Türkiye hızla şeker hastası oluyor

Diyabet önlem alınması kolay ve tedavi edilebilir olmasına rağmen ülkemizde ve dünyada hızla yayılıyor.

Hareketli ve aktif bir yaşam biçimi, beslenme düzenine özen gösterme, aşırı yağ ve karbonhidrattan kaçınarak kilo ve tansiyonu dengeleme gibi tedbirler ve yaşam değişiklikleri diyabetin etkilerini azaltma konusunda oldukça hayati bir öneme sahip.

Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’nin 2035 yılında dünyada en çok diyabet hastası bulunan ülkeler arasına gireceği tahmininde bulunuyor.

Diyabetin hızla artmasında yanlış beslenmeden hareketsizliğe birçok faktörün etkili olduğunu vurgulayan İstanbul Arel Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özlem Persil Özkan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle diyabetin nedenlerine ve korunma yollarına dikkat çekti.

Özkan, diyabetin, insülin eksikliği ya da insülin etkisindeki sorunların sebep olduğu, kronik, geniş spektrumlu bir metabolizma bozukluğu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”Hastalığın, akut komplikasyon riskini azaltmak ve uzun dönemde göz, böbrek, nöral, kardiyovasküler komplikasyonlarından korunmak için hastaların sürekli bakımı ve eğitimi şarttır. Diyabetin klasik semptomları, çok idrara çıkma, çok su içme, aşırı yemek veya iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, ağız kuruluğu, gece idrara çıkmaktır.

Diyabet sınıflamasında dört klinik tip yer almaktadır. Bunlardan üçü; tip 1 diyabet, tip 2 diyabet ve gestasyonel diyabet yani gebelikte görülen diyabettir. Diğeri ise spesifik diyabet tipleridir. Tip 1 diyabette genellikle mutlak insülin eksikliğine sebep olan beta-hücre yıkımı vardır. Tip 2 diyabet, insülin direnci zemininde ilerler ve insülin salınımında bozulma görülür. Gestasyonel diyabet, gebelik sırasında ortaya çıkar ve genellikle doğumla birlikte düzelir.”

Türkiye 2035’te dünyada en çok diyabet hastası bulunun ülkeler arasına girecek

Diyabet riski yüksek bireylerin; ülkemizde 40 yaş üzeri toplumun yüzde 10’dan fazlasında diyabet bulunduğu için kilosu ne olursa olsun, 40 yaşından itibaren diyabet için sağlık kontrolü yapılması gerektiğini kaydeden Özkan,  fazla kilolu veya obez olan kişilerin diyabet yönünden araştırılmaları gerektiğini anlattı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün, Türkiye’nin 2035 yılında dünyada en çok diyabet hastası bulunan ülkeler arasına gireceği tahmininde bulunduğunu vurgulayan Özkan, şöyle devam etti:

”Risk grubunda oalanlar; ailesinde diyabet bulunan kişiler, doğum tartısı 4.5 kg veya üzerinde bebek doğuran veya daha önce gestasyonel diyabet tanısı almış kadınlar, hipertansiyonu olanlar, polikistik over sendromu olan kadınlar, insülin direnci ile ilgili klinik hastalığı olan kişiler, koroner, periferik veya serebral vasküler hastalığı bulunanlar, hareketsiz bir  yaşam süren veya fizik aktivitesi az olanlar, doymuş yağlardan zengin ve posa miktarı düşük beslenme alışkanlıkları olanlardır.”

Diyabetlilere ve ailelerine diyabet yönetiminde bilgi ve becerilerini artırmak amacıyla belli ve uygun zamanlarda diyabet eğitimi verilmesinin önemine de işaret eden Özkan, Şöyle dedi:

”Tip 2 diyabet yönünden yüksek riskli bireylerde, 6 ay içinde yüzde 7-10 ağırlık kaybı sağlamak, haftanın en az 5 günü 30’ar dakika düzenli fiziksel aktivite, yağ ve enerji alımını azaltacak şekilde yaşam tarzı değişikliklerini oluşturmak diyabet gelişme riskini azaltabilir. Sağlıklı beslenirken genel olarak tam taneli tahıllar, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, meyveler, sebzeler, az miktarda rafine ve işlenmiş yiyecekler tüketmek önemlidir. Tip 2 diyabet yönünden yüksek riskli bireyler güne 28-30 gram diyet lifi tüketmelidirler. Tip 2 diyabet yönünden yüksek riskli bireylere, şeker ile tatlandırılmış içecek tüketimini sınırlandırmaları önerilmektedir.”

(Visited 52 times, 1 visits today)