Selülite karşı günde 2 fincan kahve, 1.5 çay kaşığı tuz
- Sadece baharda değil yıl boyu süren göz alerjileri de var… - 19 Nisan 2026
- Ece Sanat Art Gallery müzayedesinden Kansersiz Yaşam Derneği’ne destek… - 19 Nisan 2026
- Diş ipi dolgu veya kaplamalara zarar verir mi? - 18 Nisan 2026
Salgın dolayısıyla evde kalmak özellikle kadınların kabusu olan selülit oluşumuna veya var olan selülitlerin daha da belirginleşmesine yol açtı. Pek çoğumuzun canını sıkan bu sorunu hafifletmek için nasıl bir yol izlemeliyiz? Uzmanlara göre, ” Kahveyi 2 fincanla sınırlayın. Günlük tuz kullanımı 1.5 çay kaşığını geçmesin. 10 bin adım atmayı unutmayın. Kıyafet ve ayakkabı da rahatlığı seçin.”
![]()
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Serpil Pırmıt, selülitten kurtulmak ve kalıcı bir sonuç alabilmek için yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yapmak gerektiğinin altını çizdi. Önerilerde bulundu.
Bol bol su içmeye devam: Su içmek vücutta biriken toksinlerin atılmasına, kilo vermeye ve metabolizmanın hızlanmasına yardım ediyor. Dolayısıyla hem genel vücut sağlığınız, hem de selülitlerin azalması için günde en az 2 litre su içmeyi asla ihmal etmeyin.
Günde 10 bin adım çok önemli: Günde 10 bin adım atmak, kilo vermenize ve kan dolaşımın hızlanması sayesinde selülit görünümünün azalmasına yardım ediyor.
Kafein selülit nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor
Kahveyi 2 fincanla sınırlayın: Kahve, kafein içeriği nedeniyle selülit nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Çay da tenin içeriğiyle selülit oluşumuna neden olabiliyor. Gazlı içecekler de içerdikleri yoğun şeker ve kafeinle selülit yol açabiliyorlar. Bu nedenle kahve miktarını günde 2 fincanla sınırlı tutmanız veya bir fincan şekersiz Türk kahvesi içmeniz yeterli gelecektir. Günlük içtiğiniz çay miktarını da azaltıp, bitki çaylarını tercih edebilirsiniz.
1.5 çay kaşığını geçmesin:Tuz, dokularda su tutulumunu artırarak vücutta ödem ve selülit yapabiliyor. Günlük tuz ihtiyacımız 6 gr, yani 1.5 çay kaşığıdır. Bu nedenle yemeklerinizi baharatlarla tatlandırarak ve sofraya tuz koyma alışkanlığından vazgeçerek, tuz tüketimini azaltmaya özen gösterin.
Şekerli ve hamur işi yoğun karbonhidratlı gıdalardan uzak durun: Şekerli ve hamur işi gibi yoğun karbonhidratlı gıdalar, vücutta doğrudan yağa dönüşerek ve su tutulumunu artırarak selülite yol açabiliyorlar. Hazır gıdalar da içeriklerindeki yapay tatlandırıcılar nedeniyle vücutta şeker metabolizmasını bozarak, insülin direncine neden olabiliyorlar. Hormonal değişim sonucu da kilo artışı ve selülit gibi problemler gelişebiliyor.
Yeşil sebze şart: Selülit oluşumunu hafifletmek için bol yeşil sebze ve lifli gıdalardan oluşan Akdeniz tipi beslenmeyi alışkanlık haline getirin.
Kıyafetlerde modayı değil, rahatlığı seçin: Kan dolaşımını bozarak selülite neden olan dar kıyafetler ve yüksek topuklu ayakkabılardan mümkün olduğunca kaçının.
Kuru fırçayla masajı yapın: Ayak bileğinden kalp yönüne doğru, her bir bacak için 4-5 dakika yapacağınız kuru fırçalama işlemi mikrosirkülasyonu geliştiriyor, lenfatik sistemi uyarıyor ve bu sayede selülit görünümünü hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Günde 1 kez cildinize kuru fırçalama masajı yapmayı alışkanlık haline getirin. Ancak masajı fazla bastırarak yapmayın ki cildiniz zarar görmesin.
Mezoterapi :Selülit mezoterapisi, mikro dolaşımı, yani kan dolaşımını düzelterek, dokuda ödem oluşumunu azaltarak, bağ dokusunu yeniden yapılandırarak, yağların parçalanmasını ve yağ dokunun küçülmesini sağlayarak selülit görünümünde düzelme sağlayabiliyor. Mezoterapi 10-12 seans olacak şekilde, 1 hafta – 10 gün aralıklarla uygulanabiliyor. En iyi sonuçları almak için 6 aylık bir süreç gerekebiliyor.
Selülit kremlerini alerjiye karşı küçük bir alanda deneyin
Selülit kremleri: Bazı krem ve losyon içeriklerinin selülit görünümünü hafifletmeye destek sağlayabilecekleri bilimsel olarak gösterildi. Örneğin kafeinli kremler, ödemi azaltıp cildi sıkılaştırarak selülit görünümünü hafifletmeye yardım edebiliyorlar. Retinollü kremler de cildi kalınlaştırarak etkili olabiliyorlar. Kremler kullanılmadan önce alerji gelişimi açısından da mutlaka küçük bir alanda denenmeli.