Aşı için önümüzde 2-3 aylık zaman kaldığı da düşünülürse tünelin ucu ve ışık göründü
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca:
”Aşı için önümüzde 2-3 aylık zaman kaldığı da düşünülürse tünelin ucu ve ışık göründü.”
”Her vaka hasta değildir.”
“İstanbul’da vaka sayısı yüzde 2,8 oranında düştü.”
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ”Aşı için önümüzde 2-3 aylık zaman kaldığı da düşünülürse tünelin ucu ve ışık göründü” dedi.
Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından düzenlenen basın toplantısında, bazı iddialara da cevap vereceğini ifade ederek, bu iddiaların sağlık çalışanlarının tepeden tırnağa ter döktüğü, test sayılarının arttığı, vakaların temaslıları için seferber olduğu, salgınla mücadelede yerel tedbirlerin devreye sokulduğu, il il dolaşmaya başlanılan bir dönemde ileri sürüldüğünü söyledi.
“Herkes biliyor ki virüsün son tırmanışından sonra birçok yerde yaklaşık yarı yarıya bir düşüş sağladık. Aşı için önümüzde 2-3 aylık zaman kaldığı da düşünülürse tünelin ucu ve ışık göründü” diyen Koca, ”Her vaka hasta değildir. Çünkü testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var ve büyük çoğunluğu bunlar oluşturuyor. İz sürücüler olan filyasyon ekiplerimiz ağırlıkla bunları tespit ediyor. Bu kişilere asemptomatik pozitifler diyoruz. Bunların salgın açısından önemi, bulaştırıcı yani taşıyıcı olmalarıdır. Eğer tespit ve izole edilmezlerse, salgının büyümesine yol açarlar. Gerekli destekle izole edildiklerinde, bu kişilerin testi, ortalama 1 hafta sonra zaten negatif çıkmaktadır” diye konuştu.
Söz konusu şartlar yerine getirildiği için bu gruptakilerin salgın açısından artık birinci derece önemi olmadığını dile getiren Koca, “Bu durum, salgının rutini olmuştur. Asemptomatik koronavirüs pozitifleri, sürecin birinci dereceden sorunu görmek, salgına bakışta hala mart ayında kalmış olmak demektir. Küresel ölçekte geçerli bakış açısı da budur. Yukarıdaki açıklığa ilave olarak, basitçe bilmemiz gereken diğer şey, semptom gösteren kişinin taşıyıcı olduğu gerçeğidir” dedi.
Koca, belirtisi ister olsun ister olmasın, testi pozitif çıkmış herkesi ifade eden vaka kelimesi ile hasta kelimesinin anlamının aynı olmadığını söyledi.
Hastayla ağır hasta arasındaki farkın açık olduğunu dile getiren Koca, şöyle devam etti:
“Ölüm sayıları hakkında ilginç iddialar var. Bu konudan bir tartışma galibiyeti bekleyenlere sesleniyorum. Sayısal bir galibiyet arıyorsanız, lütfen ruhaniyeti çiğnemeyin. Kayıplarımıza saygı gösterin. Ölüm sayılarıyla skor arayışında olanlar, sayıları gerçeğinden yüksek göstermeye çalışanlar nerede dayanak arıyor?”
Türkiye’de ölüm bilgilerinin iki kaynakta toplandığını, bunlardan birisinin belediyelerin defin kayıtları, diğerinin ise Türkiye İstatistik Kurumu olduğunu belirten Koca, “Ölüm bildiriminde kullanılan form yeni değildir, 2013’ten beri kullanılmaktadır” diye konuştu.
Koca, şu bilgileri paylaştı:
“Kayıtlar bu yılki toplam ölümlerin yaklaşık onda 1’inde ölüm şeklinin bulaşıcı hastalık sonucu doğal ölüm olduğunu göstermektedir. Onda 9’u ise bulaşıcı olmayan hastalık, yaşlılık ve benzeri şeklinde işaretlenmiştir. Bu hanedeki bilgi ölümün nedenini hastalık bazında göstermez. Buradan Kovid-19 ölüm sayıları anlaşılmaz. Bulaşıcı tek hastalığın Kovid-19 olduğunu düşünen varsa yanılıyor. Raporda ‘ölüm nedeni’ hanesi asıl bilgi veren kısımdır. Bu hanede hastayı takip eden doktorun kaydı ikinci bir hekim tarafından onaylanarak kesinleşmektedir. Defin sonrası alınan kesim ölüm raporunda hastanın onaylanmış ölüm nedeni bu hanede yer almaktadır. İstatistiklerde Kovid-19’un ölüm nedeni olarak gösterilebilmesi buradaki veriye dayanır.”
