28 Temmuz Dünya Hepatit Günü

Viral hepatitler dünyanın gündemini tutan en önemli sağlık sorunların biri olarak kabul ediliyor.

Hepatit önlenebilir, tanınabilir, tedavi edilebilir, hatta tamamen yok edilebilir bir hastalık olmasına karşın, son yıllarda bu nedenle ortaya çıkan yaşam kayıplarındaki artış dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü önderliğinde farkındalık çalışmaları yürütülse de ne yazık ki hastalık hala yeterince tanınmıyor.

Viral hepatitler dünyanın gündemini tutan en önemli sağlık sorunların biri olarak kabul ediliyor. Hepatit önlenebilir, tanınabilir, tedavi edilebilir, hatta tamamen yok edilebilir bir hastalık olmasına karşın, son yıllarda bu nedenle ortaya çıkan yaşam kayıplarındaki artış dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü önderliğinde farkındalık çalışmaları yürütülse de ne yazık ki hastalık hala yeterince tanınmıyor. Yeditepe Üniversitesi İhtisas Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bu nedenle viral hepatitlerin zamanımızın en büyük sağlık tehditlerinden biri olduğunun altını çiziyor.

10 hepatitliden 9’u hastalığının farkında değil

Karaciğer kanserinin de ana nedeni olan viral hepatit B ve C, dünyada 325 milyon kişiyi etkiliyor. Uzun yıllar hiçbir belirti vermeden devam edebileceği için de karaciğer kanseri ve siroza kadar uzanabilen sonuçlar doğurabiliyor. Daha da önemlisi viral hepatitli her 10 kişiden 9’u, hepatit B ya da C olduğunu bilmeden yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü de bu tablonun önüne geçmek amacıyla yaptığı farkındalık çalışmalarını, “Kayıp Milyonları Bulalım” sloganıyla toplumun her kesimi ile işbirliği yaparak sürdürüyor. 2020 yılına kadar hastalığından habersiz yaşayanların yüzde 30’una ulaşmak hedefleniyor.

Toplumu geniş kapsamlı tarama testlerine tabi tutup, tedavi ederek, daha fazla kişinin enfekte olmasının engellenebileceğini hatırlatan Prof. Dr. Meral Sözmezoğlu, “2016 yılında, 194 ülkede, 2030 yılına kadar viral hepatit B ve C’yi yok etme çalışmaları başlatıldı. Ne yazık ki çok az ülke hedefe yaklaştı. Toplumun çok az bir kesiminin tarama testlerine katılmasının hedefe ulaşmada en büyük engel” diye konuşuyor.

Hepatit B’nin bulaşma şekli coğrafi bölgeye göre değişiyor

Hepatit B insandan insana, enfekte kan ya da vücut sıvılarına temasla bulaşıyor. Yaygın bulaşma şekli coğrafi bölgelere göre farklılık gösteriyor. Örneğin Batı Avrupa ülkelerinde enfeksiyonların büyük bölümü, enfekte kişiyle cinsel temas ya da iğne ve enjektör paylaşımıyla bulaşıyor.Asya ve Ortadoğu’da ise, genellikle anneden çocuğa ya da çocuktan çocuğa geçiyor. Diğer yaygın bulaşma yolları ise, enfekte bireylerle diş fırçası, tıraş bıçağı gibi kişisel eşyaların ortaklaşa kullanılması, dövme ve piercing için sterilize edilmemiş alet kullanımı olarak sıralanıyor.

Yenidoğan ve bebeklik dönemi, taşıyıcılık ve kronik hepatit riskinin en yüksek olduğu dönem olarak gösteriliyor. Hepatit B aşısı ile hastalıktan korunmada etkili sonuçlara ulaşmak mümkün olabiliyor. Ancak buna rağmen ülkemizde hale 3 buçuk milyon hepatit B hastası olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “1998 yılından itibaren tüm yeni doğanlara ve risk grubunda bulunanlara Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz hepatit B aşısı yapılıyor. Bu aşılama programıyla 2000 yılında enfekte olmuş kişi sayısı yüzde 12’ler civarındayken bugün oran yüzde 4 civarına inmiş durumda. Aşılamanın devamı ile hepatit B oranı azalacağı gibi hepatit D’den de korunmak mümkün olabilecek” diye konuşuyor.

