Sanal bağımlılık psikolojiyi bozuyor
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Günümüz teknolojisiyle birlikte internete bağlı kalma süresi giderek artıyor, bu durum da sanal bağımlılığı tetikliyor.
Kişileri yalnızlaştırıp, günlük yaşamı, iş performansını ve evlilik hayatını olumsuz etkileyen bu sorun, ruh sağlığı için büyük tehdit oluşturuyor.
![]()
Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Esra Uğurlu Koçer, günümüz teknolojisiyle birlikte internete bağlı kalma süresi giderek arttığına işaret ederek, bu durumun da sanal bağımlılığı tetiklediğini ve kişileri yalnızlaştırıp, günlük yaşamı, iş performansını ve evlilik hayatını olumsuz etkileyen bu sorunun, ruh sağlığı için büyük tehdit oluşturduğunu dile getirdi.
Kişi bağımlılığı kabul etmiyor
Başvurularda şikayetin genellikle kişinin kendisinden değil yakın çevresinden geldiğini ifade eden Koçer, kişinin bu durumun bir bağımlılık olduğunu düşünmediğini ve reddettiğini söyledi.
Koçer, ”Bir kişinin internete bağlı kalma süresi giderek artıyorsa, internet kullanımı azaltıldığında ya da kısıtlandığında sinirlilik, huzursuzluk gibi yoksunluk belirtileri oluşuyorsa burada bağımlılıktan söz edilir” dedi.
“Beni kaç kişi beğendi” telaşı mı yaşıyorsunuz?
Şimdilerde pek yaygın olan “like” bağımlılığında kişinin tüm düşünce ve davranışlarından başka insanları haberdar etme ve beğenilerine sunma ihtiyacı olduğuna işaret eden Koçer, şöyle devam etti:
”Yediği yemek, gittiği tatil, kıyafeti, saçı, makyajı gibi çoğu zaman özel alanında yaşaması gereken durumları birçok kişiyle paylaşmaya başlıyor. Bu paylaşımdan da bir geri bildirim yani “Like” alma telaşına düşüyor. İşin ilginç tarafı beğenilmeyi beklediği veya durumu ile ilgili haberdar ettiği kişilerin neredeyse dörtte üçü ile aynı sosyal çevreyi bile paylaşmıyor. Yani aslında neredeyse “uzaktan gözetlenme” haline dönüşüyor ilişkilerimiz.”
Gelişmeleri kaçıracağım korkusu oldukça yaygın
FOMO’nun yani “Fear Of Missing Out” Gelişmeleri Kaçırma Korkusu olarak Türkçe’de karşılık bulduğunu belirten Koçer, ”Bunu ihtiyaç haricinde sosyal medyayı kullanmak, internetten uzak kalamamak, sürekli farklı sosyal ağları takipte olmak, bu takipler nedeniyle aile hayatımızın, sevdiklerimize ve ilişkilerimize ayırdığımız vaktin azalması, takipte olduğumuz süre kısıtlandığında kaygı duymamız olarak da tanımlayabiliriz. Son zamanlarda bu kaygı oldukça arttı” dedi.
Anne ve babalar dertli
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak sanal ortamda zaman geçirilen sürenin çok fazla arttığını söyleyen Koçer, özellikle son 3-4 yıl içerisinde başta ergenlik döneminde çocuğu olan anne ve babalar olmak üzere teknoloji bağımlılığı ile ilgili başvuruların hızla arttığını ifade etti.
Özellikle “hızlı tüketim-takdir görme isteği” ile ilgili sorunlar kişilerin hayatında farklı ve ciddi psikiyatrik durumların (depresyon, kaygı bozuklukları, davranış değişiklikleri gibi) ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını dile getiren Koçer, ”Kendimizi bu bağımlılıklardan korumak için öncelikli olarak doğru bir gözlem yapıp internet ve sosyal medya kullanımımız hangi sınırlarda bunu belirlemeliyiz. Eğer kendimizi riskli grupta sayıyorsak kendimizi atılacak ilk adım akıllı telefonlarımızla aramıza mesafe koymak olacaktır.