Aspartam tüketiminin erken doğum riskine neden olabileceği düşünülüyor
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın ‘muhtemel kanser yapıcı maddeler’ arasına aldığı aspartamın, kadınların üreme sağlığı açısından güvenliği belirsizliğini koruyor.
İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Pınarbaşı Şimşek, şekerden 200 kat daha tatlı olan bu maddeyle ilgili merak edilenleri yanıtladı.
Gebelik gibi durumlarda aspartam kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Şimşek, şöyle devam etti:
“Gebelikte aspartam büyük ölçüde kalori alımını azaltmak için geleneksel şekerin yerine kullanılmasına rağmen, kadınların üreme sağlığı açısından güvenliği belirsizliğini korumaktadır. Aspartam ve benzeri tatlandırıcıların önerilen seviyeler aşılmadığı sürece hamilelik ve emzirme döneminde tüketilmesi güvenli olarak kabul edilmektedir.
Besin değeri olmayan tatlandırıcıların tüketiminin erken doğum riskine neden olabileceği düşünülmektedir. Klinik, hayvan ve hücre deneylerini içeren çalışmalar, aspartam tüketiminin oosit olgunlaşmasını bozarak kısırlık riskini 1,79 kat artırdığını göstermektedir.
Tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı ile ilgili
Uzun süreli aspartam tüketiminin müllerian hormon (AMH) ve progesteron sekresyonunu azaltarak yumurtalık ve granüloza hücrelerinde oksidatif stresin artmasına ve antioksidatif enzimlerin azalmasına neden olduğu gösterimiştir.
Aspartam kullanımı aynı zamanda tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı ve hormonla ilişkili kanser riskinde artışla da ilişkilendirilmiştir. Araştırmalar ayrıca 9-10 yaş arası kızlarda erken menarş riskinin yüksek olduğunu göstermiştir. Özellikle gebe ve emziren kadınlar tarafından uzun süreli tatlandırıcı alımının etkilerinin daha detaylı ve eksiksiz bir şekilde araştırılması önerilmektedir. Tatlandırıcıların bebeklerin gastrointestinal, serebral ve kardiyometabolik sistem üzerindeki etkilerini incelemek için tasarlanmış büyük, uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç vardır.”