Hepatit C hastaların tamamına yakını tedavi edilebiliyor

İğne ve şırıngaların ortaklaşa kullanılması, bulaşmış kan ile yapılan kan nakilleri ya da enfekte kişilerden alınan organ nakilleri ve anneden çocuğa geçmek süratiyle hepatit C ortaya çıkabiliyor. Ancak ülkemizde en yaygın bulaşma şekli tam olarak bilinmiyor. 1996 yılından sonra tüm kanların hepatit C için taranması sayesinde kan yoluyla bulaşmanın önemli oranda azaldığını hatırlatan Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hepatit C için etkin bir aşı henüz bulunmasa da etkin tedavisinin olduğu unutulmamalı. Erken tanı ile hastaların tamamına yakını tedavi edilebiliyor. Bununla birlikte ülkemizde 800 bine yakın hepatit C hastası olduğu tahmin ediliyor.

Hepatit A’dan aşıyla korunmak mümkün

Hepatit A virüsü dünyada en sık görülen akut viral hepatit etkeni. Ülkemizde orta yaygınlıkta görülen bu virüs çoğunlukla kirli, mikroplu su ve besinlerle salgınlara yol açabiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, çocukluk çağında hafif belirtilerle geçirilebilirken ileri yaşlarda daha ağır seyreden ve şiddetli karaciğer hastalığına kadar gidebilen sonuçlara neden olabilen hepatit A enfeksiyonundan da aşı ile korunmanın mümkün olduğuna işaret ediyor.

Hepatitlerden korunmak için…

Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, günlük hayatta alınacak bazı önlemlerle viral hepatitten korunmanın mümkün olduğunu belirterek önerilerini sıralıyor:

  • – Kan nakli gereken hastalarda güvenli kan ve güvenli transfüzyon ilkelerine uyulmalı.
  • – Enjektör iğnesi ya da parmak delici iğneler tek kişide kullanılmalı.
  • – Jilet, tırnak makası, diş fırçası gibi kan yoluyla geçebilecek hastalıklar için araç olan eşyalar kişiye özel olmalı ve hiçbir şekilde paylaşılmamalı.
  • – Kuaförler ve berberlerde kesici delici malzemeler kullanılmadan önce mutlaka temizlenip dezenfekte edilmeli.
  • – Cinsel ilişkiyle bulaşma riski olduğu hatırlanmalı ve mutlaka prezervatif kullanılmalı.
  • – Hepatit A ve B aşıları yaptırılmalı.

Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon hepatit B virüs taşıyıcısı var

Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü, Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hepatit Birliği tarafından kabul edilen “28 Temmuz Dünya Hepatit Günü” dolayısıyla bir açıklama yaptı ve 2009-2010 yılları arasında Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği’nin yayınladığı rapora göre, Türkiye’nin yaklaşık üçte birinin hepatit B virüsü ile karşılaştığına ve yaklaşık 3,5 milyon kişinin Hepatit B virüsünü yenemeyerek virüs ile infekte olduğuna dikkat çekti.

Viral hepatitlere sebep olan farklı virüs tipleri (A, B, C, D, E) bulunmaktadır. Viral hepatitler (B ve C), dünya çapında 325 milyon insanı etkileyen, karaciğerde iltihaplanma yaparak siroz ve karaciğer kanserine neden olan ciddi bir halk sağlığı problemidir. Karaciğer kanserinin temel nedenlerinden biri olan viral hepatitler nedeni ile her yıl 1,34 milyon kişinin hayatını kaybettiği belirtilmektedir. En sık rastlanan bulaşıcı hastalıklardan biri olan viral hepatit, tüm dünyada hala önemini koruyan dört küresel sağlık sorunundan biri olarak kabul edilmektedir. Türkiye Hepatit B virüsünün görülme sıklığı açısından orta düzeydeki ülkeler arasında yer almaktadır.

