Korona kısıtlamaları ”65 yaş üstünü takıntılı ve kaygılı” yaptı

Koronavirüs salgını hemen herkesi psikolojik açıdan etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Ancak, kısıtlamalar nedeniyle 65 yaş ve üzerinde bu etki, daha şiddetli ve yaygın sorunlar şeklinde görülüyor.  Çin’de yapılan bir araştırmada, 50 yaş üzeri kişilerin bu süreçte daha fazla saplantılı takıntılar, ilişkilerde tahammülsüzlük ve fobik kaygılar geliştirdikleri saptandı. Uzmanlar, getirilen kısıtlamaların ülkemizde de 65 yaş ve üstünü, bütün bunların yanı sıra bir de ”değersizlik” ve ”öteki” olma duygusuna ittiğine işaret ediyor.

Koranavirüs salgını hemen herkesi psikolojik açıdan etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor. Dünya çapında yapılan araştırmalar, koronavirüsün kişilerin düşünce, duygu ve davranışları üzerinde hala devam eden derin bir etki yarattığını ortaya koyuyor.

Uzman Psikolog Nazım Serin, salgına bağlı kısıtlamalara yoğun şekilde maruz kalan 65 yaş ve üstü bireylerde, bu etkinin daha şiddetli ve yaygın sorunlar şeklinde görüldüğüne işaret etti.

Çin’de yapılan araştırmaya göre…

Çin’de yapılan bir araştırmada,  50 yaş üzeri kişilerin bu süreçte daha fazla obsessif kompulsif belirtiler (saplantılı takıntılar), ilişkilerde tahammülsüzlük, fobik kaygılar ve psikotik belirtiler geliştirdikleri saptandı. Aynı araştırmada, virüse yakalanma ve ölüm kaygısını daha fazla hisseden yaşlı bireylerin, daha ciddi psikolojik sıkıntılar geliştirdikleri belirlendi.

Ülkemizdeki 65 yaş ve üstünün psikolojisi…   

Ülkemizde de 65 yaş ve üstü kişilerin psikolojisi ciddi şekilde etkilendi.  Kovid-19 kaynaklı ölüm haberlerinin sürekli ”yaşlı” vurgusuyla verilmesi,  bu kesimin kendini ölüm tehdidi altında hissetmesine, kaygı ve stres düzeylerinin artmasına yol açtı.  65 ve üstü yaş grubuna yönelik kısıtlılıklar, onları ”değersizlik” ve ”öteki” olma duygusuna itiyor.  Tüm bu nedenlerle yaşlı bireyler, psiko-sosyal anlamda daha kırılgan bir duruma geliyor.

”Kendilerini virüsün kaynağı gibi hissediyorlar”

‘Hasta” ve ”bakıma muhtaç’‘ gibi kavramlarla özdeşleştirilen yaşlı bireyler çaresizlik, güçsüzlük, işe yaramazlık, yalnızlık, umutsuzluk, isteksizlik gibi olumsuz duygular içine düşüyor. 

Ayrıca 65 yaş ve üstü yaş grubuna suçlayıcı tarzda sorular sorulması, kendilerini adeta virüsün kaynağı gibi hissetmelerine ve suçluluk, dışlanmışlık duyguları yaşamalarına neden oluyor.

Çözüm iletişimin canlı tutulmasından geçiyor

Bu noktada yapılabilecek en doğru şey, sosyal mesafe ve gönüllü karantina nedeniyle reel olarak bir araya gelinmese bile sosyal ilişkilerin ve iletişimin canlı tutulması, geliştirilmesi ve desteklenmesidir. Bu durum özellikle 65 yaş ve üstü kesimin ruh sağlığını olumlu yönde etkileyecektir. Bu kesim başta olmak üzere, tek başına yaşayan kişiler ve kronik hastaları da kapsayacak şekilde, izolasyon döneminde yalnızlık duygusuna karşı ruhsal sağlamlığı artıracak profesyonel psiko–sosyal çalışmaların ve gönüllülük temelindeki destekleyici girişimlerin de faydası olacaktır.

(Visited 45 times, 1 visits today)