Biriktirme ya da istifçilik bozukluğu neden olur?
- IDEX İstanbul Uluslararası Dental Fuarı kapılarını açtı… - 15 Nisan 2026
- Diş ipi günün hangi saatinde kullanılmalı? - 15 Nisan 2026
- Çocukların kulakları neden ağrır? - 14 Nisan 2026
Biriktirme hastalığı, biriktirme bozukluğu veya istifçilik kadın ve erkeklerde eşit sıklıkta görülüyor. İstifçiliğin ilk belirtileri ortalama 12-13 yaşlarında ortaya çıkıyor. Yaş artışıyla birlikte istifleme belirtilerinin şiddeti artıyor. Biriktirilen eşyalar eski gazete veya dergi, plastik eşya, eski kıyafet, mektup, posta, poşet, çöp, torba, karton ve akla gelebilecek her türlü şeyden oluşabiliyor.
![]()
Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, tıp dilinde ”dispozofobi” olarak adlandırılan ompulsif biriktirme hastalığı, biriktirme bozukluğu veya istifçilik hakkında bilgiler verdi.
Biriktirilen eşyalar akla gelebilecek her türlü şeyden oluşabilir
Tıp dilinde dispozofobi olarak adlandırılan ompulsif biriktirme hastalığı, biriktirme bozukluğu veya istifçilik kişilerin değersiz, gereksiz ve sağlıksız ortam yaratan eşyaları saklamaları, biriktirmeleri veya atmamaları olarak tanımlanır. İstifleme bozukluğunda toplanan ve atılamayan eşyalar arasında bir benzerlik ya da bağlantı bulunmamaktadır. Biriktirilen eşyalar eski gazete veya dergi, plastik eşya, eski kıyafet, mektup, posta, poşet, çöp, torba, karton ve akla gelebilecek her türlü şeyden oluşabilir. Neredeyse tamamı düzensiz ve dağınık bir toplama özelliğinin eserleridir.
Biriktirilen nesnelerin kaybedilmesi ve atılması düşüncesi kaygı oluşturur
İstifleme bozukluğunda, sahip olunan eşyalara karşı aşırı bağlılık söz konusuyken biriktirilen tüm eşyaların gerekliliği ve ilerde kullanılabileceği algısı oluşur. Biriktirilen nesnelerin kaybedilme ve atılması düşüncesi kişide yoğun kaygı oluşturur. Başkalarının bu eşyalara dokunmasına, ödünç almasına veya yerini değiştirmesine dahi tepki gösterilebilir. Sahip olduklarını elden çıkarma güçlüğü ve toplanan nesnelerin birikmesi, bir noktadan sonra kişinin yaşam alanını sınırlamaktadır. Biriktirilen eşyalar günlük yaşam işlevselliğini bozmaya başlarken, kişi çevresiyle sıkıntılar yaşayabilmekte ve hatta kişide sağlık sorunları oluşabilmektedir.
İstifleme belirtileri ne zaman ortaya çıkar?
İstifleme bozukluğu, erkeklerde ve kadınlarda eşit sıklıkta görülüyor. Dağınıklık ve atmakta zorlanma her iki cinsiyette farklılık göstermezken, erkeklerde değersiz şeyleri istifleme daha fazla görülmektedir. İstifleme belirtileri ilk olarak çocukluk ya da erken ergenlik döneminde ortalama 12-13 yaşlarında ortaya çıkarken, yaşla birlikte giderek şiddetlenmekte ve 30’lu yaşların ortasında bireyin düzenine ve çalışmasına engel olmaya başlamaktadır. Hastalığın tanısı genellikle 40’lı yaşlarda konulmakta ve gidişatı genellikle kronik bir seyir göstermektedir. Yapılan çalışmalarda, yaş artışıyla birlikte istifleme belirtilerinin şiddetinin arttığı bildirilmiştir.
İstifleme bozukluğu tanısı alan kişilerin özellikleri
İstifleme bozukluğu tanısı alan kişiler genellikle yalnız ve izole bir hayat yaşayan, partneri olmayan, maddi sorunları olan, ihmal edilmiş bir çocukluk dönemi yaşamış ve ailesinde istifleme bozukluğu bulunan bireylerdir.
Duygusal istismar ve fiziksel ihmal biriktirme bozukluğuna yol açabiliyor
İstifleme bozukluğu olanlar, hastalığın başlangıcından veya belirtilerin arttığı dönemlerden önce, stresli veya travmatik bir yaşam olayı belirtmektedirler. Cinsel istismar ve fiziksel istismar gibi travmatik yaşam olayları yaşamış bireylerde istifleme davranışı daha sık görülmekte ve belirtiler daha şiddetli olabilmektedir. Aynı zamanda çocukluk çağında yaşanan duygusal istismar ve fiziksel ihmal (ebeveynlerin veya çocuğa bakmakla yükümlü olan yetişkinlerin, çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaması) istifleme bozukluğu ile önemli ölçüde ilişkili bulunmaktadır.
Genetik geçiş olabilir
Aile üyelerinde istifleme bozukluğu olan bireylerde istifleme bozukluğu daha yaygın olarak görülüyor. İstifleme davranışı olan bireylerin yarısının, benzer istifleme sorunları olan birinci derece bir akrabası bulunmaktadır ve bu durum davranışın genetik geçişli olduğunu düşündürmektedir. Yapılan ikiz çalışmaları da istifleme davranışının yaklaşık yüzde 50’sinin genetik faktörlere bağlanabilir olduğunu göstermektedir.