14 Mart Tıp Bayramı nereden çıktı?
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
”Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor.
İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altındaki İstanbul’da gerçekleşti.
14 Mart sabahı Hikmet Bey (Boran) ve arkadaşları dev bir Türk bayrağı hazırladı ve İngiliz nöbetçileri atlatarak okulun iki kulesinin arasındaki çatıya çıkarak, dev bayrağı dalgalandırdı.
Bu olayın yıldönümü olan 14 Mart, ülkemizde Tıp Bayramı olarak kutlanmaya devam ediyor.
‘‘Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor.
İstanbul Tabip Odası’nın kaynaklarından derlenen bilgilere göre, tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Asklepios (Yunan mitolojisinde tıbbın ve sağlığı tanrısı). Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü ise Asklepios ve O’nun asası ile sembolize edildi.
Yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu ”tıbbın babası” olarak kabul gören ise Hipokrat (Hippocrates) oldu. M.Ö. 460-450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hala kabul görüyor. Bu nedenle de bir çok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ediyorlar.
Osmanlı’da tıp eğitimi
Osmanlı Devletinde tıp bilimi, 15. ve 16. yüzyıllara kadar İslam tıbbının etkisi altındaydı. 17. yüzyıldan itibaren ise tıp medreseleri eskisi kadar yeni bilgilerle donatılmadığından hekim yetiştirilememeye başlandı. Batıda yazılan Latince, İtalyanca, Almanca tıp kitaplarını hekimler takip edemedi, dil bilen hekim sayısının az olması, matbaanın Osmanlı’ya geç girişi ve kitap basmanın 1729’da başlaması gibi etkenlerin de burada önemli rol oynadı.
Zaman içinde, Şanizade Mehmet Ataullah (1771-1826), Mustafa Behçet Efendi (1774-1834) gibi hekimler yeni tıbbın tıp eğitimine girmesini savundular.
III. Selim zamanında yeni tıp eğitimi veren bir Tıphane açılması düşünüldü ancak Teşrih (anatomi) yasağından dolayı ulemadan çekinen III. Selim buna cesaret edemedi ve Rumlara tıp fakültesi kurmaları için izin verdi (1805).
O dönemin hekimbaşısı 21 yaşında ilk hekimbaşlığını yapan Mustafa Behçet Efendi bu dönemde yeni tıp eğitimi veren bir Tıphane kurulması için çaba sarfetti ama amacına ulaşamadı. Mustafa Behçet Efendi, II. Mahmut zamanındaki hekimbaşlığı sırasında da (53 yaşında) tıp eğitiminin düzeltilmesi için yeniden büyük bir çaba içine girdi ve 1827 yılında bu amacına ulaştı.
Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi olan Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire, 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kuruldu.
Tıphane-i Amire 1827’den 1836’ya kadar Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında gündüz eğitimi yaptı. 1836 yılında Sarayburnu’ndaki Askeri Kışla’ya (Otlukçu Kışlası’na) taşındı. Ayrı binada eğitim gören Cerrahhane de burada tıp eğitimi ile birleşip, eğitim yatılı hale getirildi. Bu binanın yetersiz hale gelmesi ile Galatasaray’daki Enderun Ağaları Okulu tekrar elden geçirilip düzenlendi ve Tıbbiye 1839’da Galatasaray’a taşındı.
1867 yılında Türkçe tıp eğitimi yapan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Mektebi) açıldı, 1870 yılında da askeri tıp okulunda dersler Türkçeleşti. Mektep 1878 yılında şimdiki Sirkeci Tren İstasyonu yanındaki Demirkapı Askeri Kışlası’na taşındı.
1894 yılında Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Haydarpaşa’daki Tıbbiye Binası inşa edilmeye başlandı. Bu binaya 6 Kasım 1903’te taşınıldı. Önce Askeri Tıbbiye sonra Sivil Tıbbiye taşındı ve 1909 yılında iki mektep birleştirerek Darülfünun Tıp Fakültesi oldu.
İlk Tıp Bayramı
İlk tıp bayramı, 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı.
Osmanlılar Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrıldığı ve İngiliz Donanması, topları şehre çevrili halde Haydarpaşa Limanı’nda demirlediği günlerde, işgalciler limana yakın olduğu için dönemin Tıp Fakültesi olan Tıbbiye-i Şahane binasına el koydu ve tarihi belgelere göre, Tıbbiye öğrencileri bir bölüme sıkıştırıldı, öğrenci yatakhaneleri de bodrum katına taşındı.
Ancak, Tıbbiye öğrencileri sessiz kalmamaya karar verdi ve öğrencilerden Hikmet Bey (Boran) etrafında işgali protesto etmek için örgütlendi.
14 Mart sabahı Hikmet Bey ve arkadaşları dev bir Türk bayrağı hazırladı, İngiliz nöbetçileri atlatarak okulun iki kulesinin arasındaki çatıya çıkarak, dev bayrağı dalgalandırdı. Öğrenciler daha sonra “Biz her yıl 14 Mart’ı kutlarız” diye savunma yaptı. Bu olayın yıldönümü olan 14 Mart, ülkemizde Tıp Bayramı olarak kutlanmaya devam ediyor.
1929-1937 yılları arasında 12 Mayıs günü Tıp Bayramı olarak kutlandı. Bu tarih, Bursa’daki Yıldırım Darüşşifası’nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olarak kabul edildiği için Tıp Bayramı yapıldı. Ancak zamanla bu uygulamadan vazgeçildi ve yeniden 14 Mart Tıp Bayramı oldu.
Bu arada, İstiklal Madalyası ile şereflendirilen Hikmet Boran, Genel Cerrah olduktan sonra ülkenin dört bir köşesinde hizmet verdi ve ömrü boyunca siyasetten uzak durdu.
Öte yandan, 1933’de “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane” İstanbul Üniversitesi’ne dahil oldu. Ardından 1945’te Ankara Tıp Fakültesi, 1954’te Ege Tıp Fakültesi kuruldu.