Pandemi sonrasında okul fobisi ve teknoloji bağımlılığı olur mu?
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Çocuklarda pandemi sonrası okul fobisi ve teknoloji bağımlılığı endişesi hem aileleri hem de uzmanları endişelendirdi.
Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, pandemi sonrasında okul fobisi ve teknoloji bağımlılığının ebeveynlerin gündeminde yer alması gerektiğini söyledi.
![]()
Yeşilay, “Pandemi ve Sonrasında Okul Fobisi ve Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadele Eğitim Programı” başlıklı bir online eğitim düzenledi.
Online eğitimin açılışında konuşan Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Pandemi sonrasında okul fobisi ve teknoloji bağımlılığı problemi ebeveynlerin gündeminde yer almalı” dedi.
Prof. Dr. Mücahit Öztürk, şu an ortak kaygının pandemi olduğuna işaret ederek, her kaygıya, her kaygılı çocuğun aynı şekilde reaksiyon vermeyeceğini, bazı çocuklar da bana okulda hastalık bulaşır mı kaygısı olabileceğini söyledi.
Çocukların kaygılı olduğu durumda annenin doğru tutumunun önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, şunları dile getirdi:
”Çocuğun yabancı bir ortamda kendini rahat hissedene kadar annenin ya da bakım veren kişinin yanında kalması gereklidir. Bu ani ayrılık kaygı bozukluğuna yatkın çocukta travma oluşturur. Çocuklar 4 haftada yeni girdiği ortama alışamıyorsa bu artık ayrılma kaygısı bozukluğu olduğunu gösterir. Bazı çocuklar kendileri için bazıları da annesi için kaygılanır. ‘Anne seni çok özlüyorum/merak ediyorum’ cümleleri ayrılma kaygısına sahip çocukların kuracağı cümlelerdir. Ayrılma kaygısı 6-12 yaş arasındaki çocuklarda sık görülür.” .
Prof. Dr. Öztürk, pandemi döneminin çocuğun kendi içinde yaşadığı kaygıların artıracağının altını çizerek, “Okul fobisinin okula gittikten sonra başlaması, okulda kaygıyı tetikleyen bir şey olduğu anlamına gelir. Bunu bulmak, çözmek ve güveni tekrar sağlamak için süreci okuldaki rehber öğretmenin yönetmesi gerekir. Aynı zamanda bulunduğu okulun öğretmenlerine ve yöneticilerine de eğitim vermelidir” dedi.
Kaygı normal ancak derecesi önemli
Annenin, çocuğun ya da her ikisinin de kaygı düzeylerinin yüksek olabileceğini belirten Prof. Dr. Öztürk, şunları kaydetti:
“Bazı annelerin kaygısı çok yüksektir. Çocuklarını okula gideceği güne kadar yanından ayırmamış anneler vardır. Bu tür annelerin oluşturduğu kaygılar, eğer çocukta kaygılı bir alt yapı yoksa asla uzun süreli ve kalıcı bir problem oluşturmaz. Sadece annenin ürettiği bir kaygı varsa, çocukta bir kaygı problemi yoksa girdiği ortama alıştığı an anneyi dışlar; ‘Ben burada rahatım sen gidebilirsin, bekleme’ der. Anneyle çocuğun ikisi de kaygılıysa birbirini besler; ayrılmaları zorlaşır. Üçüncü versiyon ise anne kaygısız, çocukta kaygı var. Bunun da oluşturduğu sorunlara rastlanır. Kaygıyla kendimizi savunuyoruz, bu bir yere kadar normal ama bir yerden sonrası zarardır, yani kaygı normal ancak derecesi önemli.”
“Okul fobisi olan çocuklar için geç yatmak bir sığınak”
Eğitimde Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan da, tüm dünyayı derinden etkileyen salgından ruhsal olarak etkilenmenin normal bir durum olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Bu dönemde çocukları sıkı takip etmek ama büyük tepkiler vermemek, bekleme süreci bırakmak gerekiyor. Kaygı ve öfke patlamaları yaşamaları normal; çünkü böyle bir durum bizim başımıza ilk kez geldiği gibi çocuklarımızın başına da ilk kez geliyor. Kaygılı ve korkulu olmanın çok doğal, hatta olduğu bu dönemde işlevsel olduğunu kabul etmek durumundayız. Çocukların bu dönemi psikolojik olarak en az hasarla geçirmesi için anne babanın ruh sağlığıyla yakından ilişkilidir.
Ebeveynlerin öncelikle kendi fiziksel ve psikiyatrik durumuna özen göstermesi, daha kontrollü ve çocukları paniğe sevk etmeyecek tepkiler vermesi gerekiyor. Belirsizlik kaygı bozukluğunun temelini oluşturan bir durum. Biz de şu an çocuklara sürecin nasıl ilerleyeceği ile ilgili net bir şey söyleyemiyoruz. Bu durum da çocuklar için en zorlayıcı durum. Belirsizlik ortadan kalktığında çocukların okul fobisiyle başa çıkması daha kolay olacaktır.”
Okul fobisinin ayrılık anksiyetesi bozukluğu ve yaygın anksiyete bozukluğuna ek olarak panik bozukluk, depresyon, sosyal anksiyete bozukluğu, özgül fobiler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygudurum ve uyum bozuklukları gibi sorunlarla birlikte de görülebildiğini belirten Prof. Dr. Ercan, “Okul fobisi olan çocuklar için geç yatmak bir sığınak, sabah zor uyanmak okula gitmemek için bir bahane yaratıyorlar. Bu nedenle okul olsun ya da olmasın uyku ve yeme alışkanlığını değiştirmemek gerekiyor. Diğer yandan okuldan uzak kaldıkça okul fobisinin daha komplike hale geliyor. Okul fobisine eşlik eden bir psikiyatrik bozukluk olması tedaviyi zorlaştırırken pandemi nedeniyle okulların kapanması süreci daha da zorlaştırabiliyor” ifadelerini kullandı.