TTB Etik Kurulu: Toplum sağlığının korunması için aşının zorunlu kılınması olanaklı
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Etik Kurulu, “Zorunlu Aşı Uygulaması” hakkındaki görüşünü, ”Toplum sağlığının korunması ortak ilkesinin gereği olarak aşının zorunlu kılınması olanaklıdır” şeklinde açıkladı.
TTB Etik Kurulu: ””Tüm bilimsel bilgiye ve toplumu etkileyen olumsuz sonuçlara karşın başkalarına zarar vereceğini bilerek aşı olmaktan kaçınmak ahlaki özne olma özelliğinin yitimidir.”
TTB Etik Kurulu’nca, yapılan açıklamada, konunun etik açıdan değerlendirilirken temelde beden bütünlüğünün korunması, bireysel özgürlük, özerk karar verme hakkı ve toplumsal yarar başlıklarında ele alındığı ifade edildi.
Kurul tarafından daha önce “Aşı Konusunda Yaşanan Tereddütler, Aşı Reddi ve Aşı Karşıtlığı Konusunda Etik Kurul Görüşü” başlıklı görüş oluşturulduğu hatırlatılan açıklamada, buna göre; “Genelleyici bir yaklaşımla, birey özerkliğinin toplum yararı gerekçe gösterilerek çiğnenebileceği anlayışı, kişilik haklarını ihlal edebilecek çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Bununla birlikte, duyarlı bireylerin bağışıklanmasıyla toplum düzeyinde etkin ve güvenli koruma sağlanabilen bulaşıcı hastalıklar özelinde, bir değer olarak toplum yararı birey özerkliğinin üzerinde ele alınması gerekliliktir” ifadesine yer verildiği anımsatıldı.
Açıklamada, konunun “toplumsal bağ içinde yer alan tüm üyeler arasındaki ilişkinin esasını, birbirine karşı sorumluluk oluşturur. Bu nedenle bireysel iyinin toplumun diğer kesimlerine zarar vereceği durumlarda, bireysel iyi, ‘zarar vermeyeceksin’ ilkesi gereği bir yarar olarak görülemez. Çünkü diğerlerini gözetmeyen bir bireysel yarar, toplumsal bağı, toplumsal dayanışmayı zedeler” söylemiyle bireysel özerklik ve toplumsal yararın birlikte korunması ve bunun olanaklı olduğu şeklinde temellendirildiği kaydedildi.
”Kişiler ortak alana katılmamayı seçerek aşı olmama istemini gerçekleştirebilir”
Açıklamada, şunlar dile getirildi:
”Yaşam hakkı diğer hakların gerçekleşebilmesinin olanağını sağlaması nedeniyle tüm hak ve toplumsal yararların üstünde bir değerdir. Özgürlük, sosyal hayatta diğer insanlara ve topluma karşı sorumluluklar da içeren, sadece serbestlik anlamına gelmeyen bir kavramdır. Özgürlüğün bu niteliğini göz ardı etmek herkesin eşit bir şekilde özgürlüğe hakkı olduğu anlayışını hiçe saymak anlamına gelecektir.”
Pandemi sürecinde aşı uygulanmasının etkili ve güvenli bir mücadele aracı olduğunun pek çok ülke deneyimiyle bilimsel olarak kanıtlandığı vurgulanan açıklamada, şöyle devam edildi:
”Bu bağlamda aşı uygulanması pandeminin kontrol altına alınması, hatta sona erdirilmesi için bir gerekliliktir.
Bu değerlendirmeler kapsamında toplum sağlığının korunması ortak ilkesinin gereği olarak aşının zorunlu kılınması olanaklıdır. Öncelikle bu düzenleme açık, anlaşılabilir ve belli ölçütlere uygun bir yasal çerçeve ile yapılmalıdır. Burada aşı olmayanların Anayasada tanımlanan temel hak ve özgürlüklerini ölçüsüz sınırlandırmayacak, hakkın özüne dokunmayacak şekilde hak sınırlamalarına gidilmesi söz konusu olabilmektedir. Böylece bireysel serbestlik kapsamında, beden bütünlüğü ve bireysel özerklik de korunarak kişi ortak alana katılmamayı seçerek aşı olmama istemini de gerçekleştirebilecektir.”
Sağlık hakkı
Açıklamada, aşı olmayanların yaratacağı Covid-19 hastalık yükünün, sağlık sisteminin ve sağlık çalışanlarının üzerindeki taşınamaz hale gelen ağırlığı daha da artıracağı ve sağlık hakkına erişimi güçleştireceği belirtilerek, şöyle devam edildi:
”Tüm bilimsel bilgiye ve toplumu etkileyen olumsuz sonuçlara karşın başkalarına zarar vereceğini bilerek aşı olmaktan kaçınmak ahlaki özne olma özelliğinin yitimidir.
Bir arada yaşamanın yaptıklarımızın başkaları için ne anlama geldiğini düşünmeyi de gerektirdiği açıktır. Kişi serbestlik içinde aşı olmayarak başkalarının da zarar görmesine neden oluyorsa, bu özgürlük kavramı kapsamında olmayacaktır. Sağlık hakkının sadece bireysel olarak kendimizin değil, herkesin sağlığıyla ilintili olduğu unutulmamalıdır.”