Koca, şunları kaydetti:
“Belediyelerin verileri, kendi illerindeki defin sayılarını ortaya koyar. Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde dağılım, ölen kişilerin ikamet adresine göre yapılmaktadır. Yani kişi İstanbul’da yaşadığı halde ikamet adresi şayet Sivas ise TÜİK onu Sivas olarak kaydeder. Dolayısıyla belediye ile TÜİK verileri arasında bir fark oluşur. Bu farkı yılın 9. ayında görürsünüz. Fakat 31 Aralık’tan yeni yıla devrettiğinizde toplam vefat sayıları iki kaynakta eşitlenir. 11 il belediyesi verilerine bakıp sonuç çıkarmak veya bu iki kaynağı harmanlamak yanlıştır. Yılın sonu beklenirse TÜİK verileri ile diğer verilerin çakıştığı zaten görülecektir. Şu bilinmelidir, devletin ve salgınla mücadelenin itibarını zedelemek isteyen, kendi itibarını zedeler. Birinin ölümünü saklamaya ise imkan yoktur. 2020 yılındayız. Hayatta olanı ölmüş gösteremeyeceğiniz gibi öleni de hayatta göstermeniz mümkün değildir. TÜİK verilerine göre geçen yılın ilk 9 ayında ölüm sayısı 329 bin 274’tür. Yıllık öngörülen yüzde 2,2 artışla bunun şimdi 336 bin 518 olması beklenmektedir. Şu ana kadar Kovid-19 kaynaklı ölümler dahil 339 bin 26 ölüm gerçekleşmiştir. Aradaki fark 7 bin 244’tür. Kovid-19 kaynaklı tespit edilen ölüm sayısı ise 8 bin 62’dir. Daha az veya daha fazla değildir.”
Ölüm nedenlerinin TÜİK tarafından Dünya Sağlık Örgütü’nün standart sınıflamasına göre yayınlandığını aktaran Koca, bu sınıflamada enfeksiyon ve parazit hastalıkları başlığı altında 21 alt başlık ve 932 hastalık bulunduğunu belirtti.
Bunlar arasında bağırsak enfeksiyonları, hepatit, tüberküloz, AIDS’in yer aldığını dile getiren Koca, Kovid-19’un ise şu an için en çok akla gelen olduğunu belirtti.
Geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında 21 başlık altındaki 932 hastalık sebebiyle 8 bin 977 kişinin öldüğünü, bu yıl ise Kovid-19 hariç 8 bin 785 olduğunu ifade eden Koca, “Geçen yıla göre üstelik daha azdır. Kovid ölümlerinin bulaşıcı hastalık başlığı altında verilmediği açıktır. Bunları sırf ‘bulaşıcı hastalık sebebiyle ölüm’ diye Kovid-19 hanesine yazan varsa yanılıyor” diye konuştu.
Bakan Koca, bu tür açıklamaları yapmak zorunda bırakıldıkları için üzgün olduklarını da vurguladı.
Koca, sözlerine şöyle devam etti:
“Salgınla mücadele sürecinde devletimiz, halkının sağlığı kadar ulusal çıkarlarını da korumaktadır. Çünkü bu virüsün saldırısı sadece insan vücuduna değildir, eğitimedir, hayatın bütün alanlarınadır. Salgın, devletin vatandaşlarına karşı yükümlülüklerini de hedef almaktadır. O yüzden mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp leke aramaktan farksızdır. Yolun en güç kısmını aştığımızda inanıyorum. Tedbirleri titizlikle devreye soktuğumuzda korkunun yerini özgüven alıyor.”
Son 3 hafta içinde yapılan bölgesel müdahalelerin sonuçlarını gördüklerini belirten Koca, yüksek artışlardan söz edilen birçok ilde başarı sağladıklarını söyledi.
