ALS belirtilerine dikkat! Kas güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü ilk sinyaller olabilir
- Sağlık hukukunda son gelişmeler neler? - 23 Haziran 2026
- Yaz aylarında cilt bakımı nasıl olmalı? - 23 Haziran 2026
- Haftada 2 saat ağırlık çalışmak erken ölüm riskini azaltıyor - 23 Haziran 2026
Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS), kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin ilerleyici kaybıyla ortaya çıkan ciddi bir nörolojik hastalık olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, erken tanının hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgularken; kas güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, halk arasında Motor Nöron Hastalığı olarak bilinen ALS hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
ALS nedir?
ALS’nin, beyinden kaslara hareket komutlarını ileten üst ve alt motor nöronların hasar görmesi sonucu ortaya çıkan ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirten Dr. Meltem Can İke, hastalık nedeniyle kasların yeterli uyarıyı alamadığını ve zamanla güçsüzleştiğini söyledi.
ALS’nin kesin nedeni henüz bilinmese de genetik yatkınlık, çevresel faktörler, hücresel metabolizma bozuklukları ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı mekanizmaların hastalığın gelişiminde rol oynadığı düşünülüyor.
ALS belirtileri nelerdir?
ALS belirtilerinin hastadan hastaya farklılık gösterebildiğini ifade eden Dr. Meltem Can İke, hastalığın çoğu zaman kol veya bacaklarda başlayan güçsüzlükle ortaya çıktığını söyledi.
ALS’nin en sık görülen belirtileri şunlar:
- Kol ve bacaklarda güçsüzlük
- Kalem tutma veya düğme iliklemede zorlanma
- Yürüme güçlüğü
- Kaslarda seğirme ve kramplar
- Konuşma bozukluğu
- Yutma güçlüğü
- Nefes alıp vermede zorlanma
- Kontrol edilemeyen ağlama veya gülme nöbetleri
Bazı hastalarda ilk belirtilerin konuşma ve yutma güçlüğü şeklinde ortaya çıkabildiğini belirten Can İke, yakınların peltek veya genizden konuşmayı fark edebileceğini söyledi.
ALS’de hangi kaslar etkilenmez?
ALS’nin tüm kasları aynı şekilde etkilemediğini vurgulayan Dr. Meltem Can İke, hastaların bağırsak ve mesane kontrolünü genellikle koruduğunu belirtti.
“Hastaların idrar ve dışkı kontrolü devam eder. Cinsel fonksiyonlar çoğunlukla etkilenmez. Kalp kası zarar görmez. Göz kasları ise genellikle hastalığın ileri dönemlerinde etkilenir, bazı hastalarda ise hiç etkilenmeyebilir” dedi.
ALS’nin farklı türleri bulunuyor
ALS’nin başlangıç bölgesine göre farklı klinik tipleri olduğunu belirten Can İke, hastalığın konuşma ve yutma fonksiyonlarını etkileyen bulber başlangıçlı formlarla veya kol ve bacaklarda güçsüzlükle başlayan servikal ve lomber başlangıçlı formlarla ortaya çıkabileceğini söyledi.
Uzmanlara göre hastalığın başlangıç şekli, ilerleme süreci ve belirtilerin dağılımı açısından önemli ipuçları veriyor.
ALS kimlerde görülür?
ALS’nin dünyanın her yerinde görülebilen bir hastalık olduğunu belirten Dr. Meltem Can İke, erkeklerde biraz daha sık rastlandığını ifade etti.
Ortalama başlangıç yaşının 55 olduğunu belirten Can İke, genç yaşlarda ve ileri yaşlarda da ALS tanısı konulabildiğini söyledi.
Araştırmalara göre ALS:
- Her 100 bin kişide 2 ila 6 kişide görülüyor.
- Her yıl 100 bin kişiden yaklaşık 2 ila 6 kişi ALS tanısı alıyor.
ALS için risk faktörleri neler?
ALS hastalarının yaklaşık yüzde 90’ının sporadik yani ailesel olmayan grupta yer aldığını belirten Can İke, genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de hastalığın gelişiminde rol oynayabileceğini söyledi.
ALS ile ilişkilendirilen başlıca risk faktörleri şunlar:
- Genetik mutasyonlar
- Oksidatif stres
- Hücre metabolizması bozuklukları
- Bağışıklık sistemi düzensizlikleri
- Sigara kullanımı
- Enfeksiyonlar
- Kafa travmaları
- Sinir hücrelerine zarar veren yüksek glutamat düzeyleri
ALS tanısı nasıl konuluyor?
ALS tanısının ayrıntılı nörolojik değerlendirme sonrasında konulduğunu belirten Dr. Meltem Can İke, tanı sürecinde çeşitli testlerden yararlanıldığını söyledi.
Tanıda kullanılan yöntemler arasında:
- Nörolojik muayene
- Elektromiyografi (EMG)
- Manyetik rezonans görüntüleme (MR)
- Kan ve idrar testleri
- Beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemeleri
yer alıyor.
Uzmanlar, erken tanının hastalığın yönetimi ve yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
ALS tedavisinde amaç hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak
Günümüzde ALS’yi tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmasa da hastalığın ilerleme hızını azaltmaya yönelik etkili tedavi seçenekleri mevcut.
Dr. Meltem Can İke, glutamat salınımını azaltan Riluzol, oksidatif stresi azaltan Edaravon ve FDA onayı bulunan Sodyum Fenilbütirat-Tauroursodeoksikolik Asit tedavilerinin hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini söyledi.
Uzmanlar ayrıca gen tedavileri ve kök hücre uygulamalarına yönelik araştırmaların da yoğun şekilde sürdüğünü belirtiyor.
Rehabilitasyon ve psikolojik destek yaşam kalitesini artırıyor
ALS tedavisinde yalnızca ilaç kullanımının yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Meltem Can İke, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti.
Fizik tedavi, solunum rehabilitasyonu, konuşma ve yutma terapileri ile psikolojik destek programlarının hastaların yaşam kalitesini artırdığını belirten Can İke, “Erken tanı, düzenli takip ve kapsamlı tedavi sayesinde ALS hastalarının daha uzun süre bağımsız ve aktif yaşam sürmeleri mümkün olabilmektedir” dedi.