Pandemi kemikleri güçsüzleştirdi

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Esra Mustafa, pandemi döneminde evde kalınan sürede yaşanan hareketsizliğin canlı yapıda olan kemikleri güçsüzleştirdiğine dikkat çekerek, “Kemik erimesi önlenebilir bir hastalık o yüzden beslenme şeklimize ve günlük egzersiz rutinimize dikkat etmemiz gerekiyor. Yoksa ayakta durma veya yürüme gibi rutin aktiviteleri yaparken bile kemik kırılması ile karşı karşıya kalabiliriz” dedi.

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Esra Mustafa, ‘Sessiz hastalık’ olarak adlandırılan Osteoporozun,  yani halk arasında bilinen adıyla kemik erimesinin değişen yaşam tarzı ve beslenme şekli ile her geçen gün daha ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ifade ederek, ileri yaş hastalığı olarak bilinen bu durumun genç yaşlı fark etmeksizin 7’den 70’e herkesi tehdit altına aldığını dile getirdi.

Pandemi döneminde evde kalınan sürede yaşanan hareketsizliğin canlı yapıda olan kemikleri güçsüzleştirdiğine dikkat çeken Dr. Esra Mustafa, “Kemik erimesi önlenebilir bir hastalık o yüzden beslenme şeklimize ve günlük egzersiz rutinimize dikkat etmemiz gerekiyor. Yoksa ayakta durma veya yürüme gibi rutin aktiviteleri yaparken bile kemik kırılması ile karşı karşıya kalabiliriz” dedi

Osteoporoz vakalarının yüzde 80’ini kadınların oluşturduğunu belirten Dr. Esra Mustafa, şöyle devam etti:

“Osteoporoz sessiz bir hastalık olup bulgu vermeyebilir. Kırık geçirmeyen bir hastada tanı bu nedenle oldukça zordur. Hastaneye ilk başvuru nedeni kırık olabilir. Geçirilmiş kırığı olanlarda ikinci kırık geçirme riski artmıştır. Osteoporoz yaygın ağrı yapan bir hastalık değildir. Ağrı kırıklara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Hastanın ilk şikayeti fark edilmemiş omurga çökme kırıklarına bağlı boy kısalması olabilir. Omurga kemiklerinde yükseklik azalmaları bundan sorumludur.

Osteoporoz uzun süre sessiz seyredebileceği için risk faktörlerinin bilinmesi ve sorgulanması, riskli bireylere tedavi verilmesi osteoporoza bağlı kırıkların önlenmesi açısından son derece önemlidir. Kemik yoğunluğu ölçümü yanında risk faktörleri de tanıda göz önünde bulundurulmaktadır. Ayrıca kanda D vitamini düzeyine bakılması ve bazı durumlarda idrar ve kanda bakılan kemik yapım yıkımını gösteren bazı belirteçleri de değerlendirmek gerekir.”

Kemiklerin güçlenmesi için egzersiz şart

Kemiğin yapılanmasının anne karnında başladığını kaydeden Dr. Mustafa, önemli bir kısmının yirmili yaşlarda gelişimini tamamladığını dile getirdi.

Dr. Esra Mustafa, şu bilgileri verdi:

”Kemik kütlesi kemik boyutlarında büyüme ve mineral birikimi tamamlanıp sabit hale geldiğinde maksimal düzeye ulaşmış olur. Buna doruk kemik kütlesi denir. Bu kütle otuzlu yaşların sonu ile kırklı yaşların başına kadar değişmeden kalır. Kemik döngüsünün dengede olduğu erişkin dönemden sonra kayıp başlamaktadır.

Egzersiz doruk kemik kütlesinin sağlanması, korunması, kondisyon, esneklik ve güç artışı sağlayarak düşmelerin engellenmesi ve kırıkların önlenmesi açısından önemlidir. Genel olarak yürüyüş, ağırlık egzersizleri, aerobik, tenis, pilates gibi egzersizler önerilir. Bu egzersizlerden herhangi birinin haftada 3-4 gün, 30-60 dakika süre ile yapılması gerekmektedir.

Ömür boyu düzenli yürüme egzersizleri, haftanın birçok günü birkaç dakika sırt ve postür egzersizleri tavsiye edilir. İlerlemiş osteoporozu olan hastalar, ağırlık taşımak için öne hatta yana doğru eğilme tarzındaki hareketlerden ve egzersizlerden kaçınmalıdırlar. Çünkü itme, çekme, kaldırma ve eğilmeler omurgada bası yapan güçler yaratarak kırığa neden olurlar.”

Kemik sağlığı için ayrılmaz ikili;  Kalsiyum ve D Vitamini

Diyetisyen Tuğçe Şengül Karahancı da, beslenmenin kemikler önemli olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

“Kemik sağlığını desteklemek için neye ihtiyacımız var dendiğinde kalsiyum artık birçoğumuzun aklına geliyor. Yetişkin erkeklerde günlük 1000 mg olan kalsiyum ihtiyacı, yetişkin kadınlarda ve yaşlı bireylerde 1200 mg kadardır. Kalsiyum kaynaklarına bakacak olursak şüphesiz ilk sıra süt, yoğurt, ayran, kefir ve peynir grubunun olacaktır. Bu grup kadar zengin olmasa da yeşil yapraklı sebzeler, fındık-badem ve kuru baklagiller de kalsiyum kaynağı olarak sayılabilirler.

Beslenme ile alınan kalsiyumun emilebilmesi için D vitaminine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebeple kalsiyum ile D vitamini ayrılmaz ikili olarak görülmektedir. D vitamini eksikliğinde bağırsakta kalsiyum emilimi azalır ve kemik kaybı hızlanabilir. Günlük 15-20 dakika kadar güneşe maruz kaldıktan sonra deri ile aktif D vitamini formu üretilmiş olacaktır.

Yaşlılar D vitamini eksikliği ve yetersizliği konusunda riskli gruptalardır. Yaşlılıkla birlikte güneşten alınan  D vitamininin aktif forma dönüşmesi azaldığından hekim danışmanlığında takviye kullanımı önemlidir. Yaşlılarda günlük D vitamini ihtiyacı 400IU’ dir.   Eksiklik ve yetersizlik durumunda günlük 2000 IU üzerinde tüketilmemelidir. Sonuç olarak kalsiyum ve D vitamini yeterince sağlanmalı, alkol ve sigara kullanımından kaçınılmalı,  tuz alımı ve çay kahve tüketimi sınırlandırılmalıdır.”

(Visited 18 times, 1 visits today)