Konuşma bozukluğu yaşayan hastalara nasıl yaklaşılmalı?
- İSTAHED: ”Meningokok ve HPV aşıları ulusal takvime alınmalı” - 17 Nisan 2026
- Sessiz kalp krizi, bu grubu daha çok seviyor… - 17 Nisan 2026
- Nedensiz diş sallanmasının ”nedeni” ağız kanseri olabilir… - 17 Nisan 2026
Demans, travmatik beyin hasarı, Parkinson, ALS ve inme gibi beyin hastalıkları sonucunda konuşma bozuklukları, ses ve yutma bozuklukları görülebiliyor. Uzmanlar, ”Aileler bu bozukluklara sahip kişilerle iletişime geçmeden önce kişilerin dikkatlerinin onların üzerinde olduğundan emin olmalılar ve göz temasını sürdürmeliler”diyor.
![]()
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, demans, travmatik beyin hasarı, Parkinson, ALS ve inme gibi beyin hastalıkları sonucunda bilişsel, dilsel, iletişimsel güçlükler, konuşma bozuklukları, ses ve yutma bozuklukları görülebildiğine işaret etti.
”Afazi, dizartri ya da konuşma apraksisi”
Dil ve konuşma alanında afazi, dizartri ya da konuşma apraksisi olarak adlandırılan bozukluklar ortaya çıkabilmektedir.
Afazi, beynin dilden sorumlu alanlarının hasarlanmasından kaynaklanan edinilmiş bir dil bozukluğudur. Bu duruma sahip olan bireylerde konuşma, anlama, tekrarlama, adlandırma, okuma ve yazmayla ilgili beceriler etkilenmektedir.
Dizartri dil, dudak, yumuşak damak, yüz, gırtlak gibi konuşmada kullanılan kasların ve yapıların güçsüzlüğü ve koordinasyonundaki bozulmalar sonucu, konuşmanın anlaşılırlığını etkileyen konuşma bozukluğudur.
Konuşma apraksisi ise konuşma seslerinin üretimini sağlayan yapılarda herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen, konuşma üretimini gerçekleştiren hareketlerin açığa çıkmasını sağlayan komutların plan veya programlamasındaki hasarlanma ile istemli olarak seslerin üretilmesindeki güçlük olarak ortaya çıkar.
Ailelere tavsiyeler
Aileler bu bozukluklara sahip kişilerle iletişime geçmeden önce kişilerin dikkatlerinin onların üzerinde olduğundan emin olmalılar ve göz temasını sürdürmeliler.
Konuşma ortamında başka bir sesli uyaran olmamasına dikkat etmeliler.
Konuşma esnasında karşı tarafın daha iyi anlayacağı düşüncesiyle seslerini yükseltmemeli, bunun yerine kullandıkları dili daha basit tutmalılar.
Açık uçlu sorular yerine evet-hayır soruları tercih edilmelidir.
Konuşma esnasında karşı tarafın sözcükleri bulup ifade etmesi için zaman tanımalılar.
Sözel üretimin sağlanamadığı anlarda kişilerden çizmek, yazmak, el hareketleri ile anlatmak gibi iletişimi devam ettirmeyi sağlayan unsurları kullanmalarını isteyebilirsiniz.
Hatalı üretimler olduğunda her zaman düzeltmeyin.
Kişinin konuşma bozukluğuna sahip olmasının onları günlük yaşamdan uzaklaştırmasına izin vermeyin.
Aile içindeki sohbetlere, önemli kararların alındığı ortamlara dahil etmeye çalışın.