Uzmanlardan, ”Çocuklara savaş haberleri izletmeyin” uyarısı

Uzmanlardan, ”çocuklara savaş haberleri izletmeyin” uyarısı geldi. Prof. Dr. Ülküer, ”Ancak günümüz koşullarında bunun tam da gerçekleşmeyeceğini düşünürsek aileler çocuklara, gördüklerini onların anlayacağı bir dille anlatmalı, çocuğun korkularını azaltmaya çalışmalıdır.”, ”Savaş yaşayan, şiddete tanıklık eden çocukların yaşadığı travmalar, geri dönüşü çok zor olan ve yaşam boyu devam edebilecek psiko-somatik problemlere neden olabilir.” 

Anne

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Rusya-Ukrayna savaşının çocukların psikolojisi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erken yaştaki olumsuzluklar yaşam boyu etkilere yol açıyor

Dünyada milyonlarca çocuk savaş, şiddet, hastalık ve ölümle karşı karşıya kalırken, bu sorunları yaşamayan ama akranlarının çaresizliğini kitle iletişim araçlarıyla ve anne-babalarının konuşmalarından öğrenen çocukların sayısı çok daha fazla. 

Çocuklar, sonsuz hayal güçleriyle  bunları kendi dünyalarının bir parçası haline getiriyor ve aynı olumsuzlukları kendi dünyalarında yaşayabiliyor. Olumsuzlukların yarattığı kaygı ve korku, çocuğun gelişiminde sanki olayı kendisi yaşamış gibi, önemli ve geri dönüşü oldukça zor olan ve tüm yaşamları boyunca onlarla birlikte olacak psiko-somatik problemleri de beraberinde getiriyor. Çocuk gelişimi alanında, bilhassa sinir-bilimsel çalışmalar, erken yaşlardaki olumsuzlukların, yaşam boyu devam eden fiziksel ve ruhsal problemlere neden olabileceğini vurgulamaktalar. İşte bu nedenle, her iki grup çocuğun da korunmaya ve daha güvenli ortamlarda olmaya ihtiyaçları ve hakları var.

Güvende olduğu zannedilen çocuklar korkuları sanal yaşayabilir

Savaş, şiddet, sel ve yangın gibi afet haberleri ve olumsuzlukları gazete, televizyon ve sosyal medya gibi araçlardan seyreden çocuklar, bu haberlerden olumsuz etkileniyor. Bu tür haberler günlük yaşamımızın bir parçası olmuş durumda. Sadece çocukları değil, yetişkinleri de etkileyen bu durumun, çocuğun gelişimini, bilhassa sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz etkilediğini anlatan araştırmaların sayısı giderek artıyor. Yani ‘güvende’ olduğunu düşündüğümüz çocuklarımız, evlerinin oturma odasında birden kendini savaşın ortasında, çocukların ağlaştıkları bir cenaze merasiminde veya hastanelerdeki hasta yataklarının başında bulabiliyor ve hayal dünyalarının yardımıyla de şahit oldukları bu ‘boyutlara’ geçebiliyorlar. Korkuları, kayıpları ve kaygıları oturdukları ve kendilerin en güvende hissettikleri evlerinde ‘sanal’ olarak yaşayabiliyorlar.”

Bu belirtilere dikkat!

Anne babalara düşen en büyük görev, bu tür haberlerin çocuklar tarafından izlenmesini mümkün olduğu kadar engellemektir. Ancak günümüz koşullarında bunun tam da gerçekleşmeyeceğini düşünürsek, çocuklarına gördüklerini onların anlayacağı bir dille anlatmalı, çocuğun korkularını azaltmaya çalışmalıdır.

Çocuğun savaş gibi sarsıcı olaylardan etkilendiği, bazı davranışlarla anlaşılabilir. Çocukların sordukları sorulardan, gece uyanmalarından, ışığı kapamak istememelerinden, anne-babalarına yapışmalarından, açık bir nedeni olmadan ağlama ve öfke krizine girme ve benzeri davranışlarından anlayabilirler. Çok daha yoğun yaşanan durumlarda alt ıslatmaları, suskunluk, hiperaktivite veya içine kapanma da gözlenebilir.

(Visited 56 times, 1 visits today)