Covid-19 pandemisi Hassas Bağırsak Sendromunu artırdı

Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, ”Covid-19 pandemisinde İBS semptomlarında bir artış ortaya çıktı. Bunun muhtemel nedenlerinden biri yeni tip corona virüsünün sindirim sistemi özellikle bağırsakları etkilemesi, diğeri ise yaşanan yaygın stresin hastalığı tetiklemesi olabilir”  dedi.

1-30 Nisan İBS Farkındalık Ayı boyunca, toplumda sık görülen ve yaşam kalitesini de olumsuz etkileyen “İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS)” hakkında farkındalık çalışmaları yürütülüyor.

Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, İrritabl(Hassas) Bağırsak Sendromunun karın ağrısı ile birlikte dışkılama şekil ve sıklığında değişiklik olarak gösteren fonksiyonel bir bağırsak hastalığı olarak tanımlandığını belirterek, “İBS sık rastlanan, hayat kalitesini olumsuz etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Hassas/huzursuz bağırsak sendromu olarak da adlandırılmaktadır” dedi.

Karın ağrısı en önemli semptom

İBS hastalarında son üç ayda haftada en az bir gün tekrarlayan karın ağrısı olduğuna dikkat çeken Oğuz, şöyle devam etti:

“İBS hastalarının bazılarında ishal, bazılarında kabızlık ön planda olabilir. Bazen de hem ishal hem de kabızlık görülebilir. Gaz ve karın şişkinliği de olabilir. Karın ağrısının temel özelliği dışkılama ile azalması ve uykuda olmamasıdır. Eğer bir hastada uykudan uyandıran karın ağrısı var ise başka hastalıklar düşünülmelidir. Hastalığın sıklığı ülkemizde ve dünya genelinde yüzde 10-20 civarındadır. Kadınlarda daha sıktır ve hastalık 50 yaşından genç topluluklarda görülmektedir. Hastaların ancak yüzde 15’i tıbbi yardım için başvurmaktadır. Sağlıklı bireylere göre yıllık işgücü kaybı 3-4 gün daha fazladır. Tekrarlayıcı müzmin bir hastalık olan İBS’de hastaların endişesini artıran, ‘kötü başka bir hastalığa dönüşür mü?’ sorusudur. İBS’nin sağ kalıma olumsuz bir etkisi yoktur. Başka bir hastalığa ya da kansere dönüşüm olmaz, ancak yaşam kalitesini bozar.”  

Hastalığın nedeninin tam aydınlatılamamış olmakla birlikte beyin bağırsak ekseninde iki yönlü düzensiz iletişim olduğu bildirildiğini belirten Oğuz, şöyle devam etti: 

“Bu durum, mide bağırsak hareketlerine, bağırsak salgılarına ve hastanın hissine etki ederek şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olur. Ayrıca genetik faktörler, kişilik özellikleri, strese fizyolojik cevaptaki değişiklik, düşük dereceli gastrointestinal inflamasyon, mikrobiyatadaki değişiklikler, geçirilmiş bağırsak enfeksiyon sekelleri de hastalığın gelişmesinde etkili sebeplerdir. 2 yılı aşkın süredir dünyamızı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinde İBS semptomlarında da bir artış ortaya çıktı. Bunun muhtemel nedenlerinden biri yeni tip corona virüsünün sindirim sistemi özellikle bağırsakları etkilemesi, diğeri ise yaşanan yaygın stresin hastalığı tetiklemesi olabilir.”

Başka hastalıklarla karıştırılıyor

İBS belirtilerinin ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi inflamatuar bağırsak hastalıkları, çölyak hastalığı ve karbonhidrat emilim bozuklukları ile karışabildiğini de söyleyen Prof. Dr. Dilek Oğuz, şunlaı kaydetti:

“Belirtilerin varlığı ve şiddeti hastadan hastaya değişkenlik gösterebilmektedir. Dışkılama ile ilişkili tekrarlayan karın ağrısı; Ağrı sıklıkla kramp tarzındadır, duygusal stres ve yemekler ağrıyı şiddetlendirebilir, hafif düzeyde veya şiddetli olabilir. Karında şişkinlik, gaz, geğirme. Değişen bağırsak alışkanlıkları; ishal, kabızlık, bazı hastalarda birbirini takip eden ishal ve kabızlık dönemleri. dışkıda mukus varlığı hastalığın belirtileri arasında yer almaktadır. İBS tanısında önemli olan hastanın öyküsü ve fizik muayene bulgularıdır. İBS’ye özgü tetkik olmadığı için tanıda temel laboratuvar testleri dışında tetkik yapmaya gerek yoktur. Bu testlerin normal olması olası diğer hastalıkların dışlanmasını sağlar. Başka hastalığı düşündürecek bulgu yok ise ve hasta 45 yaşından küçük ise kolonoskopi yapılması önerilmez.” 

(Visited 4 times, 1 visits today)