Mutant virüse karşı kapalı mekanlarda çift maske uyarısı

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) İnhalasyon Tedavileri Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Can Öztürk, yeni mutant virüslere karşı kapalı mekanlarda en az iki maske takılması gerektiğini belirterek, en riskli ortamların da asansör, AVM, büyük market, açık ofis, çağrı merkezi, toplu taşıma araçları, uzun yol otobüsü gibi ortamlar olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Can Öztürk, ülkemizde günlük yeni tanı alan koronavirüs vaka sayılarının yeniden artmaya başladığına dikkat çekerek, son zamanlarda yanıtı en çok merak edilen sorulardan birinin, ‘Covid-19 pandemisine karşı en yaygın ve en etkin korunma aracı olarak kullanılan maskelerin mutant virüse karşı da bizleri koruyabilir mi?’ olduğunu dile getirdi.

Ülkemizde de birçok ilde görülen ve çok daha hızlı yayılım gösteren yeni tip Covid-19 varyantına karşı normal maskelerin etkili olamayacağını belirten Prof. Dr. Can Öztürk, bu nedenle iki maske takılması ve maskelerin kapalı alanlarda asla çıkarılmaması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Öztürk, asansörler, AVM ve büyük marketler, açık ofisli işyerleri, çağrı merkezleri, toplu taşım araçları ve uzun yol otobüsleri gibi ortamların bu dönemde, bulaş için en riskli yerler olabileceğine dikkat çekerek, şöyle devam etti:

”İnsanlarımızın maske ve mesafe kuralına uyumlarında bir değişiklik olmadığı halde, kısıtlamalarda bir yumuşama ve esneme söz konusu
değilken bu vaka artışlarının yeni tip mutasyonlu virüslere bağlı olma olasılığı çok yüksek görünüyor. Nitekim Avrupa ülkeleri bu ciddi risk için, bu hafta itibarı ile seyahat kısıtlaması gibi çok sıkı yeni önlemler açıkladılar.

Virüslerde mutasyonlar genellikle hastalık yapma ve bulaşıcı olma özelliklerinin azalması yönünde olurken, bu kez ortaya çıkan mutasyonların (İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya örneklerinde olduğu gibi) virüsün insan solunum yolları hücrelerine daha kolay yapışabilme ve daha az sayıdaki virüsle bile hastalık tablosunu oluşturabilme yönünde olduğu ortaya çıktı. Mutant virüslerin bu özellikleri, bugüne kadar çok üzerinde durulmayan, kapalı yerlerde ortam havasından bile bulaşabilme riskini ön plana çıkardı.”

Prof. Dr. Öztürk, kapalı ortamlarda bulaş riskinin nasıl arttığına ilişkin de şunları anlattı:

”Herhangi bir mutant virüs taşıyıcısından ortama yayılan solunumsal damlacıkların kapalı ve kuru havalı ortamlarda sıvı bölümü hızla buharlaşıyor. Özellikle ortam havası kuru ise bu buharlaşma çok hızlı oluyor. Ve damlacıklar çap ve ağırlık kaybederek aerosol partiküllerine dönüşüyor. Bu çok küçük aerosol partikülleri, damlacıklar gibi 1-2 metrelik bir alanda kalmayıp, havalandırma sistemlerinin etkisiyle çok uzaklara kadar gidebiliyor, çok hafif ve küçük olduklarından yer çekiminden etkilenmeyip havada asılı kalabiliyor. Kapalı ortamlara giren veya oralarda çalışan kişiler, 3 saate kadar havada asılı kalabildiği saptanan bu aerosol partikülleri inhale ettiklerinde (nefes alarak) çok az sayıda bile olsa, mutant virüsün RNA parçacıkları kişilerin ağız, burun, boğaz bölgesindeki hücrelerine sıkıca yapışıp hastalığı oluşturabiliyor.”

Bu yeni koşullar nedeniyle daha önce, aynı ortamda daha az sayıda kişiye bulaşan virüsün, 2-3 kat daha fazla sayıda insana bulaşabildiğini dile getiren Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu noktada tek koruyucu kişisel önlem olarak maske etkili olmakta. İtalya’dan yapılan bir açıklamada, aerosol özelliğindeki çok küçük mutant virüs partiküllerinin (B117 mutantı için) kullanmakta olduğumuz cerrahi maskeleri geçebildiği vurgulanıyor. ABD’de CDC (Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi) Başkanı Dr. Anthony Fauci, bu dönemde, kapalı ortamlarda en az 2 maske takmanın koruyuculuğu artırabileceğini açıkladı. Havalandırması yeterli olmayan kapalı ortamlarda, eğer kişilerin uzun süre kalmaları gerekiyorsa veya bu tip ortamlarda çalışıyorlarsa, Almanya’da da filtre etme özelliği daha sıkı olan ve havadaki aerosol partiküllerini bile tutabilen
özel maskeler kullanılması öneriliyor ve bazı alanlar için kullanımı zorunlu hale getiriliyor.”

(Visited 9 times, 1 visits today)