Çocukların ihtiyacı ”mükemmel” değil, ”kendisi olabilen” anne…

”Mükemmel anne” illüzyonu, hem anneleri, hem de çocuklarını sık sık zorlayan temel sorunlardan biri. Oysa standart bir anne yoktur. Her anne kendine özgüdür. Önemli olan hata yapmamak değil, hatalar üzerine düşünerek, kendini ve çocuğu anlamaya çalışmaktır.  İngiliz pediatrist ve psikanalist D.W. Winnicott’un teorisine göre,  çocukların ihtiyacı “mekanik bir mükemmellik” değil, “yeterince iyi anne”.

 

Acıbadem International Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin,  mükemmel olma kaygısı taşıyan anne ve anne adaylarına şu önerilerde bulundu.

MÜKEMMEL OLMA KAYGISI ÖFKE VE SUÇLULUK GETİRİR 

Her anne çocukları için en iyisini ister. Ama en iyisini istemek fikri, bazen mükemmel olmaya dönüşüyor. Oysa mükemmel olma çabası, aynı zamanda annelerin kaygısını artıran dolayısıyla öncelikle kendisine zarar veren bir duygu. Anneler sık sık kendilerine “Ben iyi bir anne miyim?” sorusunu soruyor.  Bu soru beraberinde, “kusurlu ya da eksik olma” korkusunu getiriyor. Aynı zamanda çaresizlik, hayal kırıklığı, öfke ve suçluluk gibi başka pek çok zor duyguyu da içinde taşıdığı söylenebilir. Dahası, bu duygular yalnızca anneye zarar vermez. Beraberinde, aile içi çatışmalar, bazen çocukta başlayan şikayetler kendini gösterir.

YETERİNCE İYİ BİR ANNELİK

Peki, hem iyi bir anne olmak, hem de bu kaygılarla baş etmek mümkün mü? Elbette. Öncelikle mükemmel bir anne olma fikrinden uzaklaşmak gerekiyor. Zira annelik, mükemmel değil, kah bocalayıp kah bu bocalamalar üzerine düşünmek anlamına geliyor. İngiliz pediatrist ve psikanalist D.W. Winnicott’un teorisine göre çocukların ihtiyacı “mekanik bir mükemmellik” değil, “yeterince iyi anne”dir.  Yeterince iyi anne, aslında kendisi olabilen annedir.

YETERİNCE İYİ ANNELİĞİN FORMÜLÜ VAR MI ?

  “Yeterince iyi anne”liğin tek bir formülü yok. Her  anne-çocuk ikilisi, kendine has yolculuğunu yaşar.  Ancak bu keşif süresince bazı konulara dikkat etmek gerekir.

Çocuğunuzla aynı olmayın, ona ayna olun

Aslında zaten öylesiniz. Bebek, annesinin yüzüne baktığında kendisini görür. Anne, bebeğin gözünde, kendini var etme yolunda ilk aynadır. Ama ayna olmak, aynı olmak anlamına gelmiyor. Çocuğunuz, hemen elde edemeyeceği bir şey istediğinde, riskli bir hareket yaptığında, öfkesini kontrol edemediğinde veya çok korktuğunda bunu ilk başlarda sözel olarak ifade edemez, davranışlarıyla gösterir. Tam o anda ne yaşıyorsa, duygusunu ona gösteren bir ayna olun. Örneğin, sizinle inatlaşan çocuğunuza “Sen bunu tam da şimdi istiyorsun, olmayınca çok kızdın, beklemeyi sevmiyorsun” gibi ifadelerle yaklaşabilirsiniz. 

Hata yapacağınızı önceden kabul edin

Anneler de hata yapar, unutur, bunalır, öfkelenir, yorulur ve desteklere ihtiyaç duyar.  Güvendiğiniz yakınlarınızla duygularınızı paylaşın. Yalnız olmadığınızı göreceksiniz. Zor duyguların günlük yaşantınızı, çocuğunuzla ilişkinizi etkilemeye başladığınızı hissettiğinizde ise bir uzmandan destek almayı deneyin.

Çocuğunuzun sözlerine kulak verin

 Çocuğunuz bir şey söylediğinde ona kulak verin. Söylediği şey size anlamsız, yersiz ve bazen yanlış gelebilir. Fakat çocuklar herhangi bir şeyi öylesine söylemez veya sormazlar. Geçiştiren, yargılayan, reddeden karşılıklardan kaçının. Çocuğun söylediği şey her neyse, varsayımlara kapılmadan, ilk olarak onun ne demek istediğini, aklında ne olduğunu çocuğa sorun. Böylelikle, öz güvenin ve yaratıcılığın gelişmesine yardım etmiş ve daha güvenli bir ilişkiye alan açmış olursunuz.

Kendinize zaman ayırın

Çocuğunuza iyi gelebilmek için, öncelikle kendinize iyi gelmeye çalışın. Çoğu kadın, bakım veren kimliği ile o denli meşguldür ki, kendisini unutmaya başlar. Fedakarlık ve annelik toplumumuzda eşleşmiş iki kavram. Öte yandan, sınırsızca vermek, “mükemmel” annelik illüzyonunun bir uzantısıdır. Kimse için mümkün değildir ve çocuğa da iyi gelmez. Yapmaktan keyif aldığınız, size iyi gelen şeylerin bir listesini yapın ve uygulamaya başlayın. Bakım ihtiyacı en yoğun yeni doğan bebeği olan anneler dahil, her annenin kendi başına zaman geçirmeye ihtiyacı vardır. 

Kendi duygularınızı çocuğunuzla paylaşın

Çocuğunuz, kendi duygularını ve bu duygularla ne yapacağını, model alarak keşfeder. Hissettiğiniz her duyguyu, özellikle de göstermekten kaçındığınız duygularınızı, isimleriyle ve yaşadığınız durumla bağlantılı şekilde çocuğunuzla paylaşın. Çocuklar duyguları sezerler, fakat biz onlara bu duyguları anlatmadıkça, anlamakta güçlük çekerler ve çoğunlukla kaygılanırlar. Örneğin gün içinde sizi üzen bir şey başınıza geldiyse, eve geldiğinizde çocuğunuza bugün üzgün olduğunuzu, öğlen canınızı sıkan bir olay yaşadığınızı ve bu yüzden bugün biraz daha sessiz ve dalgın olabileceğinizi anlatabilirsiniz.  Çocuğun yaşına, yaşanan durumun onda yaratabileceği etkilere dikkat ederek, anlamlandırabileceği şekilde paylaşımlarda bulunun. 

(Visited 18 times, 1 visits today)