Her Miyom Ameliyat Gerektirmiyor
- Sadece baharda değil yıl boyu süren göz alerjileri de var… - 19 Nisan 2026
- Ece Sanat Art Gallery müzayedesinden Kansersiz Yaşam Derneği’ne destek… - 19 Nisan 2026
- Diş ipi dolgu veya kaplamalara zarar verir mi? - 18 Nisan 2026
Her 4 kadından biri miyom sorunu yaşıyor. İyi huylu tümörler olarak tanımlanan miyomlara, en sık 25-45 yaş grubunda rastlanıyor.
Miyomların yılda 1-2 cm büyümesi normal kabul ediliyor. Ancak yılda 1.5-2 kat büyürlerse, bu durum kanser gibi önemli bir sorunun habercisi olabiliyor.
Herhangi bir rahatsızlık vermiyor ya da başka olumsuzluklara yol açmıyorsa, özellikle üreme çağındaki kadınlarda ameliyatla miyomları almak tercih edilmiyor.
![]()
Toplumdaki yaygın inanışın aksine her miyomun ameliyat gerektirmediğine ve düzenli takibin yeterli geldiğine dikkat çeken Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci, miyomlar ve ne zaman alınmaları gerektiğini anlattı.
Atletik kadınlarda daha seyrek ortaya çıkıyor
Günümüzde yapılan çalışmalar, miyomların oluşum nedenlerini henüz açıklayamıyor. Ancak durağan yaşayan ve şişman kadınlarda daha çok görülmesine karşın atletik kadınlarda daha seyrek ortaya çıkması, miyomlardan korunmada kas aktivitesinin önemli olduğunu düşündürüyor. Her 100 kadından yaklaşık 25’inde çapı ufak veya büyük, az sayıda ya da çok sayıda miyomlara rastlanıyor. Miyomların büyüklük ve büyüme hızları, her kadında farklılık gösteriyor. Öyle ki miyomlar 1-2 cm’den tüm rahmi kaplayan ve karnı dolduran boyutlara ulaşabiliyor. Tek parça halinde rahmi de büyütebiliyor, birden çok yumrular halinde de görülebiliyor. Miyomların yılda 1-2 cm büyümeleri normal kabul ediliyor, ancak yılda 1.5-2 kat büyürlerse, bu durum kanser (sarkom) gibi önemli bir sorunun habercisi olabiliyor.
Özellikle üreme çağındaki kadınlarda ameliyatla miyomları almak tercih edilmiyor
Miyomun varlığı bir ameliyat nedeni değildir. Çünkü miyomun kansere dönüşmesi yüzde 1-1.5 gibi oldukça düşük bir olasılıktır.. Ayrıca üreme çağındaki kadınlarda cerrahi operasyonla çıkarılan miyomların, menopoz dönemine dek tekrar gelişme riski oluyor. Bu nedenle herhangi bir rahatsızlık vermiyorlarsa ya da başka olumsuzluklara yol açmıyorlarsa, özellikle üreme çağındaki kadınlarda ameliyatla miyomları almak tercih edilmiyor. Hemen ameliyat yerine miyomu düzenli olarak takip etmek ve kanama, adet düzensizliği gibi sorunlar oluşturduysa, bunları ilaç ya da diğer yöntemlerle ortadan kaldırmak daha doğru bir tercih.
Miyomlar ne zaman alınmalı?
Hamileliği önlüyorsa: Herhangi bir başka neden olmamasına karşın miyom varsa ve hasta hamile kalamıyorsa.
Düşüğe yol açıyorsa: Hasta hamile kaldığı halde düşük ya da düşükler oluşuyorsa.
Hızla büyüyorsa: Miyom yılda 1.5 -2 kat gibi bir hızla büyüyorsa kansere (sarkom) dönüşme riski yüksek oluyor. Bu nedenle bu risk düşünülerek ameliyat kararı alınıyor.
Adet kanamalarında ciddi artışa neden oluyorsa: Adet kanamalarını, yaşam kalitesini düşürecek ya da kansızlık oluşturacak şekilde bozuyorsa.
Çevre organlara bası yapıyorsa: Miyom büyüklüğüne ve bölgesine göre çevresindeki organlara bası yaparak bulgu veriyor. İdrar torbasına baskı oluşturması nedeniyle sık idrara çıkmaya, üretraya bası yaparak idrar torbasını boşaltamamaya, kalın bağırsağa bası yaparak kabızlığa, etraftaki sinirlere bası yaparak ağrıya neden oluyor. Bu durumlarda da ameliyat kararı alınıyor.
Miyom ameliyatında rahmin alınması şart değil
Miyom eğer çok büyük değilse ameliyatın laparoskopiyle kapalı olarak yapılması gerekir. Bunun nedeni laparoskopinin, hastaya ciltte büyük kesi olmaması, daha az ağrı, daha az kanama ve enfeksiyon riskinin daha az olmasının yanı sıra hastaneden erken taburcu olma gibi avantajlar sağlaması. Ayrıca laparoskopide yapışıklık az olduğu için hamile kalmayı etkilemiyor. Ayrıca miyom ameliyatlarında rahmin alınmasına gerek de yok. Bu bağlamda hastanın yaşından bağımsız olarak rahminin değil sadece miyomlarının alınması yeterli geliyor.
Miyom belirtileri
Adet kanamalarında artış,
Adet arası dönemde ara kanama,
Cinsel ilişki sonrasında kanama,
Sık idrara çıkma ya da idrar yapmada zorluk,
Karında büyüme veya şişlik,
Adet dönemlerinde ya da cinsel ilişki sırasında kuyruk sokumuna doğru ağrı,
Adet döneminde kanamalardaki artışa bağlı olarak kansızlık,
Kalın bağırsağın son kısmına bası yapması nedeniyle kabızlık.