En Sık Görülen Bulaş Yolu Aile İçi Geçiş

Virüs, kan ve diğer vücut sıvıları yolu ile bulaşır. Hepatit B virüsü taşıyan kişi ile korunmasız cinsel ilişkiye girilmesi, tıraş bıçağı, tırnak makası gibi özel eşyalarının paylaşılması, damar içi ilaç bağımlısı olanlarda ortak enjektör kullanılması, steril olmayan şartlarda cerrahi işlem ya da dövme yapılması sonucunda veya doğum esnasında anneden bebeğe hastalık bulaşabilir. Ülkemizde bulaşma şekli olarak çoğunlukla aile içi geçiş görülmektedir.

Hepatit B virüsü taşıyan kişiler ile temasta bulunanlar, virüs taşıyan anneden doğan bebekler, damar içi ilaç bağımlıları, eşcinsel ilişki, kan ve kan ürünleri kullananlar, hemodiyaliz hastaları, çoğul transfüzyon yapılan hastalar, tutuklular, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlar ve sağlık çalışanları hepatit B infeksiyonu açısından risk altında bulunmaktadır.

Hepatit B Hastalarının Sadece %11’i Hepatit B Virüsü Taşıdığının Farkında

Kanında hepatit B virüsü bulunan bireylerin çoğunda hastalığa ait belirtilerin olmaması hastalığın uzun süre ile tanı almaması ve tedavisiz kalmasına yol açmaktadır. Kronik Hepatit B hastalığının tedavi edilmemesi durumunda 5 yıl içerisinde %8-20 oranında siroza dönüşme ihtimali bulunmaktadır. Sirozluların yılda %2-5’inde hepatosellüler kanser gelişebilir.

Hepatit B hastalarının sadece %11’i hepatit B virüsü taşıdığının farkındadır. Bu nedenle Hepatit B ile mücadelede aşı gibi koruyucu önlemlerin alınması, risk gruplarının taranarak belirlenmesi, değişik toplum katmanlarında ve sağlık çalışanlarında farkındalığın arttırılarak hastalığın erken tespiti ve uygun tedavi ile takibinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.

“Hepatitleri Test Et, Tedavi Et”

Dünya çapında milyonlarca insan viral hepatit ile yaşıyor ve bu hastalıktan habersiz. 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’nün bu yılki teması ‘Hepatitleri Test Et, Tedavi Et’ olarak belirlendi. ‘Kayıp milyonlarca hepatit hastasını bulma’ hedefine ulaşabilmek amacıyla viral hepatitler için tarama, korunma ve tedavi kampanyalarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır.

Kayıp hepatitli kalmasın

Karaciğeri etkileyen bir enfeksiyon türü olan hepatit C, tedavi edilmediği takdirde siroz ve karaciğer kanserine sebep olabiliyor. Hepatit C ile yaşayanların %60-80’inde, hastalik ilerleyene kadar belirti görülemediği için de sinsi bir hastalık olarak kabul ediliyor. Şikayet olduğunda da en sık rastlanan halsizlik ve kırgınlık ise karaciğer hastalığına özgü olmayan genel şikayetler olup, hastanın hekime başvurması gecikiyor.

Dünya Sağlık Örgütü önderliğinde toplam 194 ülkenin katıldığı “Viral Hepatitlerin Eliminasyonu” programı, 2030 yılına kadar ülkeler bazında toplumdaki hepatit B ve hepatit C’li kişilerin %90’ına tanı konulmasını; tanı konulanların en az %80’inin tedavi edilmesini ve böylece viral hepatitlere bağlı ölümlerin %65 oranında azaltılmasını hedefliyor.

Dünya genelinde halen yaklaşık 71 milyon kişide viremik (aktif üreyen) olarak bulunan hepatit C; sinsice ilerleyerek karaciğer hasarı, siroz ve kansere sebep olabiliyor.

Türkiye’de ve dünyada küresel bir sağlık sorunu haline gelen hepatit C, dünyada her yıl yaklaşık 399 bin kişinin ölümüne neden oluyor. Kronikleşmesi durumunda yavaş ilerleyen bir hastalık olan hepatit C, hastaların %20 ila 30’unda, 10-30 yıl içinde karaciğer sirozuna neden olabiliyor. Siroz gelişen hastaların her yıl %1 ila 5’inde karaciğer kanseri görülebiliyor. Bu evrede takipsiz ve tedavisiz vakaların %15 ila 20’si ölümle sonuçlanıyor.