Diyarbakır, Van, İzmir ve Samsun’a değerlendirme ziyaretleri yaptıklarını anımsatan Koca, şu açıklamaları yaptı:
“Değerlendirmelere civar illeri de dahil ettik. Bir haftayı da İstanbul’da yapılan çalışmaları gözden geçirmeye ayırdık. Böylece toplam 23 ilimizin sağlık altyapısını ve yürütülen faaliyetleri detaylı bir şekilde masaya yatırma fırsatı bulduk. 2 hafta önceki toplantımızda Ankara’daki durumu değerlendirmiş, sayılarda artışının yüksek olduğunu ifade etmiştim. Bu artış sadece Ankara ile sınırlı değil, Anadolu’nun birçok bölgesini etkileyen bir durumdu. En fazla dikkat çeken yer Ankara’daydı. Ankara’da hasta sayısı son 2 hafta içinde yarı yarıya azaldı. Bunu hastanelerimizdeki yoğunluğun azalışından da anlamak mümkündür. Testlerin erken sonuçlanması, tedaviye daha erken başlanması, filyasyon ekiplerinin arttırılıp filyasyon süresinin kısaltılması, temaslı takibi ve izolasyon, semptomlulardan hızla numune alınması ve izolasyon etkili olan ve bilinen unsurlardır. Aile hekimlerinin yanı sıra Ankara özelinde kurulan çağrı sisteminde 110 görevli evleri arayıp semptom takibi yapıyor. Son bir ayda oluşturduğumuz 120 kişiden oluşan doktor ekipleri evlere giderek hasta takibi yapıyor. Üçer kişiden oluşan 780 filyasyon ekibimiz sahada, sadece Ankara için söylüyorum. Bu tedbirlerle son 10 gün içinde günlük hasta sayısı yüzde 60’a yakın oranda azaldı. İstanbul’un iki katı olan vaka sayısı, İstanbul’un da altına indi. Buna paralel olarak yoğun bakımda yatan hasta sayımız da ağır hasta sayımızda da azalmış oldu.”
Aşı konusunda denemelerin çok ötesine geçildiğini, Türkiye’nin tedarik girişimlerine başladığını vurgulayan Koca, “Yaş ve kronik hastalık önceliğini gözeten bir programımız olacak. Bağlantılı olduğumuz ülkeler aşıdan sonuç aldıklarını rapor etmektedir. Bu sürece paralel olarak yerli aşı çalışmalarımız devam ediyor. Halen 13 çalışma var. Bunlardan faz 1 deneylerine başlamak üzere olanlar var. Hayvan deneyleri büyük ölçüde tamamlanmıştır. Çok yakında kendi aşımızın üretimine başlayacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.
Her gün yayımlanan koronavirüs tablosuna yeni bir sütunun daha eklendiğini belirten Koca, yeni sütunda yer alan bilgileri açıkladı.
Yatak doluluk oranının yüzde 49,3, erişkin yoğun bakım doluluk oranının yüzde 67,1, ventilatör doluluk oranının yüzde 32,3, aile hekimi izleme oranının yüzde 82 olduğu bilgisini paylaşan Bakan Koca, “Ortalama filyasyon iz sürme süremiz 13 saate kadar düştü. Ortalama temaslıyı tespit etmemizin süresi 8 saate kadar indi” dedi.
Yeni eklenen sütunun daha çok sağlık kuruluşlarındaki doluluk oranını gösterdiğini dile getiren Koca, şöyle devam etti:
“Sahada daha aktif olmak istiyoruz. Şu dönemde yaygın filyasyon yapmak istiyoruz. Özellikle bunun son derece sonuç bildirici olduğunu çok iyi biliyoruz. Dünyada yapılmayan filyasyonu her geçen gün daha da etkin hale getirerek, özellikle erken dönemde daha yoğun test yapan, filyasyonu güçlü kılan ve izole eden bir yaklaşımın pandemide sonuç alacağına inanıyoruz.”
Vaka ve zatürre sayısını gösteren bir tabloyu da paylaşan Koca, tabloya göre 10-12 ilde vaka sayısında biraz artış olduğunu, 1 ilde de pnömoni oranın biraz yükseldiğini ifade etti.
Türkiye’deki yatak doluluk oranlarına ilişkin de bilgi veren Koca, servis yatak doluluğunun 234 bin 316, yoğun bakım doluluğunun 40 bin 850, ventilatör doluluğunun ise 24 bin 299 olduğunu kaydetti.
“İstanbul’da vaka sayısı yüzde 2,8 oranında düştü.”
İllerde vaka sayılarına ilişkin ise Koca, “İstanbul’da vaka sayısı yüzde 2,8 oranında düştü.” dedi.
