Kanserde radyasyon onkolojisi

Radyasyon Onkolojisi uzmanı Prof. Dr. Berrin Pehlivan, ”Geldiğimiz noktada kanser artık tedavi edilebiliyor ve daha da önemlisi önlenebiliyor. Bu başarının da baş aktörlerinden biri hiç şüphesiz ki radyasyon onkolojisi” dedi.

Radyasyon Onkolojisi uzmanı Prof. Dr. Berrin Pehlivan, kanser hastalığında uygulanan radyasyon onkolojisi ve diğer tedavi yöntemleri ile ilgili şunları anlattı:

“Kanser tedavisi deyince aklımıza cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi yöntemleri geliyor. 2005 yılında yapılan bir analiz, kanserin tedavi yöntemlerini yüzde 49 cerrahi, yüzde 40 radyoterapi, yüzde 11 kemoterapi olarak yansıtıyor. Erken evrede yayılmadan saptanan kanser hastaları radyoterapi veya cerrahi dediğimiz lokal tedaviler ile iyileştirilip çoğu zaman kür sağlanıyor. Ancak ileri ya da metastatik döneme gelmiş kanserlerde kemoterapi devreye giriyor ve o zaman işler daha komplike hale geliyor. Geldiğimiz noktada kanser artık tedavi edilebiliyor ve daha da önemlisi önlenebiliyor. Bu başarının da baş aktörlerinden biri hiç şüphesiz ki radyasyon onkolojisi.

Son yıllarda radyasyon onkolojisinde yaşanan gelişmeler kapsamında, ışın demetleri mümkün olduğunca hedef dokuya yönlendirilerek çevresindeki normal dokuyu koruyor. Yoğunluk ayarlı radyoterapi, ark tedavileri ve son olarak radyocerrahi gibi tekniklerle hedef hacme en yüksek dozu verip çevredeki normal dokuyu koruyan tedaviler yapılabiliyor. Bu şekilde hem tedavi başarısı artıyor hem de yan etkiler azalıyor. Radyoterapi, bölgesel bir tedavi olduğundan uygulandığı bölgedeki hücrelerde DNA hasarı yapıyor. Bu nedenle, etkisini o noktada göstermesi bekleniyor. Ancak, tanımlanan ‘abskopal etki’, radyoterapinin uygulandığı yere uzak bölgelerde de etkisini gösterebiliyor. Etkin dozda uygulandığında radyoterapi tümör aşısı gibi davranabiliyor veya immünolojik hücre ölümlerine sebep olabiliyor.

Tümör agnozi çağı

Kanser artık hem hastalığın başlangıcını hem de süreci yönlendiren genomik değişikliklerin belirlenmesiyle tedavisine karar verilen ‘genomik’ bir hastalık. Kanser hücrelerinin büyümesini sağlayan mutasyonların, biyo belirteçlerin tanınması ve bunlara karşı geliştirilen tedavilerin tespitiyle buna cevap verme ihtimali yüksek olan hastaların belirlenmesi, araştırmaların temelini oluşturuyor. Agnostik tedaviler, tümörün vücutta büyümeye başladığı bölgeye bakmaksızın köken aldığı dokudan bağımsız olarak tümör içerisindeki spesifik genomik değişiklikleri hedefliyor. Son yılllarda onkolojideki büyük gelişmeler, saptanan bu genomik değişikliklere karşı geliştirilen akıllı ilaçlar ve immünoterapilerle oldu. Hastalara verilecek radyoterapi kararı, kanserin köken aldığı organa ve evresine göre veriliyordu. Ancak üzerinde çalışılan radyogenom projeleriyle artık hangi hastanın radyoterapiden daha çok yarar göreceği, verilecek radyasyon dozu gibi sorular, tedaviye başlamadan yanıtlanabilecek ve doğru hastaya doğru tedaviler verilebilecek. 

Radyoterapi hastalar için sistemik tedavilerin vazgeçilmezi oldu

Bilim ve teknolojiden herkes nasibini alsa da radyoterapi iş yapış biçimini çok değiştirdi. Radyoterapi cihazlarındaki gelişmelerle maksimum kesinlikte hedef tümöre odaklanılıyor. Bu hassasiyetin artmasıyla hem yan etkiler azaldı hem de daha yüksek dozlar uygulayıp hastalığı kontrol etme şansı yakalandı. Kanser biyolojisi hakkındaki bilgiler çoğaldıkça, lokal tedavilerin önemi artarak daha fazla hastaya radyoterapi uygulanmaya başlandı. Ayrıca radyoterapinin immünolojik etkisi yani bağışıklık sistemini uyardığı anlaşıldı ve birçok hasta için sistemik tedavilerin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Teşhisten, tedavi ve sonrası izlemeye kadar her aşamada, radyoterapi giderek daha etkin rol alıyor.”

(Visited 46 times, 1 visits today)