Duygusal stres meme kanseri tedavisini etkiliyor
ABD’de araştırmacıların 139 meme kanserli hastanın sonuçlarını değerlendirip yayımladığı çalışmada, meme kanserinde hem hastalığın oluşumunda, hem de tedavide hastaların yakın çevresiyle olan duygusal ilişkilerinin ne denli etkili olduğu ortaya konuldu.
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kinyas Kartal, bağışıklık sistemi ile tümör nüksü arasında yakın bir ilişki olduğunu dile getirerek, duygusal ilişkilerin de bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi dolayısıyla meme kanseri nükslerinde etkili olabileceğinin yapılan araştırmayla tekrar ortaya konduğunu söyledi.
Doç. Dr. Kinyas Kartal, konuyla ilgili şunları anlattı:
“Sonuçlara bakıldığında, daha az duygusal stres yaşayan, evlerinde, evliliklerinde daha huzurlu ve mutlu bir ilişkiye sahip olan kadınların sonuçlarının diğer hasta grubuna kıyasla istatistiksel olarak daha iyi olduğu görülmüş. Dolayısıyla, daha mutlu ve huzurlu bir hayatın, evliliğin, ilişkinin, bağışıklık sistemi üzerine pozitif etkisi olduğunu söyleyebiliriz.”
Duygusal ilişkilerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin araştırıldığı çalışmayla ilgili Doç. Dr. Kinyas Kartal, şunları da ifade etti:
“Meme kanserli ve evli 139 hasta tedavi bitiminden itibaren takibe alınmış. Bir buçuk yıllık takip süresince yaşadıkları duygusal stres, evliliklerinin dinamikleri, eşleriyle olan ilişkileri sözlü olarak araştırmacıların belirlediği sorularla değerlendirilmiş. Bu süre zarfında da hastalardan kan tahlili yapılarak, vücuttaki inflamasyon düzeyini gösteren C- Reaktif Protein (CRP) ile Tümör Nekrozis Alfa, İnterlökinler dediğimiz bir grup kan tahlili aracılığıyla bağışıklık sistemi hakkında bilgiler elde edilmiş.
Sonuçlara bakıldığında, daha az duygusal stres yaşayan, evlerinde, evliliklerinde daha huzurlu ve mutlu bir ilişkiye sahip olan kadınların sonuçlarının diğer hasta grubuna kıyasla istatistiksel olarak daha iyi olduğu görülmüş. Dolayısıyla, daha mutlu ve huzurlu bir hayatın, evliliğin, ilişkinin, bağışıklık sistemi üzerine pozitif etkisi olduğunu söyleyebiliriz.”
Benzer araştırmalar da var
Çalışmaya ek olarak, başka tıbbi araştırmaların da bu konuda örnek olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Kinyas Kartal, “Nature dergi grubunda yayımlanan bir çalışmada, 282 bin 203 meme kanserli hastanın uzun dönem takip sonuçları incelendiğinde depresif, kaygı düzeyi yüksek olan hastalarda tümör nüksünün istatistiksel olarak anlamlı seviyede hemcinslerine oranla daha yüksek olduğu görülmüş” diye konuştu.
Stres, kaygı ve depresyon hem hastalığın oluşumunu hem de tedaviyi etkiliyor
Tüm bu sonuçlara bağlı olarak da stres, depresyon, kaygı gibi duygu durumlarının meme kanserinde hem hastalığın ortaya çıkmasında hem de tedaviye uyum sağlamada oldukça önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Kinyas Kartal, bunun yanında tedavi bitip takip süreci içinde olan hastalarda da nüks ve hastalığın ilerlemesinde etkili olduğuna işaret etti.
Doç. Dr. Kartal, stresin kanser mekanizmasındaki etkisiyle ilgili şu bilgileri verdi:
“Kanser dediğimiz hastalık, hücrelerin normal olan çoğalma döngüsünün bozularak kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başlamasından kaynaklanıyor. Normalde hücrelerin bölünme işlemini başlatan çeşitli hücre içi ve dışı yollar vardır. Bu yollar hormonlarla, elektrolitlerle, ve daha bir çok farklı mekanizmalarla aktif veya inaktif duruma getirilerek kontrol edilir.
Uzun süreli stres, bu mekanizmada bozukluklara yol açabiliyor. “Peki hocam tek başına stres kansere sebep olur mu?” diye sorarsanız, bunun cevabını vermek bilimsel olarak oldukça zor. Ama çevresel faktörler, radyasyon, genetik yatkınlık gibi faktörlerin yanına stres de eklendiğinde çoklu faktöriyel değişikler kanser riskini artırıyor.”