Koca, İstanbul’da servis yatak doluluk oranının yüzde 51,1, yoğun bakım doluluk oranının yüzde 61,3, ventilatör doluluk oranının ise yüzde 35,8 olduğunu aktararak, “Doluluk oranlarından bahsederken sadece kovid hastalarından bahsetmiyoruz. Kovid hastaları dışında bütün hastaların doluluk oranından bahsediyoruz.” bilgisini verdi.
Ankara’da servis yatak doluluk oranının yüzde 50,1, yoğun bakım doluluk oranının yüzde 76,5, ventilatör doluluk oranının ise yüzde 25,8 olduğunu belirten Koca, Ankara’da son haftada vaka sayısının yüzde 24,8 düştüğünü, 3 hafta öncesine göre ise vaka sayısındaki düşüşün yüzde 60 civarında olduğunu söyledi.
İzmir’de vaka sayısının yüzde 26’ya düştüğünü ifade eden Koca, servis yatak doluluk oranının yüzde 47,9, yoğun bakım doluluk oranının yüzde 74,5, ventilatör doluluk oranının ise yüzde 46,6 olduğunu kaydetti.
Konya’nın da vaka sayısında artışın olduğu illerden biri olduğuna dikkati çeken Koca, ilde son günde vaka sayısının yüzde 43,5 oranında düştüğünü belirtti.
Bakan Koca, Konya’da servis yatak doluluk oranının yüzde 46,6, yoğun bakım doluluk oranının yüzde 73,8, ventilatör doluluk oranının ise yüzde 29,9 olduğunu aktardı.
“Akıllı bileklik” uygulaması
Akıllı bileklikle ilgili bir soru üzerine Bakan Koca, “akıllı bileklik” uygulamasını zorunlu olmadıkça kullanmaktan yana olmadıklarını söyledi.
Koca, akıllı bileklikte GPRS üzerinden çalışan, Google Maps, HES’in çakıştırıldığını ve kesildiğinde veya belli bir mesafeden sonra hareket edildiğinde uyarı veren bir sistemden bahsedildiğini anlatarak, şöyle devam etti:
“Bununla ilgili yazılım yapıldı, bir noktaya gelinmiş oldu. Ayrıca sabit, evde gerektiğinde sabit bir yere takılabilen, mesafeyi bizim ayarlayabilir olduğumuz, aileden birden fazla kişi varsa gerektiğinde birden fazla kişinin takip edilebilir olduğu, yani 30, 40, 50 metre gibi nasıl bir aralık vermeniz gerekiyorsa onun tanımlandığı ve o mesafe aşıldığında yine uyarı sistemi ile devreye giren bir sistem üzerinde çalışıldı, şu an yapıldı.”
Akıllı bilekliğin daha çok evde izole olmak istemeyen veya evde izole olmasından endişe edilen kişilerde uygulanmasının önemine değinen Koca, “Sabit olanın ise akıllı telefonu olmayan kişiler için gerektiğinde devreye girmek üzere kullanılmasını düşünüyoruz. Yani yaygın, herkese bileklik tarzında değil, daha çok evde izole olma durumunda sıkıntı gördüğümüz, şüpheli bulduğumuz ve sorun yaşadığımız kişiler için.” diye konuştu.
Fahrettin Koca, izole olmayan kişilere karşı şu an yurt alternatifi sunulduğunu anımsatarak, “O durumda bileklik alternatifi sunmak istiyoruz. Önümüzdeki haftalar bu konuyla ilgili gelişmeyi daha net ifade etmiş olurum.” ifadesini kullandı.
“Yüz yüze eğitim kabine toplantısında gündem olacak”
Bir gazetecinin, yüz yüze eğitime başlayan okul öncesi ve 1’inci sınıflar için herhangi bir vaka gelişip gelişmediği ve ara sınıflarda da ne zaman yüz yüze eğitime geçileceği yolundaki sorusu üzerine Koca, şu bilgileri verdi:
“Bugün eğitimle ilgili durum konuşuldu Bilim Kurulumuzda. Şu ana kadar hazırlık ve 1’inci sınıflarla ilgili yüz yüze olan eğitimde ciddi herhangi bir sorun yaşamadık. Pazartesi günü kabine toplantısında da Bilim Kurulunun önerisi gündeme alınmış olunur. Bilim Kurulunun daha önce de düşündüğü hazırlık, 1 ve 2’nci sınıflar şeklindeydi. Muhtemelen 2’nci sınıflar 8 ve 12’ler için bununla ilgili Bilim Kurulunun önerisi var, bunu netleştirip sunmuş olacağız. Gelecek hafta daha net bir karar alma sürecine gelinirse zaten açıklanmış olur.”
