15 yaşında yaşanan sınav stresi, genç yetişkinlikte depresyon riskini artırıyor
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
15 yaşında yoğun sınav stresi yaşayan gençlerin, ilerleyen yıllarda depresyon ve kendine zarar verme davranışları açısından daha yüksek risk taşıdığı ortaya çıktı. University College London (UCL) araştırmacılarının yürüttüğü kapsamlı çalışma, akademik baskının ruh sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerine dikkat çekiyor.
The Guardian haberine göre, Çalışma, The Lancet Child & Adolescent Health dergisinde yayımlandı ve yaklaşık 5.000 gencin verileri üzerinden gerçekleştirildi.
Akademik Baskı Uzun Vadede Ruh Sağlığını Etkiliyor
Araştırmada 1991-1992 doğumlu gençlerin verileri incelendi. Katılımcıların:
15 yaşındaki akademik stres düzeyleri,
16-22 yaş arası depresyon belirtileri,
24 yaşına kadar kendine zarar verme davranışları takip edildi.
Elde edilen bulgulara göre:
15 yaşında bildirilen her ek akademik baskı puanı,
16 yaşında depresyon riskini %25,
Kendine zarar verme olasılığını %8 artırıyor.
24 yaşına gelindiğinde ise, yüksek okul stresi yaşayanların intihar girişimi bildirme olasılığı %16 daha fazla.
Araştırmanın kıdemli yazarı, UCL’de psikiyatrik epidemiyoloji profesörü olan Gemma Lewis, gençlerin akademik baskıyı en büyük stres kaynaklarından biri olarak gördüğünü belirtti. Lewis’e göre, “Başarı için belli düzeyde baskı motive edici olabilir; ancak aşırı baskı ruh sağlığına zarar verebilir.”
Gençlerin Üçte İkisi Sınav Sürecinde Zorlanıyor
Gençlik ruh sağlığı alanında çalışan YoungMinds tarafından yapılan araştırma da tabloyu destekliyor. 15-18 yaş arası gençlerin:
Neredeyse üçte ikisi sınav sürecinde ciddi zorluk yaşadığını,
Dörtte biri panik atak geçirdiğini,
Beşte ikisi ruh sağlığının kötüleştiğini,
Sekizde biri kendine zarar verdiğini veya intihar düşüncesi yaşadığını bildirdi.
YoungMinds yetkilileri, yüksek riskli yıl sonu sınavlarının azaltılması ve daha çeşitli değerlendirme yöntemlerine geçilmesi gerektiğini savunuyor.
Royal College of Paediatrics and Child Health bünyesinde ruh sağlığı uzmanı olarak görev yapan Dr Sam Jones, çocuk ve gençlerde ruh sağlığı sorunlarının ciddi şekilde arttığını vurguladı. Özellikle kendine zarar verme ve yeme bozukluklarında son yıllarda belirgin yükseliş olduğu belirtiliyor.
Çocuk hakları komiseri Rachel de Souza ise okullarda daha erken müdahale eden, ailelerle güven ilişkisini güçlendiren ve uzman desteğini sistematik hale getiren yeni bir modele ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Çözüm Ne Olabilir?
Araştırmacılara göre çözüm yalnızca bireysel stres yönetimi eğitimleri değil. Önerilen adımlar şunlar:
Yüksek riskli sınav sayısının azaltılması
Sosyal ve duygusal öğrenme programlarının yaygınlaştırılması
Okul çapında rahatlama ve dayanıklılık geliştirme müdahaleleri
Ailelerin akademik baskıyı azaltması
Fiziksel aktivite, uyku ve sosyalleşmenin teşvik edilmesi
Uzmanlar, akademik başarı ile ruh sağlığı arasında denge kurulmadığı takdirde genç yetişkinlik döneminde daha ağır psikolojik sonuçların ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.
Sonuç: Başarı mı, Ruh Sağlığı mı?
Araştırma, “başarı için baskı şart” anlayışının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. 15 yaşındaki sınav stresinin yıllar sonra depresyon ve kendine zarar verme riskiyle bağlantılı olması, eğitim politikalarının ruh sağlığı perspektifiyle yeniden ele alınmasını gündeme getiriyor.
Gençlerin yalnızca akademik değil, psikolojik olarak da güçlendirilmesi gerektiği artık bilimsel verilerle destekleniyor.