Dışkı kaçırma yeni tedavi yöntemleriyle artık utandırmıyor
- Panik atak gebeler normal doğum yapabilir mi? - 25 Nisan 2026
- Hamilelikte her karın ağrısı normal midir? - 24 Nisan 2026
- Merck Türkiye’den global atama… - 23 Nisan 2026
Erişkin yaşta her 100 kişiden 20’sini tehdit eden tablonun adı; dışkı kaçırma! Genellikle de kadınlarda ortaya çıkıyor. Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre yüzde 35 daha fazla. Kaşık diye bilinen aletle yaptırılan doğum, kaza, cinsel istismar, demans ve yaşlılık gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Hastalar rahatsızlıklarından utandıkları için sağlık birimlerine başvurmaktan çekiniyor. Oysa destek ve medikal tedavi ile cerrahi yöntemlerle bu soruna çare bulmak mümkün.
Yeditepe Üniversitesi Bağdat Caddesi Polikliniği Aile Hekimi Uzm. Dr. Semih Gökart, dışkı tutamama/kaçırma (Fekal İnkontinans) olarak tanımlanan hastalığın tanı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.
KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR
Dışkılama o bölgedeki kasların, sinirler vasıtasıyla bir bütün olarak çalışması sonucunda gerçekleşiyor. Bu sistemin herhangi bir kısmında oluşabilecek bozulmalar dışkı tutamamaya neden olabiliyor. Psikolojik faktörlerin de hastanın hikayesinde ihmal edilmemesi gerekiyor. Çeşitli yayınlarda, bu durum sıklığının kadın ve erkeklerde tüm yaş grupları göz önüne alındığında %20 ye, ileri yaşlarda %55-60’a kadar çıkabildiği görülüyor. Ayrıca kadınlarda görülme sıklığı, erkeklere göre %35 daha fazla. Yine ailesi ve çocuklarının yanında yaşayanlarda görülme oranı, bakım evi/huzur evinde yaşayanlara göre %15-20 oranında daha az.
DIŞKI KAÇIRMA NEDENLERİ
Dışkı tutamama/kaçırmanın başlıca nedenlerini şöyle sıralayabiliriz. Özellikle, halk arasında “kaşık” diye bilinen aletle yaptırılan doğumlar, normal yoldan yapılan doğumlar, dikişli doğumlar, kontrolsüz, tıbbi yardımsız yapılan zor doğumlar. Bölgeye yapılan bazı cerrahi girişimler, kazalar, cinsel istismarlar. Radyasyon hasarları. İleri derecede hemoroid hastalıkları, anal sarkmalar (prolapsus), bazı barsak hastalıkları (inflamatuar). Bazı doğumsal hastalıklar (spina bifida, meningomiyelosel), kisitik fibrosis. Demans, yaşlılık, psikozlar.
TANI YÖNTEMLERİ
Genel olarak durumun farkında olan hastalar, rahatsızlıklarından utandıkları için sağlık birimlerine başvurmaktan çekiniyor. Yakın çevresi ya da kaldıkları toplu yaşam alanlarındakilerin fark etmesiyle medikal yardım için başvurabiliyorlar. Süreç başvuruyu yapan ve/veya durumu fark edenlerden detaylı bir öykü alınması ile başlıyor. Semptomların başlangıcı, sıklığı, şiddeti, inkontünansın dinlenme halinde mi, acil dışkılama hissi ile birlikte mi, gaita sızıntısı şeklinde mi olduğu öğrenilmesi gerekiyor. Eşlik eden idrar tutamama, prolapsus gibi ek patolojiler sorgulanmalı, hastanın geçmişinde doğumsal ya da peri anal girişim varlığının kontrol edilmesi, inkontinansın şiddetini artıran faktörlerin öyküde mutlaka belirtilmesi gerekiyor.
İlk muayene o bölgenin ayrıntılı bir fizik muayenesiyle başlıyor. Burada farklı yöntemlerle sfinkter diye bilinen büzülerek kontrol sağlayan kasların işlevine bakılıyor. O bölgede kitle var mı, çatlak var mı gibi gözle ve elle tespit edilecek patolojiler değerlendiriliyor. Ayrıca ‘Anal Ultrasonografi’, ‘Manyetik Rezonans- MR’, ‘Anal Manometre’ o bölge basıncını ölçerek de tanı koymada uygulanacak yöntemler arasında yer alıyor.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Öncelikle destek ve medikal tedavi denenmesi gerekiyor. Destek tedaviye bölgenin hijyeniyle başlanır, ayrıca durumu daha kötü hale getirebilecek olan yiyecek (lifli gıdalar), içeceklerden (kafein, früktoz, laktoz) uzak durmak gerekir. İshal durumu zorlaştıracağı için ishale müsaade edilmemelidir.
Gerekirse ilaçla ishal kesilmeli, durdurulmalıdır. Anüs çevresi kasları kuvvetlendirecek yöntemler, egzersizler mutlaka denenmelidir. Tüm bu yaklaşımlarla bir çözüme ulaşılamazsa “Biyofeedback” yöntemi denenmelidir. Burada herhangi bir cerrahi işlem yapılmaz. Bir takım cihazlar yardımıyla pelvik taban kasları ve sfinkter ( büzülerek kontrol sağlayan kaslar) kuvvetlendirilmeye çalışılır. Tedavide son çare “Cerrahi” yaklaşımdır. Günümüz teknikleriyle yapay sfinkterden, bağırsağın dışarıda karın duvarına bağlanmasına kadar kesin çözüm üreten yöntemlerle bu sıkıntı artık çözülebilmektedir.