Otizm tanıları neden bu kadar arttı?

Son yıllarda dünya genelinde otizm tanısı alan kişi sayısındaki hızlı artış, bilim dünyasında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bir zamanlar nadir görülen bir nörogelişimsel bozukluk olarak değerlendirilen otizm spektrum bozukluğunun, günümüzde çok daha geniş bir grubu kapsadığı belirtiliyor.

Habere göre, Dünyanın önde gelen otizm araştırmacılarından Prof. Uta Frith, Psychological Medicine dergisinde yayımlanan değerlendirme makalesinde, otizm spektrumunun yıllar içinde giderek genişlediğini ve bunun klinik anlamını zayıflatma riski taşıdığını savundu.

Otizm Görülme Sıklığı 44 Kat Arttı

Makalede yer verilen verilere göre, Prof. Frith’in otizm üzerine çalışmaya başladığı 1960’lı yıllarda yaklaşık 2.500 çocuktan birine otizm tanısı konuluyordu.

Günümüzde ise Birleşik Krallık’ta yapılan araştırmalar, yaklaşık 57 çocuktan birinin otizm spektrumunda değerlendirildiğini gösteriyor. Bu artış, yaklaşık 44 katlık bir yükselişe işaret ediyor.

Birleşik Krallık genelinde otizm prevalansının yüzde 1,8 ila 2 arasında olduğu tahmin ediliyor.

Tanı Kriterleri Zamanla Genişledi

Uzmanlara göre bu artışın en önemli nedenlerinden biri, tanı kriterlerinde yıllar içinde yapılan değişiklikler.

1980 yılında otizmin resmi tanı olarak yer aldığı DSM (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) sonraki güncellemelerde kapsamını önemli ölçüde genişletti.

Başlangıçta ağır sosyal iletişim sorunları ve belirgin davranışsal farklılıklar gösteren çocukları kapsayan tanım, bugün;

  • Dil gelişimi normal olan bireyleri,
  • Farklı zekâ düzeylerini,
  • Ergen ve yetişkinleri,
  • Kadınları,

daha fazla kapsayacak şekilde genişlemiş durumda.

Farkındalık Arttı Ama Tek Sebep Bu Değil

Araştırmacılar, toplumda otizm farkındalığının artmasının ve damgalanmanın azalmasının daha fazla kişinin değerlendirilmesini sağladığını kabul ediyor.

Ancak bilim insanlarına göre yalnızca farkındalık artışı, tanılardaki büyük yükselişi açıklamak için yeterli görünmüyor.

Özellikle zihinsel engeli bulunmayan ergenler, yetişkinler ve kadınlarda görülen tanı artışının, tanı uygulamalarındaki değişimlerle de ilişkili olabileceği değerlendiriliyor.

Genetik Bulgular Yeni Sorular Ortaya Çıkarıyor

Makalede dikkat çeken bir diğer nokta ise son yıllarda yapılan genetik araştırmalar.

Araştırmalar, erken çocukluk döneminde tanı alan bireylerle yetişkin yaşta tanı alan bireylerin genetik profillerinin her zaman aynı olmadığını gösteriyor.

Bu durum, günümüzde aynı tanı başlığı altında değerlendirilen bireylerin aslında farklı biyolojik özelliklere sahip olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

Sosyal Medya Tanı Sürecini Etkiliyor mu?

Makalede sosyal medyanın etkisine de dikkat çekiliyor.

Özellikle TikTok, YouTube ve diğer dijital platformlarda otizm hakkında paylaşılan içeriklerin artmasıyla birlikte birçok kişinin kendi yaşadığı deneyimleri otizm çerçevesinde yorumlamaya başladığı ifade ediliyor.

Araştırmacılar, çevrim içi testler ve öz değerlendirme içeriklerinin bazı bireylerde profesyonel değerlendirme yapılmadan kendi kendine tanı eğilimini artırabileceğine dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre bu durum, kapsamlı klinik değerlendirmelerin önemini daha da artırıyor.

Erken ve Geç Tanı Alanlar Aynı Özellikleri Taşımayabilir

Makalede yer alan değerlendirmeler, erken yaşta tanı alan bireylerle erişkin dönemde tanı alan bireylerin farklı özellikler gösterebildiğini ortaya koyuyor.

Erken tanı alan bireylerde daha sık görülen durumlar arasında:

  • Dil gelişiminde gecikme,
  • Zihinsel yetersizlik,
  • Belirgin gelişimsel farklılıklar

yer alırken;

geç yaşta tanı alan bireylerde ise daha çok:

  • Kaygı bozukluğu,
  • Depresyon,
  • Diğer psikiyatrik sorunlar

eşlik edebiliyor.

Bu farklılıkların gelecekte tanı sistemlerinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

Yanlış Tanı Riski Neden Önemli?

Uzmanlara göre tanı kriterlerinin gereğinden fazla genişlemesi bazı riskleri de beraberinde getirebilir.

Bunlar arasında:

  • Yanlış tanı olasılığının artması,
  • Gerçekten yoğun desteğe ihtiyaç duyan bireylerin gözden kaçabilmesi,
  • Sağlık kaynaklarının daha verimsiz kullanılabilmesi,
  • Kişiye uygun olmayan destek planlarının oluşturulması

yer alıyor.

Araştırmacılar, daha doğru ve kapsamlı değerlendirmelerin hem bireylerin ihtiyaçlarına uygun destek almasını sağlayacağını hem de sağlık hizmetlerinin etkinliğini artıracağını ifade ediyor.

Uzmanlar: Tartışma Tanının Değerini Azaltmıyor

Uzmanlar, bu tartışmanın otizmin gerçek bir nörogelişimsel farklılık olduğu gerçeğini değiştirmediğini vurguluyor.

Amaç; tanı kriterlerinin bilimsel veriler ışığında sürekli gözden geçirilmesi, farklı klinik tabloların daha doğru ayırt edilmesi ve her bireyin ihtiyacına uygun değerlendirme yapılması olarak ifade ediliyor.

Otizm tanılarındaki artış, yalnızca sağlık alanının değil, eğitim ve sosyal politikaların da önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yeni bilimsel değerlendirme, tanı kriterlerinin yıllar içinde genişlemesinin bazı avantajlar sağlarken aşırı tanı riskini de beraberinde getirebileceğini öne sürüyor. Uzmanlar ise bireylerin kendi kendilerine tanı koymak yerine, deneyimli çocuk ve erişkin ruh sağlığı uzmanları tarafından yapılacak kapsamlı değerlendirmelerin en doğru yaklaşım olduğunun altını çiziyor.

(Visited 9 times, 1 visits today)