Afet sonrası travmaya hemen müdahale etmeyin

Yapılan  çalışmalara göre, sel ve yangın gibi afetler, tanık olan kişilerde travmatik etkilere neden olabiliyor. Uyku düzensizlikleri, geleceğe dair umutsuzluk,  en ufak bir seste irkilme, yangından sonra herhangi bir ateş gördüğünde korkma gibi. Peki, bu durumda afet sonrası travmaya hemen müdahale edilmeli mi? Uzmanlara göre,  bu süreçte ilk yapılması gereken afetzedelerin acılarını paylaşmak ve acılarına ortak olmak.

Klinik Psikolog Cemre Ece Gökpınar, afet gibi beklenmeyen, ani ve şoke edici yaşam olaylarının kişilerde travmatik etkiler oluşturduğunu,  şok etkisi altında olunan ilk aşamada yani travma süreci tam sonlanmamışken psikolojik müdahalede bulunmanın doğru olmadığını vurguladı.

”Kişi önce kendisinde fiziksel bir problem olup olmadığına bakar” 

Travma anlarında ya da akut anlarda kişi ilk önce içerisinde bulunduğu durumun yarattığı psikolojik etkilerden ziyade, kendisinde fiziksel olarak bir problemin olup olmadığına bakmaktadır. Fiziksel yaralanmalar ve çevresel olaylar kontrol altına alındıktan sonra travmadan kaynaklı psikolojik etkiler söz konusu olmaya başlayabilir.

”Uyku düzensizlikleri ve iştah kaybı ortaya çıkabiliyor”

Doğal afet sebebiyle yaşanan travmalar kişide bir öfke oluşturabilir. Kişi bir kabullenemeyiş ve inkâr etme süreci yaşar. Daha sonra, tanık olunan afetin psikolojik etkileri, bireyin kişisel hayatına fiziksel olarak yansıyabilir. Örneğin uyku düzensizlikleri, iştah kaybı gibi belirtiler fiziksel olarak görülen ilk belirtiler olarak tanımlanabilir. Kişi yaptıklarından keyif almamaya başlama, geleceğe dair umutsuzluk, kaygı içerisinde olma, en ufak bir seste irkilme, yangından sonra herhangi bir ateş gördüğünde korkma, irkilme gibi birtakım travmatik belirtiler yaşayabilir.

”Afet süreci yaşanırken psikolojik müdahale kişiyi rahatlatmıyor”

Şok etkisi altında olunan ilk aşamada, travma süreci tam sonlanmamışken psikolojik bir müdahale yapmak doğru değildir. Çünkü bizim ruhsal olarak açılan yarayı görmemiz lazım. Afet süreci hala yaşanıyorken, bireye psikolojik bir tedavi ya da müdahale girişiminde bulunmak kişiyi rahatlatmayacaktır. Tam tersi bireyden, negatif bir reaksiyon alınması muhtemeldir. Kişinin açılan psikolojik yaralarının gün yüzüne çıkması müdahale için en uygun zamandır. Bu süreçte maksat, telkin etmeye çalışmak değil, bireyin acılarını paylaşmak ve acılarına ortak olmaktır.

”İnkar ve öfke sürecinden sonra müdahale edilmelidir”

Bu süreçte afetzede önce kayıplar sebebiyle depresif bir süreç yaşar. Daha sonra anksiyete süreci meydana gelir. Travma sürecinden uzaklaşıldıkça yıllar içerisinde bireyde bir kabullenme süreci oluşur. Bu evreler arasında ise inkar etme ve öfke duyma evresi atlatıldıktan sonraki süreç, psikolojik yardım alınması gereken en uygun süreç olacaktır. Çünkü bireyin inkar ettiği bir şey ona yardımcı olamaz. Kabulleniş gereklidir.

(Visited 38 times, 1 visits today)