Bağımlılığa karşı ”merak ve korku” dengesi

Madde kullanımı konusunda en riskli iki dönem, ergenlik ve çocukluk. Uzmanlara göre, özellikle ergenlik döneminde madde kullanımını engellemek için ”merak ve korku dengesini” kurmak çok önemli. Peki, bu denge nasıl kurulur? Bu dengeyi sağlamak için çocukluktan itibaren nasıl bir yol izlenmeli?

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Birimi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan,  madde kullanımına karşı çocukluk ve ergenlik döneminde nasıl bir yol izlenilmesi ve nasıl bir dil kullanılması gerektiği konusunda uyarı ve önerilerde bulundu.

Denge merak lehine artarsa kullanır, korku lehine artarsa kullanmaz

Madde kullanımında iki riskli dönem bulunmakta. Birincisi ergenlik. Bu dönemde ergen merakla madde kullanmaya başlıyor.

Bir kişi bir maddeden korkarsa o maddeyi kullanmaz, aksi durumda yani korkmazsa bir deneyim ister. Aslında bir denge var, ”korku ve merak” dengesi… Birey bir maddeden korkarsa, kendine zarar verir mi acaba diye düşünce içine girerse, o maddeyi kullanmaz. Ama korku yoksa ve merak daha yüksekse, ” bana nasıl olsa bir şey yapmaz ”düşüncesiyle denemeye yönelir. Denge merak lehine artarsa kullanır, korku lehine artarsa kişi maddeyi kullanmaz.

O nedenle ergenlik döneminde madde kullanımını engellemek için öncelikle merak korku dengesini kurmak gerekiyor. Ancak ergenlik döneminde bireyi korkutarak bir çözüm alınamıyor. Özellikle ders verir gibi anlatılırsa hiçbir işe yaramıyor.

Farkındalık çocukluktan itibaren başlamalı 

Yapılan araştırmalar şunu gösteriyor ki, bu farkındalık çalışmasının çocukluktan itibaren başlaması gerekiyor. Yani bir  diğer riskli dönem, çocukluk. Aileler, çocukluk döneminden itibaren alkol ve maddeyle  ilgili çocukla konuşabiliyorsa, maddelerin etkileri, geçmiş yaşam örnekleri, zararları gibi bir çok konu hakkında aile içinde konuşulabiliyorsa, bu bireylerin uzun vadede ergenlik ya da ileri yaşlarda maddeyle daha az temas ettiği görülmüş.

Yani korunma konusunda en temel sorun korkutmak değil, bireylere çocukluktan itibaren doğru ve nesnel bilgiyi aktarmak . ”Madde içen şizofren olur” gibi korkutma amaçlı söylemler kalıcı olmuyor. Ama bir konu arasında, sohbet esnasında bu konulara değiniliyorsa daha fazla anlam ifade ediyor. Ebeveylerin bu noktada sohbet biçimlerini de değiştirmeleri gerekiyor. ‘‘Sen içtin mi içmedin mi, kimler içiyor arkadaşlarından söyle bakalım’’ şeklindeki yaklaşım ters tepiyor. 

Aileler durumu ortalama 2 yıl sonra öğreniyor 

Yapılan çalışmalara göre aileler, çocuklarındaki madde bağımlılığını başladıktan ortalama 2 yıl sonra öğreniyor. Ebeynlerden birisi fark ediyor ancak birbirlerine ne olduğunu sorduklarında olay geçiştiriliyor. Anne ya da baba durumu geçiştirebiliyor, genelde önce anneler öğreniyor ancak tepkisinden çekindiği için konuyu babaya aktarmıyor. Fakat öğrenildiğinde mutlaka ebeveynler kendi içlerinde konuşulmalı ve riskler ortaya konmalıdır.  Çocuğun rutini bozuluyorsa,  odasına kapanıyorsa, elektronik aletlerine şifreler koyuyorsa, ani duygu ve durum değişiklikleri oluşuyorsa, vücudunda değişiklikler oluşuyorsa, çok veya az uyuyorsa, göz altı morlukları gibi fiziksel değişiklikler oluyorsa, evde para kayıpları oluşuyorsa, borç almalar başladıysa, derslerde düşüş yaşanıyorsa ve arkadaş ortamı değişiyorsa yani çocuk hiç beklenmeyen şekilde davranmaya başladıysa ortada ciddi sorunlar var demektir.

(Visited 92 times, 1 visits today)