Kendi küçük derdi büyük bir hastalık: “Anal Fissür“
- Kalbi koruyan 5 süper besin! - 9 Haziran 2026
- Pankreas Kanserinde Umut Veren Gelişme! - 6 Haziran 2026
- “Beyin Ölümü Tıbben ve Hukuken Ölümdür” - 6 Haziran 2026
Bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen Anal Fissür, iç çamaşırda sürekli kirlenme ve ağrıya neden olurken, çok az oranda da olsa uzun dönemde anal kanser gelişimi için de bir risk faktörü olarak görülüyor.
Hastalığın tedavisinde amacın hastanın büyük abdest ve gaz tutma mekanizmasını bozmadan mevcut kronik enfeksiyonunun giderilmesi ve bu hastalık yapan anormal kanalın ortadan kaldırılması olduğunu ifade eden Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Sücüllü, ”anal fissür” hastalığının lazer yöntemi ile kronik bir hastalık olmaktan çıktığını söyledi.
![]()
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdulhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Sücüllü, ”anal fissür” hastalığının lazer yöntemi ile kronik bir hastalık olmaktan çıktığını söyledi.
Anal Fissür nedir?
Prof. Dr. İlker Sücüllü, şöyle devam etti:
”Hastalığın başlangıç aşamasında, anüsün iç kısmında yerleşik, salgıladığı sıvı ile rahat dışkı yapılmasını sağlayan küçük bezlerde bir tıkaç meydana gelmekte ve makatta kızarıklık, ağrı, hassasiyet, dolgunluk ve ateş olarak kendini göstermektedir. Anal apse olarak isimlendirilen bu durum cerrahi bir acil olup daha ciddi, ölümcül durumların olmaması için apsenin bir an evvel boşaltılması şarttır. Bazen kendiliğinden boşalan ya da cerrahi olarak kontrollü bir şekilde boşaltılan apselerin yarısından çoğunda da anal fistül gelişmektedir.
Anal fistül, iç çamaşırda sürekli kirlenme ve ağrıya neden olarak hastaların yaşam kalitelerini bozabileceği gibi tekrarlayan perianal apselere de neden olabilir ve çok az oranda da olsa uzun dönemde anal kanser gelişimi için de bir risk faktörüdür.”
Anal Fissür tedavisi nasıl yapılır?
Anal fistülün tedavisinin cerrahi olduğunu ifade eden Prof. Dr. İlker Sücüllü, şunları dile getirdi:
”Doğası gereği tekrarlamaya meyilli olan hastalığın tedavisinde amaç hastanın büyük abdest ve gaz tutma mekanizmasını bozmadan mevcut kronik enfeksiyonunun giderilmesi ve bu hastalık yapan anormal kanalın ortadan kaldırılmasıdır.
Başarılı bir ameliyat için perianal fistülün tiplendirilmesi çok önemlidir. Makatın hemen etrafında, dairesel bir biçimde bulunan büyük abdest tutmayı sağlayan kas yapısıyla olan ilişkisine göre anal fistülün tiplendirilmesi yapılmaktadır. Sadece muayene ile yetinmeyip, EndoAnal Ultrasonografi, Magnetik Rezonans gibi radyolojik yöntemlerden faydalanılması bu tiplendirmenin en doğru şekilde yapılması sağlanmalıdır. Perianal fistül, bazen iltahabi barsak hastalıkları (Crohn Hastalığı, Ülseratif Kolit) ile birliktelik gösterdiği için hastaların bu yönden de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir peri anal fistül hastasında cerrahi tedavisi planlanırken hastanın fistülünün tipi, muayene bulguları, varsa daha önce geçirilmiş perianal bölge ameliyatları ve gaz gaita kontrolü mutlak surette göz önünde bulundurulmalıdır.”
Tanı netleştirildikten ve tiplendirmesi yapıldıktan sonra cerrahi tedavi planlanmasının gerektiğini dile getiren Prof. Dr. İlker Sücüllü, anal fistül tedavisinde lazer uygulamaları hakkında bilgi verdi:
TEDAVİDE LASER UYGULAMASI
LAFT (Laser ablation of fistula tract – Laser ile fistülün kapatılması) işleminin cerrahi uygulamalar içerisinde sıkça kullanılan ısının vücuda iletimi sırasında kullanılan teknolojilerden biri ve en güncel olanı Laser olduğunu anlatan Prof. Dr. İlker Sücüllü, şöyle dedi:
”Bu yöntem kullanılarak yüksek derecede bir ısı cerrahın kontrolünde dokuya aktarılarak kansız ve yan etki açısından düşük bir uygulama elde edilir. Makat kasları ile yakın ilişkisi bulunan fistüllerin tedavisinde kullanılan laser, son günlerde gerek cerrahlar gerekse de hastalar arasında en popüler yöntemlerinden biri olmuştur. Burada amaç fistülün, iç kısmından itibaren laser yardımıyla tamamen yakılarak kapatılmasını sağlamaktır. Uygun hasta seçiminin çok önemli olduğu bu yöntemde, eşlik eden apse varlığı veya birden fazla fistülün olması başarı şansını düşürmektedir. Bu nedenledir ki ameliyat öncesi yapılan görüntüleme yöntemlerinin başarısı direk ameliyatın başarısına etki etmektedir.
Laser uygulamaları Genel Cerrahi pratiğinde anal fistül dışında hemoroid ve pilonidal sinüs gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Hastaların en büyük endişesi olan ameliyat sonrası ağrı bu uygulama ile en aza inmekte ve hastalar işlerine erken dönemde dönebilmektedirler. Burada hastalar açısından özellikle dikkat edilmesi gereken unsur, halen bu tedavi modalitesi konusundaki bilgi kirliliğidir. Unutulmamalıdır ki, bir tedavi aracı ne kadar iyi ve etkin olursa olsun uygun bir hasta ya da hastalıkda kullanılmaması durumunda sonuç başarısızlık olacaktır.”