Prof. Dr. Ovalı: ”Dornaz Alfa projesine ait ilk sonuçları 23 nisanda açıklayacağız”
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ercüment Ovalı, ”Dornaz Alfa projesine ait ilk sonuçları 23 nisanda açıklayacağız” dedi.
Prof. Dr. Ovalı: ”Hastalarımız virüsün meydana getirdiği reaksiyon nedeniyle nefes alamadıkları için kaybediliyorlar. Klinisyenler; içeriye çok güçlü miktarda oksijen verip akciğer zarı içinde meydana gelmiş jelimsi tabakayı aşmaya çalışıyorlar.”
”Klinisyenler bu jelimsi tabakanın ortadan kaldırılması zayıflatılması konusunda çok önemli desteğe ihtiyaçları var. Virüsü durdurmak çok önemli ama önce oksijeni daha yüksek içeriye nasıl alabiliriz bunun hızla çalışılması lazım. Çünkü entübasyondaki hastalarımızın en acil buna ihtiyacı var. Bu oksijen içeriye daha iyi nasıl yapılabilir. Jel nasıl dağıtılabilir.”
Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ercüment Ovalı, ”Dornaz Alfa projesine ait ilk sonuçları 23 Nisan’da açıklayacağız” dedi.
Prof. Dr. Ovalı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ”15 martta başlayıp, 5 Nisan’da proje haline getirdiğimiz Dornaz Alfa projesine ait ilk sonuçları 23 nisanda açıklayacağız” diye ifade etti.
15 martta başlayıp,5 nisanda proje haline getirdiğimiz Dornaz Alfa projesine ait ilk sonucları 23 nisanda açıklayacağız. pic.twitter.com/nCknoMdwHb
— Ercüment Ovalı (@ercumentovali) April 17, 2020
Prof. Dr. Ovalı, Dornaz Alfa ile üretilen ilaçla ilgili, ”Bu müjdeyi aslında Tübitak’ in düzenlediği konuşmamda ilacın ismini vermeden söylemiştim.. Youtube’da izlerseniz göreceksiniz” de dedi.
Entübasyondaki hastaların acil ihtiyacı var
Prof. Dr. Ovalı’nın Tübitak’taki Youtube konuşmasından bazı bölümler şöyle:
”Bir önerim olacak. Çalışmaları 2 gruba ayırmak zorundayız. Bir tanesi; çok acil olacak çalışmalar. Yani; önümüzdeki birkaç ay içerisinde sonuçları hastalara dokunacak çalışmaların ve uzun vadeli çalışmaları ikiye bölünerek dizayn edilmiş bir program içinde yürütülmesi.
Temel bilimciler ayrı çalışıyor, klinisyeler ayrı çalışıyor ve aslında klinisyenlerin çok önemli bazı noktalarda ihtiyacı var. Bir örnek vermek istiyorum; hastalarımız virüsün meydana getirdiği, virüsün kendi etkisinden değil, virüsün meydana getirdiği reaksiyon nedeniyle nefes alamadıkları için kaybediliyorlar. Yani bütün yapabildikleri klinisyenlerin; içeriye çok güçlü miktarda oksijen verip akciğer zarı içinde meydana gelmiş jelimsi tabakayı aşmaya çalışıyorlar.
Klinisyenler bu jelimsi tabakanın ortadan kaldırılması zayıflatılması konusunda çok önemli desteğe ihtiyaçları var. Virüsü durdurmak çok önemli ama önce oksijeni daha yüksek içeriye nasıl alabiliriz bunun hızla çalışılması lazım. Çünkü entübasyondaki hastalarımızın en acil buna ihtiyacı var. Bu oksijen içeriye daha iyi nasıl yapılabilir. Jel nasıl dağıtılabilir. Bunun hiç konuşulmadığını görüyorum.
Temel bilimcilerle klinisyenlerin bir arada çalışarak, klinisyenlerin sorunlarını söyleyip temel bilimcilerden destek alabileceği modellerin geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Mevcut tedaviler işe yaramıyor
Bir başka önemli nokta ise, yapılan 6 aylık süreç bize mevcut tedavilerin hiçbirinin ölüm hızını değiştirmediğini gösterdi. Bugün için klinikte uygulanan tedavilerin Aralık ayında başlayan bu enfeksiyonun bu kadar tedavi değişikliğine rağmen bugün geldiğimiz noktada dünyada ölüm hızlarının değişmediğini görüyoruz. Bu da mevcut tedavilerin işe yaramadığını ve daha acil bir şeye gereksinim olduğunu gösteriyor.
Bir başka önemli nokta, bir ülke virüsle savaşmak istiyorsa öncelikli olarak bu virüsü izole edebilmeli ve çoğaltabilmeli. Türkiye’de BSL4 laboratuvarı maalesef yok en kısa sürede kurulmalı. BSL3 laboratuvarlarının sayısı hızla artırılmalı.
Bizim 5 ayrı konuda çalışmamız var. Bunlardan bir tanesi çok önemli. Bir tanesi, konvelsan plazma… Bir tanesi aşı geliştirilmesi… Virüsü izole edip çoğaltmaya çalışan bir grubuz. Virüsün üretilmesi, bu virüse antikor geliştirilmesi virüsün üzerinde çalışılmasına faydası olacağını düşünüyorum. Bir diğer yaptığımız şey kök hücrelerin bu anlamda kullanılması.”