Korkularınıza karşı günde 50 dakika yürüyüş
- Büyükşehirde yaşayanlar uyumaya da zaman bulamıyor: ”Uyku süresi ortalamanın altında” - 4 Haziran 2026
- Bu hastalık, kadınlarda erkeklere göre 5 yıl daha erken gözüküyor - 3 Haziran 2026
- Hipnoz sırasında kişi istemediği bir şey söyler mi? - 2 Haziran 2026
Pandemi, orman yangınları ve sel felaketi pek çok kişide travmaya yol açtı. ”Göğsüme öküz oturdu”, ”Nefes alamıyorum” ya da ”Sürekli aynı endişeyi yaşıyorum” şeklindeki şikayetler arttı.
![]()
Psikiyatri Uzmanı Dr. Emel Sönmez, son zamanlarda gelen hastalarında, kaygı bozuklukları ve korkunun psikolojik etkilerini fazlasıyla gördüklerini vurguladı.
Kaygı duymak normal bir tepkidir
Hepimiz, başka insanların ve canlıların başına gelen felaketlerden etkileniriz. Empati kurarız ve doğal olarak üzülürüz. Bu insan olmanın temel duygularından biridir. Bu duygular sayesinde, hepimiz acıların hafifletilmesi için elimizden gelen ne varsa, destek olma ihtiyacı duyar ve harekete geçeriz. Ayrıca kendimiz ve çevremizdekiler için kaygılanırız. Kaygılanmak da sağlıklı bir tepkidir. Bu sayede, olası riskler için tedbir almaya da çalışırız. Ancak kaygı ilerler ve korkuya dönüşürse, sağlıklı düşünme gücümüzü yitirmeye başlarız.
Korkunuzun kaynağını fark edin!
Bu süreçte aşırı kaygı ve korkularımıza esir düşmemek, rutin günlük yaşantımızı devam ettirebilmek için önce korkunuzun kaynağını fark edin. (Bu korkuya ben ilk olarak ne zaman, hangi olay üzerine kapıldım? Korkum giderek artıyor mu? Hangi faktörlerden etkileniyor?). Bu soruları yanıtlamak sorunu çözmede büyük önem taşıyor.
Her gün 50 dakika yürüyün!
Yapılan bilimsel çalışmalar; her gün 50 dakika yürüyüş, yüzme veya dans etmenin kaslarımızı çalıştırarak beynimizin mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin salgıladığını ortaya koyuyor. Böylece korku ve kaygılarımızın da üstesinden daha kolay gelebiliyoruz. Ancak (10 dakika yürüdüm, yeterli) diye düşünmek doğru değil, çünkü beyin ancak 50 dakika hareketin sonrasında endorfin salgılıyor.
Sorunu kabul edin ancak gerekli önlemleri alın!
Sorunu kabul etmek ve üstesinden gelmek için gerekli önlemleri almak gerekiyor. İçe kapanmak, duygulara ve çevreye duvar örmek, günlük sosyal yaşantıdan elini ayağını çekmek hastalıklı bir düşüncenin baş gösterdiğine işaret ettiğinden, onun yerine; (evet bu sorun var ama ben önlemlerimi alarak üstesinden gelebiliyorum) deyin.
Düzenli uyumaya dikkat edin
Şüphesiz birbiri ardına gelen sorunlar uykuların kaçmasına yol açıyor. Hatta günlerce ve gecelerce kişinin gözüne uyku girmeyebiliyor. Ancak yaşadığınız tüm sorunlara rağmen, düzenli uyumaya dikkat edin. Uykusuz kalmamak, aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkmak, yeterli ve kaliteli uyumak kaygı ve korkularla baş etmede ilaç tedavisinden çok daha büyük rol oynuyor.
İçinize atmayın
Duygu ve düşüncelerinizi dostlarınızla, ailenizle paylaşın, içinize atmayın. Sorunların paylaşıldıkça üstesinden daha kolay gelinebileceğini unutmayın. Paylaşmanın, gönüllü destek vermenin vereceği manevi duygular, insanları olumlu etkiler.
Yaşanılan olaylar neticesinde bu kaygılarınızın ve korkularınızın aşırıya kaçmadıkça normal olduğunu bilin ve duygularınızı bastırmaya kalkmayın. Sihirli bir dokunuşla, bir anda bu sorunların ortadan kalkmayacağını, o nedenle acınızı, üzüntünüzü, öfkenizi, korku ve kaygınızı belirli ölçülerde yaşamanızın doğal olduğunu unutmayın.
Alkol, sigara ve aşırı çay-kahveden uzak durun
Stres, kaygı ve korkular özellikle sigara ve alkolün yanı sıra çay ve kahve tüketiminin de aşırıya kaçmasına yol açabiliyor. Alkol ve sigaradan kaçının, çay ve kahveyi aşırıya kaçmadan tüketmeye özen gösterin.