Bakan Koca, toplum bağışıklığının sağlandığı iddiasının hatırlatılması üzerine de bununla ilgili daha önce 153 bin kişiyle Türkiye genelinde bir çalışma yapıldığını belirtti.
O araştırmada hem antikor bağışıklığı hem de PRC yöntemi ile bir çalışma yapıldığına işaret eden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O dönemde rakamları açıklamıştık. 0,28 taşıyıcılık, yüzde 0,82 gibi de koruyuculuk bağışıklık söz konusu idi. Aradan 2 aydan fazla zaman geçmiş oldu. Biz bu çalışmayı yeniden tekrarlama kararı aldık. Gelecek hafta başlamış olur. Aradaki farkı da taşıyıcılık ne durumda, salgının arttığı şu dönemde artı bağışıklık durumunu da aradaki farkı görmek istiyoruz. Önümüzdeki haftalar buna başlamış olacağız. Sonuçlar çıktıkça da sizinle paylaşırız.”
HES kodunun yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Koca, şunları kaydetti:
“Bu çerçevede ulaşımda da HES kodunun yaygın kullanılmasının önemini biliyoruz. Kart sistemine işlenerek pozitif ve riskli olan kişilerin binmesi önlenmiş olacak ama yabancı olan herhangi cep telefonu olmayan kişilerle ilgili sorun yaşanabilir. Biz daha çok ağırlıklı bu dönemde pozitif olup, kartları olan kişilerin geçişlerinde gerektiğinde bloke edebileceğimiz bir sistemin devreye girmesini önermiştik. Bununla ilgili de İçişleri Bakanlığımızın bir genelgesi oldu. O da bundan sonraki süreçte yaygın olarak kullanılacak.”
Bakan Koca, HES kodu uygulamasının konaklama tesislerinde de kullanılacağını vurguladı.
İl hıfzıssıhha kurullarının gerektiğinde HES uygulamasını yaygınlaştırabileceğini ifade eden Koca, “İl hıfzıssıhha kurullarının kendi bölgelerinde gerektiğinde daha yaygın parklar dahil olmak üzere bu kararları alabilir diyoruz.” ifadesini kullandı.
“Ek ödeme tartışmaları son derece talihsiz”
Fahrettin Koca, sağlıkçılara ve diğer yardımcı görevlilere verilen ek ödeme ile ilgili yapılan haberlerin hatırlatılması üzerine şunları söyledi:
“Son derece talihsiz buluyorum. Burada kastedilen hizmetliler sınıfı var. Bu yardımcı hizmetlilerin ek ödemeleri düşük. Yardımcı hizmetliler içerisinde bahçıvan da berber de var. 11 tanımlanmış sınıf var. Bunun içinde gassal da bulunuyor. Yani vefat edenleri yıkayan, özellikle Kovid özelinde yıkayan kişilerle ilgili yapılan bir uygulamaydı. Burada da yüzde 100 gibi görünen oran ortalama 200-250 liradan bahsediyoruz.”
Berber, bahçıvan gibi o sınıfa ocakta verilen ek ödemenin tamamlandığını ve yüzde 100 gibi bir rakama tekabül ettiğini vurgulayan Koca, “Yüzde 100 oranı 200-250 liraya karşılık gelen bir şey. Maaşının yüzde 100’ü değil. Yanlış ifade ediliyor. Buradaki sınıf da gassallarla ilgili olan, cenazeyi yıkayan kişilerle ilgili bir durumdu. Bunun istismarı hiç doğru olmamıştır. Bunun siyasete kurban edilmemesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Futbol müsabakalarının seyircili oynanmasına ilişkin Bilim Kurulu’nun Türkiye Futbol Federasyonu ile bir görüşmesinin olup olmadığına ilişkin soru üzerine Koca, konunun bu hafta gündeme gelmediğini belirterek önümüzdeki haftalarda salgının seyrine göre gerektiğinde localardan başlamak üzere gündeme alabileceklerini söyledi.
Virüs bulaştırma katsayısı R0 değerinin şu anda kaç olduğuna ilişkin soruyu Koca, “R0 değeri şu anda düşüyor. Özellikle son 2 hafta içinde giderek azaldığını ve 1’in altına doğru düştüğünü söylemek istiyorum. Bundan sonraki dönemde daha çok 1’in altında seyrederek bu vaka sayılarının azalacağını ifade edebilirim” diye yanıtladı.