Kadınlar, bu sağlık sorunlarını dikkate alın…
- Karın şişkinliği ne zaman dikkate alınmalı? - 14 Mart 2026
- Böbrek taşı sadece şiddetli ağrı yaparsa mı tehlikelidir? - 14 Mart 2026
- Bahar yorgunluğu en çok kimleri etkiler? - 13 Mart 2026
Uzmanlara göre, kadınlar hayatlarını yakından ilgilendiren sağlık sorunlarını ihmal ediyor. Kalp hastalıkları genellikle “erkek hastalığı” olarak algılanmaya devam ediyor. 50 yaş üstü kadınların yüzde 50’si kemik kırığı riski taşıyor ancak sadece yüzde 20’si teşhis ediliyor. Yine kadınların sadece yüzde 25 gibi küçük bir kısmı, idrar kaçırma tedavisi için hekime başvuruyor. Cinsel sorunlar hala tabu olmaya devam ediyor.
![]()
Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı, kadın sağlığını yakından ilgilendiren ancak ihmal edilen sağlık sorunlarını anlattı.
Yaşam kaybı nedenleri arasında ilk sırada ancak erkek hastalığı olarak algılanıyor…
Her ne kadar istatistikler kadınlarda kalp hastalıklarının giderek arttığını gösterse de, kalp hastalıkları genellikle “erkek hastalığı” olarak algılanmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, kalp hastalıklarının tüm dünyada kadınlarda yaşam kaybı nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Bununla birlikte American Heart Association’a göre, kadınların yüzde 54’ü kalp hastalıklarının farkında değil.
Meme kanseri ve rahim ağzı kanseri taramalarına katılım oranı hala düşük…
Meme kanseri taramaları (mamografi) ve rahim ağzı kanseri taramaları (Pap smear testi) gibi rutin kontroller de kadınlar tarafından sıklıkla ertelenebilen rutin kontroller arasında yer alıyor. Özellikle de sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde taramalar ihmal ediliyor.
Rahim ağzı kanseri taramaları (Pap smear testi) ve HPV aşısı kadın sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Dünyada kanseri önleyen tek aşı. Buna rağmen, ülkemizde aşılanma oranları hala düşük seyrediyor.
![]()
Kemik taramaları ihmal ediliyor
Osteoporoz (kemik erimesi), özellikle menopoz sonrası kadınlarda sık görülüyor. Uluslararası Osteoporoz Federasyonu verilerine göre, 50 yaş üstü kadınların yüzde 50’si kemik kırığı riski taşıyor ancak sadece yüzde 20’si teşhis edilebiliyor. Dünya çapında 50 yaş üstü her 3 kadından 1’inin ve her 5 erkekten 1’inin kalan yaşam süreleri içerisinde osteoporoz kırıkları yaşayacağı tahmin ediliyor. Tüm bu ciddi sonuçlara rağmen önleyici tedbirler ve kemik taramaları ihmal ediliyor.
Konuşulmaktan kaçınılan sorun; idrar kaçırma
İdrar kaçırma ve pelvik taban sorunları da kadınlar için önemli bir diğer problem. Ancak çoğu kadın bu sorunu bireysel yöntemlerle çözmeye çalışıyor ve tedaviden kaçınıyor. 40 yaş üstü kadınların yaklaşık yüzde 40’ının bu sorunu yaşadığı tahmin ediliyor. İdrar kaçırma bu denli yaygın olmakla birlikte bu kadınların sadece yüzde 25 gibi çok küçük bir kısmı tedavi için hekime başvuruyor.
Farkında olunmayan bir diğer hastalık: Tiroid
Özellikle kadınlar için bir başka yaygın ve önemli problem olan tiroid hastalıkları da, göz ardı edilebilen ya da farkında olunmayan sorunlardan biri. Tiroid hastalıkları kadınlarda erkeklere göre 5-8 kat daha sık görülüyor. Üstelik bu sorunu olan kadınların yaklaşık yüzde 60’ı, yaşadıkları sorunun farkında değil.
Obezite ve metabolik sendrom…
Obezite ve metabolik sendrom sorununun özellikle menopoz sonrası kadınlarda sıklığı arttı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde kadınların yüzde 40’ı obez veya aşırı kilolu. Metabolik sendrom ise menopoz sonrası kadınların yüzde 50’sini etkiliyor.
Uykusuzluk sorunu
Kadınların yüzde 30’u uyku sorunu yaşıyor, ancak sadece yüzde 10’u teşhis edilebiliyor. Menopoz dönemindeki kadınların yüzde 60’ı ise uyku sorunlarıyla mücadele ediyor.
Cinsel sorunlar hala tabu…
Cinsel işlev bozuklukları, kadınlar arasında yaygın olmasına rağmen konuşulmaktan kaçınılan bir sorun olarak kadın yaşamını etkiliyor. Dünya çapında yetişkin düzeyindeki kadınların en az üçte birinin cinsel işlev bozukluğu sorunu yaşadığı biliniyor. Cinsel işlev bozukluğu 40 yaş üstü kişilerde daha yaygındır. Cinsel işlev bozukluğu, insanların yüzde 30 ila yüzde 40’ını hayatlarının bir noktasında etkiler. Ancak bu soruna maruz kalan kişilerin sadece yaklaşık yüzde 12’si tedavi alıyor.