Kadınların yaşamına bu hormonlar yön veriyor

Reklamlar

Duygular ve hormonlar ayrılmaz bir bütündür. Hormonlar o kadar güçlüdür ki,  çok az miktarların değişimi bile sağlık üzerinde derin etkiler yaratabilir. Peki kadınların yaşamına yön veren hormonlar hangileri?

 

Medicana Sağlık Grubu’nca yayınlanan e-bültende yer alan yazıda, kadınların yaşamına yön veren hormonlar anlatıldı.

Reklamlar

 Cinsiyet hormonları

Kadınlar, ergenlikten menopoza kadar sürekli olarak bir hormonal dalgalanma döngüsünde yaşar. Bu onların beyin kimyasını ve düşünce yapılarını etkiler. Bu nedenle depresyon ve kaygı (anksiyete) bozuklukları,  kadınlarda 2-3 kat daha yaygındır. Menopoza yakın dönemlerde azalan hormon seviyeleriyle, yüksek depresyon ve kaygı bozukluğu görülme sıklığı arasında bağlantı vardır.

Cinsiyet hormonları beyni etkileyen ve en güçlü kimyasal sinyallerdir. Bunların kan düzeylerindeki değişiklikler beyindeki
nörohormonları- nörotransmitterleri etkiler (dopamin, seratonin vb.). Bunlarda mutluluk hissetmemizi, aşık olmamızı, hayal kurmamızı etkileyebilen nörohormonlardır. Menopoz döneminde verilen hormon tedavileri, bu dönemde ortaya çıkan depresyon, kaygı, sinirlilik hali, uyku bozukluğu, çarpıntı, terlemeler ve hafıza problemleri gibi sorunlarda iyileşme
yaratır. 

Östrojen

Östrojenin cinsel hayat, yumurtlama, kadın vücudunun şekillenmesi ve büyüme üzerine olan etkilerinden başka anti depresif etkileri de vardır. Yüksek düzeyde östrojen gerginlik, kaygı, sinirlilik halini oluşturan ya da artıran sistemleri dengesizleştirir. Adet döngüsü nedeniyle kadınlarda östrojen seviyeleri dalgalanır. Bazen yüksek bazen de düşük olur.  Östrojen seviyesi yüksek olan kadınlar anksiyete ve panik atak oluşumuna yatkınlardır. Düşük östrojen
seviyeleri de depresyon ataklarına yol açabilir.  

Progesteron 

Östrojen-progesteron dengesini kurmak duygu durum bozukluklarının doğru tedavisinde anahtar olabilir. Progesteron kadınlarda özellikle yumurtlama dönemini takiben üretilir,  artış gösterir. Progesteron eksikliği orta yaş kaygı-sinirlilik durumlarında birinci faktördür. Östrojen yüksek, progesteron düşük olduğunda kadınlar aşırı öfke krizleri ardından pişmanlık-uzlaşma tavırları sergiler.
Progesteron reseptörleri(alıcıları) beynin limbik bölgesindedir. Burası duygu- davranış düzenleyen uzun süreli hafıza motivasyon ve korku duygusunun işlendiği bölgedir. Progesteronun beyin üzerinde sakinleştirici etkisi vardır. Eksikliği kaygı ve sinirliliğe neden olabilir.

Stres ve tiroid hormonları 

Tiroid bezi, beyindeki hipofiz bezinden salgılanan TSH (troid,stimulan hormon)’a cevaben T3 ve T4 salgılar. Bunlar tiroid hormonlarıdır. Ve vücuttaki her hücreyi bir şekilde etkilerler. Tiroid hormonlarındaki eksiklik, beyindeki nörotransmitterleri baskılar ve depresyona yol açar. Tiroid hormonları aynı zamanda kan şekeri seviyelerini ve stres hormonu salınımını da tetikler.

İnsülün hormonu 

 Kan şekeri seviyeleri ile agresyon (saldırganlık) ve duygusal patlamalar arasında güçlü bir ilişki vardır Glisemik indeksi yüksek gıdalar (beyaz un ürünleri, rafine edilmiş-tatlandırılmış tahıllar şekerlemeler vb.) kan şekerinde aşırı dalgalanmalara yol açarlar. Hem çok yükseltir, hem de fazla insülin salgılatarak aşırı şeker düşüşlere yol açabilirler. Bu da sinirlilik,
saldırganlık, unutkanlık, dalgınlık gibi durumlara yol açabilir.

(Visited 9 times, 1 visits today)