Gençlerde de demans görülüyor

Alman Alzheimer Akademisi’nce genellikle 65 yaş üstü kişileri etkileyen ve insan belleğinin sık sık yanılması, yer-yön algısının bozulması, kişilik değişimleri şeklinde kendini gösteren demans hastalığının gençlerde de görülebildiği bildirildi.

 

Alman Alzheimer Akademi ile Türk Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mefküre Ülker, genellikle 65 yaş üstü kişileri etkileyen ve insan belleğinin sık sık yanılması, yer-yön algısının bozulması, kişilik değişimleri şeklinde kendini gösteren demans hastalığının gençlerde de görülebildiğini dile getirdi.

Ülker, yaptığı yazılı açıklamada, gençlerin genellikle hafıza sorunundan şikayetçi olduğunda, bunun nadiren demans hastalığından kaynaklandığının düşünüldüğünü, hatta çoğu zaman demans riskinin hiç akla getirilmediğini kaydetti.

Gençlerin de bu hastalığa yakalanabildiğini aktaran Ülker, “Bazen bir şeyi unutmak yaşlı insanlar için günlük yaşamın bir parçası. Ancak hafızanız sık sık yanılıyor, yer-yön algınız bozuluyor ve kişilik değişimleri yaşanıyorsa, tanı sıklıkla demanstır” dedi.

Mefküre Ülker, hastalığın 50’den fazla formu bulunduğunu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına göre, Türkiye’de yaklaşık 1,3 milyon insanın demanstan muzdarip olduğunu ve bu sayının git gide arttığını belirterek, şöyle devam etti:

“Genellikle 65 yaş üstü kişileri etkileyen ve insan belleğinin sık sık yanılması, yer-yön algısının bozulması, kişilik değişimleri şeklinde kendini gösteren demans hastalığının aynı zamanda gençlerde de görülebiliyor. Bu insanlar tamamen günlük yaşamın karmaşasında ve çoğunlukla hastalık belirtilerinin hiç farkına varmıyor. Gençlerimiz genellikle aktif çalışma hayatının içinde ve günlük işleyen programlara entegreler. Aile, arkadaş ve çevre, kişideki davranışlar belirgin bir şekilde değiştiğinde bunun doğrudan bir hastalık belirtisi olabileceğini düşünmüyor.” 

Ülker, hastalığın en yaygın türlerinin başında frontotemporal demans (FTD) geldiğini ve belirtilerin de ilk başlarda çoğunlukla kişilik değişiklikleri, davranışsal ve dil bozuklukları şeklinde görüldüğünü dile getirdi.

Kişilerin genellikle kendilerindeki bu değişikliği fark etmediğini, ancak aile ve çevre için bunun son derece katlanılması zor bir durum olabildiğini dile getiren Ülker, şunları kaydetti::

“Münih Alman Nörodejeneratif Hastalıklar Merkezi’nde demans araştırmacısı olan Prof. Christian Haass FTD’ye yakalanan kişiler için ‘Aynı organizma, ancak farklı bir insan’ ifadesini kullanıyor. Demanslı kişilerin üçte ikisini etkileyen Alzehimer hastalığında ise kişinin bilişsel yetenekleri azalıyor. Tipik hafıza sorunlarına dezoryantasyon ve konsantrasyon bozukluğu ekleniyor. Alzehimer da zaman zaman gençleri de etkiliyor. Prof. Haass, bunun çoğunlukla genetik bir yatkınlığın sonucu olduğunu söylüyor. Alzehimer FTD ve diğer birçok ilerleyici demans türünün henüz tedavisi bulunmuyor. Bu nedenle hastalanan kişilerin doğru bakımı önem taşıyor. Özellikle gençlerin bu hastalıktan dolayı gerçekleşen kısıtlamaları kabul etmesi çok zor oluyor.”

Ülker, fiziksel aktivitenin çoğu bakıcılar için bir zorluk, ancak bu hastalığı bulanlar için bir fırsat olarak değerlendirildiğini anlatarak, sporun bunamaya karşı yapılabilecek en önemli şey olduğunu, çalışmaların fiziksel ve zihinsel aktivitenin demansı engellemediğini, ancak özellikle frontotemporal demans hastalarında, hastalığın ilerlemesini geciktirdiğini gösterdiğini kaydetti.

(Visited 12 times, 1 visits today)