Düşük tansiyon avantaj

Yüksek tansiyon sahibi olmak yerine, düşük tansiyonlu olmak bir avantaj.

Ancak bir grup düşük tansiyonlu yorgunluk, çarpıntı ve bayılma gibi sorunlar yaşayabilir.

Bunların önünü geçmek için bol su için,  tuz tüketimini artırın, korse gibi dar kıyafetler giymeyin.

Yüksek tansiyon günümüzde sık rastlanan sağlık sorunlarının başında gelmekte. Ama bir grup insan, hep düşük tansiyonla yaşar ve kendini şanslı görür. “Benim tansiyonum hep düşük” diyorsanız, tansiyon hastası olma riskiniz de düşük demektir. Ama bir grup düşük tansiyonlu bu kadar şanslı değil. Tansiyon hastası olmasalar bile yorgunluktan bulantıya, çarpıntıdan bayılmaya kadar varan günlük hayatlarını ve hayat kalitelerini etkileyebilen sorunlar yaşayabiliyorlar.

Peki, kronik düşük tansiyonla herhangi bir sorun yaşamadan günlük yaşam nasıl devam ettirilir? Acıbadem International Hastanesi kardiyoloji uzmanı Dr. Yeşim Yılmaz Can,  konuya ilişkin önerilerde bulundu.

Kimler düşük tansiyonlu?

Büyük (sistolik) tansiyon için 90-140 mmHg arası, küçük tansiyon için 60-90 mmHg arası normal kabul edilir. Dolayısıyla büyük tansiyonun 90 mmHg ya da altında olması ve /veya küçük tansiyonun 60 mmHg ya da altında olması hipotansiyon (düşük) kabul edilmekte.

Bayılma, vücudun savunma mekanizmasıdır

Tansiyon en basit anlatımıyla atardamarlar içinde kanın yaptığı basınçtır. Kan basıncı düştüğü zaman ilk etkilenecek organ beyindir. Beyne giden kanın azalmasıyla beraber sersemleme hissi, dengesizlik, halsizlik, göz kararması; bu durum uzun sürdüğünde bulantı-kusma ve hatta bayılmaya kadar giden şikayetler oluşur. İlk şikayetler size vücudunuzdan gelen ‘tansiyonum düştü, beynime yeterli kan gitmiyor, önlem al!’ sinyalleridir. Buna duyarsız kalırsanız vücut kendi önlemini alır ve bayılırsınız. Bayıldığınızda, beyne kan akımı artar. Yani bayılma aslında beyni koruyucu bir mekanizmadır.

Kan basıncı sabit bir değer değil.  Hareket etme ya da heyecanlanma gibi durumlarda artabilir. Uzun süre ayakta, sıcakta veya aç kalındığında veya ateşin yükseldiği gibi durumlarda  düşer. Tansiyonu normal olan kişiler, kan basıncının bu düşüşlerini kolay tolere ederken, düşük tansiyonlularda sıkıntı oluşturabiliyor.Bu durum yüzde yüz çözülebilir bir sorun olmasa da, alınacak bir takım önlemlerle hayat kalitesini oldukça yükseltmek mümkün hale gelebilir.