Hepatit C sinsi bir hastalık olduğu için hastalar virüsü taşıdıklarının farkında değil. Hepatit C virüsü bulaşma riskini azaltmak mümkün

Herhangi bir ameliyatgeçirmiş, 1996 yılı öncesinde kan ve kan ürünleri ya da organ nakli almış;steril olmayan ortamda manikür, pedikür, dövme, piercing uygulamaları ve diş tedavisi yaptırmış; toplu sünnet olmuş ve bir kere bile ortak ustura/jilet kullanmış kişiler büyük risk taşıyor. Hemodiyaliz hastaları, ailesinde karaciğer hastalığı bulunanlar, çok partnerli cinsel hayatı olanlar, damar içi madde kullananlar da hepatit C ile infekte olma ihtimali yüksek gruplardır.

Konunun önemine değinerek Dünya Hepatit Günü’nde konuşan İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sabahattin Kaymakoğlu, kayıp hepatitli kalmasın diyerek bu risk gruplarındaki kişilerin teşhis için kan tahlili yaptırmalarını önererek, şunları kaydetti:

“Ülkemizde bu hastalığın görülme sıklığı %0.5-%0.9 arasında değişmektedir. Ancak, hepatit C sinsi bir hastalık olduğu için hastalar virüsü taşıdıklarının farkında değil. Hastalığın ileri evrelerinde sağlık kuruluşlarına başvurdukları için de tedavi süreçleri daha uzun ve ağır olabiliyor. Hastaya faydalı olunabilecek yıllar boşuna kaybediliyor. Maalesef ülkemizde hepatit C’li olduğu halde bunu bilenlerin oranı %13, dolayısıyla ciddi bir farkındalık sorunu var. 2018 yılında halen aramızda virüsü taşıdığını bilmeden yaşayan yaklaşık 300.000 aktif hepatit C’li hasta var.”

Prof. Dr. Kaymakoğlu, “Hastalığın erken evrede tanınabilmesi için de 1996’dan önce kan-kan ürünü alan; ameliyat geçiren, diyaliz tedavisi gören, damar içi madde kullanan; steril olmayan ortamlarda diş tedavisi ve manikür, pedikür, dövme, piercing uygulamaları yaptıran, çok partnerli cinsel hayatı olan ve ailesinde karaciğer hastalığı bulunan kişilerin basit bir kan testi ile hepatit C virüsünü taratmaları son derece önem taşıyor” diyerek hastalığa dikkat çekti.

Bulaştıktan sonra sinsice ilerleyen hepatit C’nin, tedavi edilmezse siroz ve karaciğer kanserine kadar ilerleyerek ölümle sonuçlanabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Kaymakoğlu; “Günümüzde etkili, kısa süreli ağızdan alınan hap tedavileri ile hepatit C virüsünden tamamen kurtulunabiliyor ve kişi tertemiz bir hale geliyor. Dolayısıyla basit bir tarama ile erken dönemde farkedilecek hepatit C’nin ileride sizi ciddi bir karaciğer hastası yapmasının önüne geçebiliyorsunuz. Öte yandan hepatit C virüsü, ortak tabak veya bardak kullanımıyla, sarılma, öpüşme ya da tokalaşma ile bulaşmıyor” dedi.

Hepatit C ile ilgili doğru bilinen yanlışları, risk gruplarını, bulaş yollarını ve daha fazla bilgiyi www.hepatitcsizyasam.com internet sitesinde bulabilir ve sitedeki online test aracılığıyla kendinizi test edebilirsiniz.

Türkiye’de her 100 kişiden 1’i Hepatit C hastası…

Sinsi ilerlediğinden kolay fark edilemeyen Hepatit C, tedavi edilmediği takdirde siroz ve karaciğer kanserine neden olabiliyor. Buna karşın hastalığın tedavisiyle ilgili çok hızlı yol alınması umutları artırıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Yeşil, “Hepatit C’den tamamen kurtulmak yeni ilaçlar sayesinde çok büyük oranda mümkün hale geldi. Önümüzdeki 15 yıl içerisinde tüm dünyada hepatit C’nin tamamen yok edilmesi planlanmaktadır” diyor. Doç. Dr. Atakan Yeşil, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü kapsamında önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

