Cilt mikrobiyotasında dengenin bozulması bağışıklık sistemini etkiliyor
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Yeditepe Üniversitesi Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akın, cildin en önemli görevlerinden birinin vücuda olan zararlı mikroorganizma saldırısını engellemek olduğunu dile getirerek, cilt mikrobiyotasında dengenin bozulması halinde bağışıklık sisteminin ve cilt sağlığının bozulacağına işaret etti.
Vücudumuzda bulunan hücrelerin yaklaşık 10 katı oranında bakteriye sahip olduğunu dile getiren Özlem Akın, ciltteki bakteri, virüs ve mantar gibi mikroorganizmaların bir kısmının faydalı, bir kısmının ise zararlı olduğunu anlattı.
Cilt sağlığının sigortası: Cilt mikrobiyotası
“Cilt mikrobiyotamız, cilt sağlığımızın koruyucusu ve hatta benzetme yerindeyse sigortasıdır” diyen Özlem Akın, şu bilgileri verdi:
“Vücudumuz bütünüyle mikrobiyolojik flora olarak adlandırılan trilyonlarca mikroorganizmadan oluşur. Yararlı mikroorganizmalar iyi huylu, zararlı olanlar ise kötü huylu ya da ‘patojenik’ olarak adlandırılır. İyi huylu ve kötü huylu mikroorganizmalar arasında bir denge durumu (Homeostazi) varsa bağışıklık sistemimiz güçlü olur ve sağlıklı oluruz. Tam tersi durum yani dengesizlik (Disbiosis- Disbiyoz) olduğunda ise bölgesel veya sistemsel hastalıklar görülebilir. Bu durum tüm vücudumuzda olduğu gibi cildimiz için de geçerlidir.”
Cilt mikrobiyotasının sağlıklı ciltte bir hastalığa neden olmazken, cilt bariyeri bozulduğunda bunların patojen hale gelebildiğine dikkat çeken Özlem Akın, “Hiçbir zaman florada var olmayan ama insan cildine bulaştığında zararlı hale gelen mikroorganizmalar hastalıklara yol açabilir. Yaz aylarında sıcak ve nem bu mikroorganizmaların artış göstermesine yol açabilir. Ayrıca ileri yaşlarda bağışıklık sisteminin ilaç, virüs ve diğer hastalıklar tarafından baskılanması (immunspresyon) görüldüğü için risk faktörleri arasındadır. Aşırı kilolu olma da bir diğer risk faktörüdür” dedi.
Cilt mikrobiyotası vücudun farklı bölgelerinde değişebilir
Cilt mikrobiyotasının yaşa, cinsiyete göre kişiler arasında hatta aynı kişinin vücudunun farklı bölgelerinde dahi değişiklik gösterebileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akın, şöyle devam etti:
“Özellikle etin ete değdiği alanlar olan kıvrım bölgelerinde; koltuk altı, göğüs arası, göğüs altı, kasık, kalça arası, parmak arasında mikrobiyota biraz daha farklı iken, daha kuru olan, kıvrım bölgeleri olmayan alanlardaki mikrobiyota daha farklıdır. Buralarda görünen hastalıklar da farklılıklar gösterir. Kıvrım bölgelerinde eğer bağışıklık sistemi düşmüşse veya iyi hijyen sağlanamamışsa bir şekilde hastalıklar, lekelenmeler görülebilir. Bu nedenle bu bölgelerin olduğunca kuru tutulması, olabildiğince nemin azaltılması ve hijyene dikkat edilmesi bu tür hastalıkların önüne geçilmesinde önemli bir faktör olacaktır” diye konuştu.
Cilt bariyerinin bozulmasının her zaman enfeksiyonla sonuçlanmayacağının altını çizen Özlem Akın, ancak enfeksiyonu kolaylaştıran bir faktör olduğunu sözlerine ekledi.
“Özellikle sağlıklı cildimizde yaşayan, normalde patojen olmayan bakteriler cilt bütünlüğü bozulduğunda bu alandan girip söz konusu bölgede kızarıklık, şişme, ağrı, akıntı gibi şikâyetlere neden olabilir” diye konuşan Akın cilt bariyerini korumak için, kullanılan cilt bakım ürünlerinin pH oranına dikkat etmek gerektiğini vurguladı.