Uyarılar, Öneriler

Bol su için: Günde 8-10 su bardağı su içmeye çalışın. Su tüketimini gün içine yayın. Su tüketmek kan hacmini arttırarak, tansiyonun düşmesine engel olacaktır.
Tuz tüketimini arttırın: Düşük tansiyonlu kişiler tuz alımını arttırarak, tansiyonlarının biraz daha yüksek seyretmesini sağlayabilirler. Normalde önerilen günlük tuz tüketimi 1 çay kaşığı kadardır. Tansiyonu düşük olanlarda ise ihtiyaca göre, tuz tüketimi günde 2,5-3 çay kaşığına yükseltilmelidir.
Uzun süre ayakta durmaktan kaçının: Uzun süre ayakta ve özellikle de hareketsiz, kalmak kanın bacaklarda göllenmesine, kalbe az kan dönmesine, kalbin pompaladığı kan miktarının azalmasına ve dolayısıyla kan basıncının düşmesine neden olur.
Kademeli doğrulun: Yataktan kalkarken veya uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkarken acele etmeyin. Önce oturarak, bacakları hareket ettirerek vücudun tansiyonu düzenlemesine zaman verin.
Alkolü az kullanın: Alkol damarları gevşettiği için tansiyonu düşürecektir. Ayrıca bazı alkoller idrar çıkışını da arttırdığı için vücudu susuz bırakır. Bu nedenle alkol tüketiyorsanız sınırlı olmaya ve yanında bol su almaya özen gösterin.
Sıcaktan kaçının: Sıcak hava, sauna-hamam gibi sıcak ortamlar, sıcak duş, çok sıcak tutacak şekilde giyinmek… Bunlar damarlarınızı gevşeterek ve aynı zamanda terle vücuttan sıvı kaybına neden olarak tansiyonunuzu düşürür.
Göğsünüzü, boynunuzu, belinizi sıkacak biçimde giyinmeyin: Korse gibi göğsünüzü sıkan kıyafetler göğüs içindeki basıncı arttırarak; beli sıkan kıyafetler bacaklardan kanın rahat dönmesine engel olarak kalbe dönen kan miktarını azaltabilir. Boynu sıkan kravat, sıkı yakalı kıyafetler de kısmen beyne kanın rahat gitmesini engelleyerek ve bazen de şah damarına baskı yapıp doğrudan tansiyonu düşürerek olumsuz etkilerler.
Basınçlı çoraplar giyin: İhtiyaca göre farklı basınçlarda ve uzunluklarda satılan bu çoraplar bacakları sıkı sararak kanın bacaklarda göllenmesine engel olur, dolayısı ile de kanın kalbe dönmesini kolaylaştırır. Özellikle uzun süre ayakta kalacağınızı bildiğiniz durumlarda ya da varis sorununuz varsa bunlarda çok fayda görebilirsiniz.
Ikınma benzeri hareketlerden kaçının: Öksürük krizi, yüksek ağırlık kaldırma, zorlu üfleme (balon şişirme, üflemeli müzik aletleri vs.), ıkınma gibi hareketler de göğüs içindeki basıncı arttırarak, kalbe kanın dönüşünü azaltır ve kan basıncını düşürebilir.
Yatağınızın baş kısmını yükseltin: Yatağınızın baş kısmını 10-15 cm kadar yükseltin.Ancak burada önemli olan yalnız başı değil, gövdenin üst kısmını da yükseltmektir.
Ağır egzersiz yapmayın, ama mutlaka egzersiz yapın: Özellikle ağırlık kaldırmak ve uzun süreli ağır egzersizler yapmaktan kaçının. Ancak hareketsiz kalmak da kondisyon kaybına ve tansiyon düşmesine yol açar. Gün içinde mümkün olduğu kadar aktif ve ayakta olmak, vücudun tansiyon dengeleyici mekanizmalarının iyileşmesine yardımcı olur.

Evde uzun süreli ayakta durma egzersizleri yapın: Eğer özellikle uzun süre ayakta kalmayı tolere edemiyorsanız ya da ani ayağa kalkmalarda göz karaması yaşıyorsanız ve yukarıdaki önlemlere rağmen şikayetler sürüyorsa evde alıştırma egzersizleri çok faydalı olabilir. Her gün günde iki kez olmak üzere bir duvara yaslanarak ayakta durun. İlk başta tolere edebildiğiniz süreyle  (5-10 dakika) başlayıp, yavaş yavaş arttırarak günde iki kez 30 dakikaya kadar arttırın. Ayakta durduğunuzda bayılmaya kadar varan şiddetli şikayetleriniz varsa bu alıştırmayı evde yalnızken yapmayın.
Sık sık ve azar azar yemek yiyin: Çok miktarda yemek yemek vücudun kan akışını sindirim sistemine yönlendirerek tansiyonu düşürür ve beyne giden kan akışını azaltır.
Kullandığınız ilaçları ve takviyeleri gözden geçirin: Kullanmakta olduğunuz pek çok ilaç ve bitkisel takviyeler, hatta marketten aldığınız bitki çaylarının bile tansiyonu düşürücü etkisi olabilir.
Doktora başvurun: Şikayetleriniz günlük yaşamınızı etkileyecek kadar şiddetli ve sıksa, kendi başınıza baş edemediyseniz mutlaka bir doktora başvurun.

Şule Yılmaz

 

(Visited 341 times, 1 visits today)