‘Karaciğerin iltihaplanması’ olarak tanımlanan Hepatit C, Hepatit B virüsü ile birlikte karaciğer kanserinin en önemli nedenlerinden biri. Veriler, ülkemizde yaklaşık 3,5 milyon Hepatit B, 750 bin de Hepatit C hastası olduğunu ortaya koyuyor. Yani her 100 kişiden 1’i Hepatit C hastası. Dünya genelinde ise sorun yaygın. Tüm dünyada 325 milyon kişide kronik hepatit olduğu tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın sıklığının azaltılması amacıyla birtakım önlemler alındığını belirtirken, bu önlemler ile 2020 yılına kadar Hepatit B ve C’de yeni hasta sayılarında yüzde 30 ve bu hastalıklara bağlı ölümlerde yüzde 10 azalma bekleniyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Yeşil, son yıllarda tüm dünyada hastalığın görülme sıklığında azalma yaşandığını belirterek “Özellikle Hepatit A ve B’ye karşı aşılamanın yaygınlaştırılması, Hepatit B ve C tedavisine ulaşımın artırılması, anneden bebeğe geçişin engellenmesine odaklanılması, kan nakli ve cerrahi uygulamaların daha güvenilir hale getirilmesi hastalığın görülme sıklığını azaltmada önemli faktörlerdir” diyor.

Kolayca bulaşabiliyor!

Viral hepatitler bulaşıcı özellikleri nedeniyle önemli halk sağlığı sorunlarının başında geliyor. Hepatit C virüsü taşıyıcısı olanların, hasta olmasalar bile kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla hastalığı başkalarına bulaştırabileceklerini bilmeleri gerekiyor. Bu nedenle diğer kişilerle temasta önlem almaları önemli. Bu hastaların düzenli doktor takibinde olmaları gerekiyor. Yılda 2 kere karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmaları, alkol almaktan kaçınmaları, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırlarsa doktora danışmaları da önemli.

Sinsice ilerleyebiliyor!

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Yeşil, akut hepatitin genellikle halsizlik, iştahsızlık, yorgunluk, kilo kaybı, idrar renginde koyulaşma ve deriyle göz akında sararma ile kendisini gösterdiğini belirtirken, kronik hepatitte ise hastalarda herhangi bir yakınma olmayabileceğini söylüyor. Hastalığın çoğu zaman belirti vermemesi nedeniyle fark edilemeyerek zaman kaybedildiğini söyleyen Doç. Dr. Atakan Yeşil “Akut Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonu gelişen olguların yakından takip edilmeleri ve erken tedavi ile hastalığın ilerlemesinin önlenmesi gerekmektedir. Aksi halde tanı konulmadığında ve gerekli önlemler alınmadığında yıllar içerisinde önce siroza ve daha sonra da karaciğer kanserine neden olmaktadırlar” diyor.

Bu önlemlere dikkat!

Hastalığın tehlikesi yüksek olmasına karşın alınacak önlemlerle korunmak mümkün. Hepatit A ve B’ye karşı aşılamalar ile hepatitlerin önemli bir bölümünün oluşması engellenebilirken, toplumda hastalığın bulaşma yolları konusunda bilinçlenme çok önemli. Doç. Dr. Atakan Yeşil diğer önlemleri şöyle özetliyor: “Güvenli kan ürünleri ve enjeksiyon kullanımı ile yenilen ve içilen gıdaların hijyenik şartlarda üretilmesi, paketlenmesi, saklanması ve tüketilmesi hepatit virüslerinden korunmada çok önemli adımları oluşturacaktır.” Günümüzde önemli kronik hepatit etkenlerinden Hepatit C’den tamamen kurtulmanın yeni ilaçlar sayesinde çok büyük oranda mümkün hale geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Atakan Yeşil, “Önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde tüm dünyada Hepatit C’nin tamamen yok edilmesi planlanmaktadır. Hepatit B için ise günümüzde virüsü tamamen yok edebilecek ilaçlar mevcut değildir. Gerektiği durumlarda Hepatit B’ye karşı verilen ilaçlar henüz hastalığın ilerlemesini durdurmaya yöneliktir. Bu alanda da çalışmalar devam etmektedir” diyor.

Haber:Nuray Özger

(Visited 198 times, 1 visits today)