kaçırma
Sırt ve bel ağrısı
Ağrılı cinsel ilişki
Anemi belirtileri (çarpıntı, halsizlik vb)
Miyomlarda risk faktörleri
Siyahi ırk, yaş (+40), erken yaşta adet görmek (10 yaş), aile öyküsü, obezite, diyabet, hipertansiyon, daha önce doğum yapmamış olmak, geç yaşta ilk doğumunu yapmak ve kahve tüketimi.
Miyomlarda koruyucu faktörler
Geç yaşta adet görmek (16 yaş sonrası), artmış doğum sayısı ve doğum kontrol hapı kullanmak.
Nereye yerleştiği önemli
Miyomlarla ilgili en önemli hususlardan biri, yerleşim yeridir. Kadınlarda sık görülen kistlerin yerleşim yeri yumurtalıklarken, miyomlar rahim bölgesinde görülür. Örneğin, rahmin dışına doğru ilerlemiş, etrafına bası yapmayan 7-8 cm boyutlarındaki bir miyomu takip etmek yeterli olabilirken, rahmin en iç tabakasına doğru büyümüş bir miyom, kanama riskini, anemi ve buna bağlı kalp hastalıklarını dahi tetikleyebileceği için, 1 cm bile olsa acil müdahale gerektirecektir.
Tedavi seçenekleri
Tedavi konusunda cerrahi ve cerrahi dışı pek çok yöntemden söz edebiliriz. Eğer hastanın herhangi bir şikayeti yoksa genellikle düzenli takipler yeterli olur. Fakat acil tedaviler kapsamında kanamayla ilgili problemleri çözmek için farklı yöntemler kullanılabilir. Bunların yanı sıra tedavilerde ağrı kesici ve iltihap önleyici ilaçlar, ilaçlı spiraller, hastada geçici menopoz etkisi yapan iğneler, doğum kontrol hapları ve moleküler düzeyde yeni grup ilaçlar da kullanılıyor.
Cerrahi tarafta da uygulanan yöntemler mevcut. Rahmi besleyen damarların özel yöntemlerle tıkanması (anjiyo-uterin arter embolizasyonu) ve miyomların küçültülmesi, miyomların açık ya da kapalı cerrahiyle (laparoskopi/ robotik) çıkarılması (myomektomi), hatta hastanın da isteğine bağlı olarak rahmin alınması (histerektomi) gibi. Sonuç itibariyle, kişiye özel tedavilerle miyomların kontrol altına alınması mümkündür. Dolayısıyla düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek önemlidir. Miyom ameliyatı olan hastalarda miyomların tekrar etme olasılığı yüzde 10’lara yakın.